Sessizce Sevmek: Bir Dostluğun Gölgesinde
Yirmi yıldır en yakın arkadaşım Zeynep’e olan duygularımı içimde sakladım. Onu kaybetme korkusuyla, hislerimi asla açıkça söyleyemedim. Bir gün, aramızdaki sessizliği bozan bir bakış, her şeyi değiştirdi.
Yirmi yıldır en yakın arkadaşım Zeynep’e olan duygularımı içimde sakladım. Onu kaybetme korkusuyla, hislerimi asla açıkça söyleyemedim. Bir gün, aramızdaki sessizliği bozan bir bakış, her şeyi değiştirdi.
Hayatım boyunca kendi isteklerimden vazgeçtim, oğlumun daha iyi bir hayatı olsun diye. Şimdi yaşlandım ve geriye dönüp baktığımda, acaba doğru mu yaptım diye kendime soruyorum. Bu hikaye, bir babanın sevgisiyle yoğrulmuş fedakarlıklarının ve sonunda yaşadığı hayal kırıklığının hikayesidir.
O gece hayatım ikiye bölündü: öncesi ve sonrası. Kocam Engin’in bana başka bir kadını sevdiğini itiraf ettiği an, içimdeki her şey yıkıldı. O an ne ağladım, ne de yalvardım; sadece sessizce dinledim ve içimde bir şeylerin değiştiğini hissettim.
O akşam, sevgilimin ailesiyle ilk kez tanışmaya giderken içimde tarifsiz bir huzursuzluk vardı. Masadaki gerginlik, söylenmeyen sözler ve geçmişten gelen kırgınlıklar, beni bu ailenin bir parçası olup olamayacağımı sorgulamaya itti. O akşamdan sonra, aşkın her şeyi çözmeye yetip yetmeyeceğini ilk kez gerçekten düşündüm.
Bir sabah annemin gözlerimin içine bakıp, ‘Bizi ne zaman göreceksin, oğlum?’ demesiyle hayatımın en zor dönemine girdiğimi anladım. Hem işte başarılı olmaya çalışıyor, hem de ailemin benden beklediği evlat olmaya çabalıyordum; ama ikisinin arasında eziliyordum. İnancım ve dua, bu karmaşanın içinde bana yol gösterdi, ama her şey sandığınız kadar kolay olmadı.
Kucağımda minik kızım Elif uyurken, gözlerim pencereden dışarıya dalmıştı. Kocam Emre’nin beni ve Elif’i ansızın terk edişinin ardından, kayınvalidem Şükran Hanım’ın kapıma gelip acımı yüzüme vurmasıyla dünyam altüst oldu. Şimdi, yalnızlığın ve ihanetten doğan acının içinde, kendime ve kızım için bir çıkış yolu arıyorum.
Adım Gülseren Yılmaz, 62 yaşındayım ve ilk defa kendim için nefes alıyorum. Yıllarca eş, anne ve gelin olarak hep başkalarını düşündüm, kendi isteklerimi hep erteledim. Şimdi ise, yılların getirdiği yalnızlık, aile içi çatışmalar ve gözyaşları arasında kendimi bulmanın ne demek olduğunu anlatacağım.
Kocamın bana değil, başkasına ait olduğunu hissettiğim o anı asla unutamayacağım. Her gün pencereden onları izlerken içimde büyüyen kıskançlık ve çaresizlikle boğuşuyordum. Hayatımın en zor kararını vermek zorunda kaldım: ya susup içimde ölecektim, ya da sesimi duyuracaktım.
Altı yaşında babamın evi terk ettiği o akşam, hayatımın geri kalanını şekillendiren bir boşlukla tanıştım. Annemle baş başa kaldığımız o sessiz evde, çocukluğumun ne demek olduğunu unuttum; çünkü bir anda büyümek zorunda kaldım. Yıllar geçtikçe, babamın yokluğunda kendimi ona kanıtlamaya çalışırken, içimdeki o eksikliği hiçbir başarı dolduramadı.
Ben Elif, 38 yaşında, İstanbul’da yaşayan bir kadınım. Evliliğimden sonra kayınvalidem Necla Hanım’ın evimizdeki baskın varlığı, hem sabrımı hem de evliliğimi sınadı. Bu, onun bitmek bilmeyen istekleriyle baş etmeye çalışırken yaşadığım duygusal fırtınanın hikayesi.
Kapının önünde yine o valiziyle dikilen kayınbiraderimi görünce içimdeki öfkeyi zor bastırdım. Onu evimizde ağırlamaktan bıktım ama eşimle aramız bozulmasın diye hep sustum. Artık bu yükü daha fazla taşıyamayacağımı hissediyorum.
Adım Gülten. Kızım Elif’in hayatındaki en önemli anlardan dışlandığımı öğrendiğimde, içimde tarifsiz bir acı hissettim. Yıllarca onun için yaşadım, ama şimdi kendime sormadan edemiyorum: Ben nerede hata yaptım?