Bir Ayrılığın Ardından: Annemle Babam Neden Ayrıldı?
“Neden annemle babam birlikte yaşamıyorlar?” Bu soruyu ilk kez sorduğumda, annemin gözlerinde bir anlığına beliren gölgeyi asla unutamam. O zamanlar üç yaşındaydım, ama o gölge, yıllar geçse de içimde büyüyen bir boşluğun tohumu oldu. O sabah, annemle birlikte eski, yıpranmış bir otobüsle İstanbul’dan köyümüze dönerken, annemin elleri titriyordu. Yanımızda sadece bir valiz, içinde birkaç kıyafet ve eski bir fotoğraf albümü vardı. Annem, gözyaşlarını bana göstermemek için pencereden dışarı bakıyordu. Ben ise, neden babamın bizimle gelmediğini anlamaya çalışıyordum.
Köye vardığımızda, babaannem Fatma Hanım kapıda bekliyordu. Annemi görünce önce sarıldı, sonra yüzünü buruşturdu: “Her şeyi mahvettin kızım! Şehirde ne buldun da döndün?” Annem cevap vermedi, sadece başını eğdi. Ben ise, babaannemin sert bakışlarından korkup annemin eteğine daha sıkı sarıldım.
O günden sonra hayatım köyde geçti. Babamdan sadece bayramlarda bir telefon gelir, o da kısa sürerdi. “Nasılsın kızım?” derdi babam, ben de “İyiyim baba” derdim. Ama aslında iyi değildim. Okulda arkadaşlarımın çoğunun anne-babası birlikteydi. Sınıfta annesiyle babası ayrı olan tek çocuk bendim. Herkesin gözünde farklıydım; bazen acıyan bakışlar, bazen de meraklı sorular…
Bir gün okuldan eve dönerken, komşumuz Ayşe Teyze’nin kızı Elif yanıma yaklaştı: “Senin baban neden yok?” dedi. Ne diyeceğimi bilemedim. Yutkundum, “Babam şehirde çalışıyor” dedim. Ama Elif’in gözleriyle bana inanmadığını anladım. O gün eve koşarak gittim ve anneme sarılıp ağladım.
Annem sessizce saçlarımı okşadı. “Baban seni çok seviyor,” dedi ama sesi titriyordu. “O zaman neden bizimle değil?” diye sordum. Annem cevap vermedi, sadece gözlerime baktı ve ağlamaya başladı. O an anladım ki, bazı soruların cevabı yoktu ya da annem bana söylemek istemiyordu.
Yıllar geçti, ben büyüdüm. Lise yıllarımda babamla aramızdaki mesafe daha da açıldı. Bir gün cesaretimi toplayıp anneme tekrar sordum: “Anne, lütfen bana gerçeği söyle. Neden babamla ayrıldınız?” Annem uzun süre sustu. Sonra derin bir nefes aldı: “Bazen insanlar birbirini çok sevse de birlikte olamazlar,” dedi. “Babanla aramızda anlaşamadığımız şeyler vardı.”
Ama bu cevap beni tatmin etmedi. İçimde hep bir eksiklik vardı; sanki hayatımdan çalınmış bir parça gibi… Üniversiteye başladığımda İstanbul’a geri döndüm. Babamla görüşmek için ona mesaj attım: “Baba, seninle konuşmak istiyorum.” O da kabul etti.
Bir kafede buluştuk. Babam yaşlanmıştı; saçlarında beyazlar çoğalmıştı. Bana uzun uzun baktı, sonra elimi tuttu: “Sana iyi bir baba olamadım,” dedi. “Ama anneni de seni de çok sevdim.”
“Peki neden ayrıldınız?” dedim tekrar. Babam gözlerini kaçırdı: “Hayat bazen insanı zor kararlar almaya iter,” dedi. “Ben işsiz kaldığımda annen çok yoruldu. İstanbul’da tutunamadık. Kavga ettik, birbirimizi kırdık… Sonra annen seni alıp köye döndü.”
O an içimdeki öfke ve hüzün birbirine karıştı. Babama sarıldım ama içimdeki boşluk yine dolmadı.
Köye her döndüğümde babaannem hâlâ annemi suçlardı: “Sen olmasaydın oğlum şimdi başka biriyle mutlu olurdu!” Annem ise sessizce işine bakar, hiçbir zaman cevap vermezdi.
Bir gün annemin odasında eski fotoğraflara bakarken, aralarında yırtılmış bir mektup buldum. Mektupta babam anneme yalvarıyordu: “Ne olur dön, kızımızı sensiz bırakma.” Ama mektubun devamı yoktu; sanki geçmişin acısı hâlâ evimizin duvarlarında asılıydı.
Kendi ailemi kurmaya karar verdiğimde, geçmişin izleri peşimi bırakmadı. Eşim Emre ile tartıştığımızda hep annemle babam aklıma gelirdi: “Acaba biz de onlar gibi mi olacağız?” diye korkardım.
Bir akşam Emre ile büyük bir kavga ettik. Odaya kapanıp ağlarken annemin sesi kulağımda yankılandı: “Bazen insanlar birbirini çok sevse de birlikte olamazlar.” O an anladım ki, aile olmak sadece sevmekle olmuyordu; sabır, anlayış ve fedakârlık gerekiyordu.
Şimdi kendi kızım Derya bana bazen soruyor: “Anneannemle dedem neden ayrı?” Ona ne cevap vereceğimi bilemiyorum. Belki de bazı hikâyeler nesilden nesile aynı acıyla aktarılıyor…
Sizce geçmişin yüküyle yaşamak zorunda mıyız? Yoksa kendi yolumuzu çizebilir miyiz?