Bir Biletin Bedeli: Soğuk Bir Akşamda Yaşananlar
“Biletiniz var mı teyze?” diye sordu şoför, sesi soğuk ve sabırsızdı. Otobüsün içindeki herkesin bakışları yaşlı kadına çevrildi. Kadının elleri titriyordu; eski bir yün atkıya sıkıca sarılmıştı. Cevap vermek için dudaklarını araladı, ama sesi neredeyse bir fısıltıydı: “Cüzdanımı evde unutmuşum, oğlumun yanına gidiyorum.”
O an içimde bir şeyler koptu. Ben, otobüsün arka koltuğunda, kulaklığımı çıkarmış, olan biteni izliyordum. Annem yaşında bir kadındı bu; gözleri yorgun, elleri çatlamış. Şoförün yüzünde ise yılların getirdiği yorgunluk ve öfke vardı. “Kurallar böyle teyze, biletin yoksa inmek zorundasın,” dedi kararlı bir sesle.
Otobüsün içi bir anda buz gibi oldu. Kimse konuşmadı. Kimse müdahale etmedi. Kadın yavaşça ayağa kalktı, bastonunu yere vurdu ve kapıya doğru yürüdü. Kar taneleri camlara vururken, ben yerimden kalkamadım. İçimde bir ses bağırıyordu: “Yardım et!” Ama dilim tutulmuştu.
Kadın kapıdan inerken arkasını döndü ve sadece birkaç kelime söyledi: “Evlat, insanlık biletle ölçülmez.”
O an gözlerim doldu. Şoför ise başını çevirdi, göz göze gelmekten kaçındı. Otobüs tekrar hareket etti; motorun homurtusu, içimdeki suçluluğu bastıramadı. Yanımdaki genç çocuk annesine döndü: “Anne, neden kimse yardım etmedi?” Kadın başını eğdi, “Bazen insanlar korkar oğlum,” dedi sessizce.
O gece eve döndüğümde annem sofrayı hazırlamıştı. Yüzünde her zamanki sıcak gülümsemesi vardı. Ama ben masaya otururken içimdeki huzursuzluk büyüyordu. Annem fark etti: “Bir şey mi oldu kızım?”
“Otobüste yaşlı bir kadını indirdiler anne, bileti yok diye… Kimse bir şey yapmadı. Ben de…”
Annem derin bir iç çekti: “Kızım, hayat bazen insanı öyle bir köşeye sıkıştırır ki, ne doğruyu ne yanlışı görebilirsin. Ama vicdanın varsa, o seni rahat bırakmaz.”
O gece uyuyamadım. Kadının sözleri kulaklarımda yankılanıyordu: “İnsanlık biletle ölçülmez.” Sabah işe giderken aynı otobüs durağında bekledim. Kar hâlâ yağıyordu. Gözüm hep yaşlı kadını aradı ama yoktu.
İş yerinde de aklım hep o sahnedeydi. Arkadaşım Elif’e anlattım olanları. “Sen ne yapabilirdin ki?” dedi omuz silkip. “Herkes kendi derdinde.” Ama ben öyle düşünmüyordum. O kadının yerine annem olabilirdi, ya da ben yaşlandığımda aynı duruma düşebilirdim.
Akşam eve dönerken yine aynı otobüse bindim. Şoför bu sefer başka biriydi; ama koltuklarda aynı yorgun yüzler, aynı sessizlik vardı. Birden otobüse yaşlı bir adam bindi; cebinden bilet çıkarırken elleri titriyordu. Yanındaki genç ona yardım etti, biletini cihaza okuttu. O an içimde bir umut filizlendi: Demek ki hâlâ iyi insanlar var.
Eve vardığımda babam televizyonun karşısında oturuyordu. Haberlerde yine zamlar, işsizlik ve toplumsal sorunlar konuşuluyordu. Babam başını kaldırdı: “Bugün nasıldı kızım?”
“Baba,” dedim tereddütle, “Sence biz neden bu kadar duyarsız olduk? Eskiden komşular birbirine yardım ederdi, şimdi kimse kimseyi tanımıyor.”
Babam gözlerini kaçırdı: “Zaman değişti kızım. Herkes kendi derdine düştü.”
Ama ben kabullenemedim bunu. Ertesi gün otobüse binerken yanıma fazladan bir bilet aldım. Belki yine ihtiyacı olan biri olur diye…
Bir hafta sonra aynı saatte aynı otobüste yaşlı bir kadın gördüm; elleriyle çantasını sıkıca tutuyordu. Şoför yine bilet sorduğunda kadın telaşlandı, cüzdanını bulamıyordu. Hemen yanına gittim ve fazladan aldığım bileti uzattım: “Buyurun teyze, bugün benden olsun.” Kadın gözlerimin içine baktı, gözleri doldu: “Allah razı olsun evladım.”
O an içimde tarifsiz bir huzur hissettim. Otobüsteki diğer yolcular bana bakıyordu; bazıları gülümsedi, bazıları başını çevirdi. Ama ben biliyordum ki küçük bir iyilik bile zincirleme etki yaratabilirdi.
O akşam eve döndüğümde anneme anlattım olanları. Gözleri doldu: “İşte şimdi insanlık budur kızım,” dedi sarılarak.
Ama hâlâ aklımda o ilk kadının sözleri var: “İnsanlık biletle ölçülmez.” Acaba toplum olarak ne zaman birbirimize sırtımızı dönmeyi bırakacağız? Siz olsaydınız ne yapardınız? Bir bilet için insanlığımızdan vazgeçer miydik?