Kızımın Saçları Kısa Diye Onu Erkek Sandılar: Bir Fotoğrafın Ardındaki Gerçekler

“Bu çocuk kız mı, erkek mi?”

Öğretmenimizin WhatsApp grubuna attığı sınıf fotoğrafının altındaki ilk yorumu okuduğumda, elimdeki çay bardağı titredi. Kızım Elif’in kısa saçları vardı, çünkü geçen ay lösemi tedavisi gören kuzeni için saçlarını kestirmişti. Ama kimse bunu bilmiyordu. Fotoğrafta Elif, yanındaki uzun saçlı iki kızdan farksızdı bana göre; ama annelerden biri, “Ortadaki çocuk erkek mi?” diye yazınca, içimde bir şeyler koptu.

O an, Elif’in odasında sessizce kitap okuduğu aklıma geldi. Onun ne kadar hassas olduğunu, saçlarını kestirdiği gün gözlerindeki gururu düşündüm. Ama şimdi, bir fotoğraf yüzünden cinsiyeti sorgulanıyordu. Eşim Murat işten yeni gelmişti. Ona gösterdim mesajı. Kaşlarını çattı, “Boşver, takılma böyle şeylere,” dedi. Ama ben takıldım. Çünkü bu sadece bir fotoğraf değildi; bu, Elif’in kimliğine yapılan bir saldırıydı.

O gece uyuyamadım. Annem aradı, “Kız çocuğunun saçı kısa olur mu? Herkes yanlış anlar,” dedi. Annemin sesiyle büyüdüm ben; onun doğrularıyla, onun korkularıyla. Ama Elif farklıydı. O, başkaları için saçını feda edecek kadar cesurdu. Yine de annemin sözleri içimi kemirdi: “Kız dediğin belli olur.”

Ertesi gün okulda veli toplantısı vardı. Koridorda anneler fısıldaşıyordu. Birinin kulağına çalındı: “Elif’in annesi geldi.” Gözler üzerimdeydi. Sınıfa girdiğimde öğretmenimiz Derya Hanım bana yaklaştı:

– Merhaba Zeynep Hanım, nasılsınız? Elif çok iyi bir öğrenci, ama…

Ama’sını duymak istemedim.

– Fotoğrafla ilgili bazı veliler sorular sordu… Elif’in saçları…

Sözünü kestim:

– Elif saçlarını kuzeni için kestirdi. O bir kız ve bundan gurur duyuyorum.

Derya Hanım başını salladı ama gözlerinde bir tereddüt vardı. Sanki Elif’in kısa saçlı olması okulun düzenini bozuyormuş gibi.

Toplantıdan sonra eve dönerken Elif’in elini tuttum. “Kızım,” dedim, “Bugün okulda senin hakkında konuştular.” Gözleri büyüdü.

– Ne dediler anne?

– Saçların yüzünden seni erkek sanmışlar.

Bir an sustu. Sonra dudaklarını büküp gülümsedi:

– Ben kendimi biliyorum anne. Onlar bilmesin.

O an Elif’in benden daha güçlü olduğunu fark ettim. Ama ben hâlâ öfkeliydim. Akşam yemeğinde Murat’a anlattım olanları.

– Zeynep, bırak insanlar ne derse desin! Kızımız mutluysa mesele yok.

Ama mesele vardı. Çünkü ertesi gün Elif eve ağlayarak geldi. Sınıftaki bir çocuk ona “Erkek misin sen?” demişti. Elif’in gözyaşları yüreğime aktı.

O gece annemi aradım yine. “Anne,” dedim, “Sen de küçükken böyle hissettin mi hiç? Başkalarının ne dediğini bu kadar önemsedin mi?”

Bir süre sessizlik oldu telefonda. Sonra annem ağlamaklı bir sesle:

– Ben de çocukken pantolon giymek isterdim ama babam izin vermezdi. Kız dediğin etek giyer derdi…

İşte o an anladım; bu sadece Elif’in değil, nesiller boyu süren bir hikâyeydi.

Bir hafta sonra okulda bahar şenliği vardı. Elif sahneye çıkacaktı; kısa saçlarıyla, rengârenk elbisesiyle… Sahnede dans ederken herkes ona bakıyordu. Sonra bir veli yanıma geldi:

– Zeynep Hanım, kızınız çok cesurmuş. Bizim kız da saçlarını kestirmek istiyor ama cesaret edemiyor.

İçimde bir şeyler değişti o an. Belki de Elif’in yaşadıkları başka çocuklara ilham olacaktı.

Ama her şey bitmemişti. O akşam sosyal medyada okulun fotoğrafı paylaşıldı ve altına yine yorumlar geldi:

“Ortadaki çocuk kız mı erkek mi belli değil.”
“Çocukların cinsiyetiyle oynamayın.”
“Anne babalar dikkatli olsun.”

Yine elim ayağım titredi. Murat bu kez daha sert çıktı:

– Yeter artık! Kızımızın arkasında duracağız.

Elif’e sordum:

– Bu yorumları gördün mü?

Başını salladı.

– Anne, insanlar anlamaz bazen… Ama ben pişman değilim.

O gece Elif’le yatağına uzandık. Ona sarıldım.

– Kızım, seninle gurur duyuyorum.
– Ben de seninle anne…

Sabaha karşı uyandığımda aynada kendime baktım. Yıllardır başkalarının ne dediğini önemseyerek yaşamıştım. Ama artık Elif’in cesaretiyle ben de değişiyordum.

Şimdi düşünüyorum da… Bir fotoğraf yüzünden başlayan bu tartışma bize ne öğretti? Toplumun kalıplarına uymak zorunda mıyız? Yoksa çocuklarımızın kendi kimliklerini bulmasına izin vermeli miyiz?

Siz olsaydınız ne yapardınız? Çocuğunuzun farklı olmasına nasıl destek olurdunuz? Yorumlarınızı merak ediyorum…