Bir an için gözlerimi kapattım ve içimdeki öfkeyi bastırmaya çalıştım. Annemin sesi hâlâ kulaklarımda çınlıyordu: “Kızım, aile her şeydir, unutma!” Ama ya aile, insanın en büyük yarası olursa? O gün, evimizin anahtarını kayınbiraderim Serkan’a uzatırken, içimde tuhaf bir huzursuzluk vardı. “Abla, merak etme, bir iki ayda toparlanırım,” demişti. Oysa hiçbirimiz, bu iyilikle başlayan yolun bizi uçurumun kenarına getireceğini bilmiyorduk.
Her şeyin altüst olduğu o geceyi asla unutamıyorum. Eşim Murat’la aramızdaki sessizlik, evin duvarlarını bile titretiyordu. Annem, babam, hatta komşular bile işin nereye varacağını merak ediyordu. Serkan’ın borçları, geciken kiralar, kırılan sözler… Her gün biraz daha yıkıldık, biraz daha uzaklaştık birbirimizden. Peki, insan kendi mutluluğunu, huzurunu, sırf aile diye riske atmalı mı? Yoksa bazen en büyük iyilik, mesafeyi korumak mıdır?
Tüm yaşadıklarımın detaylarını ve bu kararın hayatımı nasıl değiştirdiğini öğrenmek için yorumlara göz atmayı unutmayın… 👇👇