Oğlumun İtfaiyeciye Söylediği Sözler Hepimizi Ağlattı
“Anne, neden bugün beni okula bırakmadın?” Eymen’in gözlerinde hem merak hem de hafif bir kırgınlık vardı. Sabah, bakıcımız Ayşe abla arayıp hastalandığını söyleyince, başka çarem kalmamıştı. Küçük oğlumu elinden tutup, Kadıköy’deki küçük lokantama götürdüm. İçimde bir suçluluk duygusu, bir yandan da geçim derdiyle boğuşuyordum. Lokantanın kapısını açarken, Eymen’in minik elleri avucumda titriyordu.
İçeri girer girmez, ustamız Hasan abi bana göz kırptı. “Bugün Eymen de bizimle mi?” dedi gülümseyerek. Eymen, Hasan abiyi çok severdi. Ona hemen bir sandalye çekip, köşedeki masaya oturttum. “Bak oğlum, ben çalışırken sen burada resim çizebilirsin. Sıkılırsan bana seslen, olur mu?” dedim. Eymen başını salladı ama gözleri hâlâ dışarıda, oyun parkında kalmış gibiydi.
O gün, işyerinde her zamankinden daha fazla müşteri vardı. Siparişler birikti, mutfaktan sesler yükseldi. Bir yandan tabak taşıyor, bir yandan Eymen’in üstünü başını kontrol ediyordum. Bir ara, Eymen’in sessizce ağladığını fark ettim. Yanına gittim, diz çöktüm. “Ne oldu oğlum?” dedim. “Anne, sen yoruluyorsun, ben de sana yardım edemiyorum,” dedi. O an, kalbim sıkıştı. Ona sarıldım, “Senin burada olman bana en büyük yardım,” dedim ama gözlerim dolmuştu bile.
Öğle saatlerinde, lokantanın önünde bir kargaşa oldu. Dışarı baktım, bir apartmanın girişinde dumanlar yükseliyordu. İnsanlar panik halinde bağırıyordu. Birkaç dakika sonra, itfaiye sirenleriyle sokağa girdi. Herkes camlara, kapılara koştu. Eymen de heyecanla bana döndü: “Anne, yangın mı çıktı?” dedi. “Evet oğlum, ama korkma, itfaiyeciler geldi,” dedim. O an, Eymen’in gözlerinde bir hayranlık parladı.
İtfaiyecilerden biri, genç bir adam, lokantanın önünden geçerken Eymen ona el salladı. Adam gülümsedi, Eymen’in yanına eğildi. “Merhaba küçük adam, korkma, biz buradayız,” dedi. Eymen, utangaç bir şekilde başını öne eğdi. Sonra, beklenmedik bir şey oldu. Eymen, gözleri dolu dolu, itfaiyeciye sordu: “Amca, sen hiç anneni özledin mi?”
O an, lokantadaki herkes sustu. İtfaiyeci bir an duraksadı, sonra gözleri buğulandı. “Evet, çok özledim. Annem uzakta yaşıyor, bazen aylarca göremiyorum,” dedi. Eymen, küçük elleriyle adamın elini tuttu. “Ben de annemi özlüyorum, bazen o çok çalışıyor, ben yalnız kalıyorum,” dedi. İtfaiyecinin gözünden bir damla yaş süzüldü. “Ama annen seni çok seviyor, biliyorsun değil mi?” dedi. Eymen başını salladı, “Biliyorum, ama bazen sarılmak istiyorum, o zaman yanında olmuyor,” dedi.
O an, içimde bir şeyler koptu. Oğlumun gözünden kendi yorgunluğumu, çaresizliğimi gördüm. İtfaiyeci, Eymen’in başını okşadı. “Biliyor musun, bazen anneler çok çalışmak zorunda kalır. Ama seni hep düşünürler, tıpkı benim annemin beni düşündüğü gibi,” dedi. Eymen, gözyaşlarını silip, “Sen de annene sarılmak ister misin?” diye sordu. İtfaiyeci, “Çok isterim,” dedi ve Eymen’e sarıldı. O an, lokantadaki herkesin gözleri doldu. Hasan abi bile gözlüğünü çıkarıp gözlerini sildi.
Yangın kısa sürede söndürüldü, itfaiyeciler kahraman gibi uğurlandı. Ama o gün, Eymen’in o masum sorusu, hepimizin yüreğine dokundu. İş çıkışı, Eymen’i kucağıma aldım, sıkıca sarıldım. “Anne, bir daha beni bırakma olur mu?” dedi. “Söz veremem oğlum, ama seni her zaman çok seveceğim,” dedim. O an, anneliğin ne kadar zor ama bir o kadar da kutsal olduğunu bir kez daha anladım.
Eve dönerken, Eymen arka koltukta sessizce resim yapıyordu. Bir ara bana döndü, “Anne, büyüyünce ben de itfaiyeci olacağım. Ama annemi hiç yalnız bırakmayacağım,” dedi. Gözlerimden yaşlar süzüldü. Hayatın yükü bazen omuzlarımıza ağır geliyor, ama çocuklarımızın sevgisiyle hafifliyor. O gün, oğlumun gözünden dünyaya bakmayı öğrendim.
Şimdi düşünüyorum da, acaba başka anneler de benim gibi hissediyor mu? Çocuklarımızın o saf sevgisiyle, hayatın zorluklarını nasıl göğüslüyorsunuz?