Bir Uçakta Başlayan Hayat Dersi: Zeynep’in Hikayesi
“Hanımefendi, koltuğunuzun yanındaki kolçağı indirir misiniz?” diye sordu hostes, hafifçe gülümseyerek. Koltuğuma otururken, yanımdaki adamın gözleri üzerimdeydi. Takım elbisesi, pahalı saati ve burnu havada tavrıyla, sanki bu uçağın sahibiymiş gibi davranıyordu. Ben ise nefesimi tutmuş, insanların bakışlarından kaçmaya çalışıyordum. O an, içimdeki çocuk Zeynep’in sesini duydum: “Yine mi başlıyor?”
Yanımdaki adam, adının Murat olduğunu sonradan öğrendiğim, bana dönüp alaycı bir sesle, “Birinci sınıfta böyle yolcuları da almaya başladılar demek,” dedi. Sözleri, kalbime bir hançer gibi saplandı. Yüzüm kızardı, ellerim titredi. “Affedersiniz, bir sorun mu var?” dedim, sesim çatallandı. Murat, gözlerini devirdi: “Yok, sadece koltuklar dar geliyor bana, bazıları için daha da dar olmalı.”
Uçak yavaşça pistte ilerlerken, gözlerim camdan dışarıya kaydı. İstanbul’un üstünde gri bir sabah, içimde ise fırtına. Annemin sesi kulaklarımda: “Zeynep, kimseye kendini ezdirme.” Ama o an, kendimi küçücük hissettim. Yanımdaki adamın bakışları, sanki tüm uçağın bana güldüğünü hissettiriyordu. Birkaç koltuk arkasında, yaşlı bir teyze bana gülümsedi. O gülümseme, içimdeki kırık parçaları bir araya getirmeye yetmedi.
Uçak havalandıktan sonra, Murat telefonunu çıkardı, yüksek sesle konuşmaya başladı: “Evet, toplantıya yetişiyorum. Tabii, birinci sınıf. Ama yanımda… Neyse, anlatırım.” Sözleriyle beni işaret ettiğini biliyordum. Gözlerim doldu, ama ağlamamaya yemin ettim. O an, geçmişte yaşadığım tüm zorbalıklar, okulda, işte, sokakta duyduğum tüm alaycı sözler aklıma geldi. İnsanlar neden başkalarının hayatına bu kadar kolay müdahale edebiliyorlardı?
Hostes tekrar geldi, bana sıcak bir çay uzattı. “İyi misiniz?” diye fısıldadı. Başımı salladım. Murat ise hâlâ bana bakıyordu. “Biliyor musunuz, bazı insanlar kendilerine bakmayı bilmiyor,” dedi, sanki ben yokmuşum gibi. O an, içimde bir şey koptu. “Belki de bazı insanlar başkalarına saygı duymayı bilmiyordur,” dedim, gözlerinin içine bakarak. Bir anlık sessizlik oldu. Murat’ın yüzü asıldı, ama sonra gülümsedi: “Bakın, alınmayın. Sadece, bu kadar kilolu insanların uçakta olması diğer yolcuları rahatsız ediyor.”
O an, çocukluğum aklıma geldi. Babamın ölümünden sonra, annemle birlikte yaşadığımız yoksulluk, okulda dalga geçilen halim, her bayramda alınamayan yeni elbiseler… Ama ben hep çalıştım, okudum, başardım. Şimdi ise, bir adamın küçümseyici sözleriyle yine eski Zeynep’e dönmek istemiyordum. Derin bir nefes aldım. “Sizce insanları dış görünüşüne göre yargılamak ne kadar doğru?” dedim. Murat, omuz silkti: “Hayat böyle, herkes kendi seviyesindekilerle olmalı.”
Uçakta bir anons yapıldı: “Sayın yolcularımız, kaptanımız Zeynep Yılmaz sizleri selamlıyor. Birazdan inişe geçeceğiz.” O an, Murat’ın yüzü bembeyaz oldu. Bana döndü, gözleri kocaman açıldı. “Siz… Siz kaptan mısınız?” dedi, sesi titreyerek. Hafifçe gülümsedim. “Evet, ben bu uçağın kaptanıyım. Bugün görevim başlamadan önce yolcu olarak seyahat ediyorum. Ama birazdan kokpite geçeceğim.”
Uçakta bir uğultu başladı. Hostesler bana saygıyla bakıyor, bazı yolcular alkışlıyordu. Murat ise başını öne eğdi, utanç içinde kıpırdanıyordu. “Özür dilerim,” dedi, sesi neredeyse duyulmayacak kadar kısık. “Bilmiyordum…”
O an, içimdeki tüm kırgınlıklar bir anda boşaldı. “Beni tanımadan, sadece dış görünüşümle yargılamanız gerekmiyordu,” dedim. “Herkesin bir hikayesi var, Murat Bey. Benimki de kolay değildi. Ama siz, bir insanı sadece koltuğa sığmadığı için küçümsediniz.” Murat gözlerini kaçırdı. “Haklısınız,” dedi, “Bazen insan kendini üstün görüp başkalarını ezebiliyor.”
Kokpite geçerken, hostesler bana başarılar diledi. Uçağı güvenle indirdim. Yolcular çıkarken, Murat yanıma geldi. “Size teşekkür etmek istiyorum,” dedi. “Bugün bana büyük bir ders verdiniz.” Gülümsedim. “Ders almak isteyen için hayat her zaman bir öğretmendir,” dedim.
O gün, uçağın kapısından çıkarken, annemin sesi yine kulaklarımdaydı: “Zeynep, kimseye kendini ezdirme.” Ben de artık biliyordum ki, gerçek değerimizi kimse dış görünüşümüzle ölçemez. Peki, siz hiç başkalarının önyargısıyla karşılaştınız mı? Ya da birini sadece görünüşüyle yargıladığınız oldu mu?