Bir Mektup ve Ardından Gelen Sessizlik: “Başkasına Aşık Oldum”
“Yine mi annem aradı?” dedim, sofrada sessizliği delen tek sesimle. Elimdeki çatalı tabağa bıraktım, camdan dışarıya bakarken içimde bir huzursuzluk vardı. “Evet, aradı,” dedi Tamer, gözlerini benden kaçırarak. “Ne dedi?” diye sordum, sesim titriyordu. “Bir şey yok, önemli değil,” dedi ama ben biliyordum, bir şeyler vardı. O akşam, sofrada iki yabancı gibi oturuyorduk. Oğlumuz Emir odasında ders çalışıyordu, kızımız Elif ise mutfakta bana yardım etmek için bekliyordu. Ama Tamer’in sessizliği, evin havasını ağırlaştırıyordu.
O gece, bulaşıkları yıkarken Elif yanıma geldi. “Anne, babam neden bu kadar sessiz?” diye sordu. “Yorgun galiba kızım,” dedim, ama içimde bir fırtına kopuyordu. O gece uyuyamadım. Tamer’in yanına uzandım, ama aramızda görünmez bir duvar vardı. Sabah olduğunda, Tamer erkenden kalktı. Ben mutfağa indiğimde, masanın üzerinde bir zarf buldum. El yazısıyla adım yazılıydı: “Sevgi’ye.” Ellerim titreyerek açtım mektubu. “Sevgi, sana bunu söylemek için cesaretim yoktu. Başkasına aşık oldum. Artık bu evde kalamam. Çocuklara iyi bak. Hakkını helal et.”
Dünya başıma yıkıldı. Dizlerimin bağı çözüldü, yere çöküp ağlamaya başladım. Elif ve Emir’in uyanmasını istemedim, gözyaşlarımı sessizce sildim. O an, hayatımın en uzun sabahıydı. Tamer’in dolabındaki kıyafetlerin çoğu yoktu. Telefonunu kapatmıştı. Annemi aradım, “Anne, Tamer gitti,” dedim. Annem telefonda sustu, sonra “Kızım, çocukların için güçlü olmalısın,” dedi. Ama nasıl güçlü olacaktım? Yirmi yıllık evliliğimiz bir mektupla bitmişti.
O gün çocuklara hiçbir şey söyleyemedim. Emir, “Babam nerede?” diye sorduğunda, “İşi çıktı, birazdan gelir,” dedim. Elif ise gözlerime baktı, sanki her şeyi anlamış gibi. Akşam olunca, Tamer hâlâ yoktu. Telefonunu defalarca aradım, açmadı. O gece çocuklar uyuduktan sonra, salonda tek başıma oturdum. Televizyon açıktı ama hiçbir şey duymuyordum. İçimde bir öfke, bir kırgınlık vardı. “Neden?” diye sordum kendi kendime. “Nerede hata yaptım?”
Ertesi gün, Tamer’in ailesi aradı. Kayınvalidem, “Oğlumuzun ne yaptığını bilmiyoruz, ama çocukları düşün,” dedi. Onlar da şaşkındı. Komşular, “Tamer’i görmedik,” dediler. Herkesin gözü üzerimdeydi. Markete gittiğimde, kasiyer bile bana acıyarak bakıyordu. Sanki herkes biliyordu. O hafta boyunca, her gece ağladım. Çocuklarım için ayakta durmaya çalıştım. Elif, “Anne, babam bizi bırakmaz değil mi?” diye sorduğunda, gözyaşlarımı saklamak için mutfağa kaçtım. Emir içine kapandı, odasından çıkmaz oldu.
Bir hafta sonra, Tamer’den bir mesaj geldi: “Çocukları görmek istiyorum.” O an, içimde bir şeyler koptu. “Bizi bir mektupla bırakıp şimdi çocukları mı hatırladın?” diye yazdım ama göndermedim. Onunla yüzleşmek istiyordum. Bir akşam, çocukları alıp parka götürdü. Ben evde tek başıma kaldım. O saatlerde, duvarlara bakıp düşündüm: “Ben ne olacağım?”
Bir gün, Elif okuldan ağlayarak geldi. “Arkadaşlarım babamın başka bir kadına gittiğini söylüyor,” dedi. Küçücük kalbiyle bu yükü taşımak zorunda kalmıştı. Sarıldım ona, “Baban seni çok seviyor,” dedim ama sesim titriyordu. O gece, Emir yanıma geldi. “Anne, babamı affedecek misin?” diye sordu. “Bilmiyorum oğlum,” dedim, “Bazen insanlar hata yapar, ama bazı hatalar affedilmez.”
Ailem bana destek olmaya çalıştı. Annem, “Kızım, hayat devam ediyor,” dedi. Ablam, “Çocukların için güçlü olmalısın,” diye nasihat verdi. Ama geceleri yalnız kaldığımda, Tamer’in bana bıraktığı mektubu tekrar tekrar okudum. “Başkasına aşık oldum.” Bu cümle beynimde yankılandı. Yirmi yıl boyunca, iyi günde kötü günde yanında oldum. Hastalandığında başında bekledim, işsiz kaldığında destek oldum. Şimdi ise bir mektupla terk edilmiştim.
Bir gün, Tamer’in yeni sevgilisiyle bir kafede oturduğunu gördüm. Yanımdan geçerken göz göze geldik. O an, içimdeki öfke yerini bir boşluğa bıraktı. “Beni değil, çocuklarını da bıraktın,” dedim içimden. Eve döndüğümde, Elif bana sarıldı. “Anne, seni bırakmayacağım,” dedi. O an anladım ki, hayatımda en değerli şey çocuklarım. Onlar için ayakta durmalıydım.
Aylar geçti. Tamer arada bir çocukları görmeye geldi. Ama hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Emir içine kapandı, Elif ise daha çabuk büyüdü. Ben ise, her gün biraz daha güçlendim. İş buldum, çalışmaya başladım. Kendi ayaklarım üzerinde durmayı öğrendim. Ama geceleri, bazen hâlâ o mektubu hatırlıyorum. “Başkasına aşık oldum.”
Şimdi, yıllar sonra, o günleri düşündüğümde, kendime soruyorum: Bir insan bir mektupla her şeyi bırakıp gidebilir mi? Sevgi bu kadar kolay silinir mi? Siz olsaydınız, affeder miydiniz?