Evlendikten Sonra Kocamın Sadece Annesini Dinlediğini Anladım: Hayatımın Kontrolünü Onlara Bıraktığım İçin Pişmanım
“Zeynep, sofrayı kaldırmadan önce çayları tazeleyiver kızım.” Kayınvalidemin sesi, mutfağın kapısından içeri sızan soğuk hava gibi üzerime çöktü. Elimdeki tabakları bırakıp, istemsizce çaydanlığa uzandım. O an, içimde bir şeylerin kırıldığını hissettim. Evliliğimin daha ilk ayında, kendi evimde değil, kayınvalidemin salonunda, onun kurallarına göre yaşıyordum. Oysa ben, kendi küçük dairemde, hayalini kurduğum özgür hayatı yaşayacaktım. Ama Murat, “Annem yalnız kalmasın, bir süre onunla yaşayalım,” dediğinde, ona olan sevgimden ve biraz da iyi niyetimden kabul etmiştim.
İlk başlarda, her şeyin düzeleceğine, zamanla alışacağıma inandım. Ama her geçen gün, Murat’ın annesinin sözünden çıkmadığını, hatta bana dair en küçük bir konuda bile onun fikrini sorduğunu gördükçe, içimdeki umutlar birer birer sönmeye başladı. Bir akşam, Murat’la baş başa kalabilmek için dışarıda yürüyüş yapmak istedim. “Anne, Zeynep’le biraz dışarı çıkalım mı?” diye sorduğunda, annesi gözlerini bana dikti: “Oğlum, akşam akşam ne işiniz var dışarıda? Zeynep bana yardım etsin, sen de haberleri izle.” Murat, bir an bana baktı, sonra başını eğip televizyonun karşısına geçti. O an, içimdeki yalnızlık, bütün evi kapladı.
Her sabah, kayınvalidemin sesiyle uyanıyordum: “Zeynep, kahvaltıyı hazırladın mı?” Her akşam, onun gölgesinde yemek yiyorduk. Kendi evimde, kendi soframda, kendi kurallarımda yaşamak bir hayaldi artık. Annemle telefonda konuşurken, sesimi titrememek için zor tutuyordum. “Kızım, iyi misin?” diye sorduğunda, “İyiyim anne, alışıyorum,” diyebildim sadece. Ama içimde, her geçen gün biraz daha eksiliyordum.
Bir gün, işten eve dönerken, kendi apartmanımın önünden geçtim. Anahtarım hâlâ cebimdeydi. Kapının önünde durup, içeri girmeyi, eski hayatıma dönmeyi öyle çok istedim ki… Ama Murat’ı, evliliğimizi, ailemi düşünerek yoluma devam ettim. O akşam, kayınvalidem sofrada yine bana laf soktu: “Bizim zamanımızda gelinler kaynanasına hizmet etmekten gocunmazdı. Şimdi herkes kendi kafasına göre takılıyor.” Murat ise sessizce önüne bakıyordu. Dayanamadım, “Ben de insanım, ben de yoruluyorum,” dedim. O an, sofrada bir sessizlik oldu. Kayınvalidem gözlerini devirdi, Murat ise bana kızgın bir bakış attı. “Zeynep, annemi üzme,” dedi sadece. O an, içimdeki son umut da kırıldı.
Geceleri, Murat’la konuşmaya çalıştım. “Neden hep annenin dediği oluyor? Bizim hiç söz hakkımız yok mu?” dedim. Murat, “Annem yaşlı, ona saygı göstermek zorundayız,” dedi. “Ama ben de senin eşinim, benim de duygularım var,” diye karşı çıktım. Murat’ın yüzünde bir kararlılık vardı: “Zeynep, annem ne derse o olur. O bizim büyüğümüz.” O an, evliliğimizin sadece iki kişi arasında olmadığını, üçüncü bir kişinin gölgesinde yaşadığımızı anladım.
Bir sabah, iş yerinde arkadaşım Elif’le kahve içerken, gözlerim doldu. “Elif, ben evlendiğim adamı kaybettim. Artık sadece annesinin oğluyum,” dedim. Elif, elimi tuttu: “Zeynep, kendini feda etme. Kendi hayatını yaşa. Senin de bir sınırın var.” O an, ilk defa kendi hayatımı düşünmeye başladım. Akşam eve döndüğümde, kayınvalidem yine beni mutfağa çağırdı. “Zeynep, Murat’ın gömleklerini ütüledin mi?” diye sordu. “Hayır, bugün çok yorgunum,” dedim. O an, kayınvalidemin yüzü asıldı. “Bizim evimizde böyle olmaz,” dedi. Murat ise yine annesinin tarafını tuttu: “Zeynep, annemi üzme.”
O gece, yatağımda gözyaşlarımı tutamadım. Kendi hayatımın kontrolünü nasıl bu kadar kolay kaybettiğimi düşündüm. Oysa ben, güçlü bir kadındım. Kendi ayaklarım üzerinde durabilirdim. Ama Murat’a olan sevgim, beni onun ailesinin gölgesine hapsetmişti. Sabah, aynada kendime baktım. Gözlerimdeki yorgunluk, içimdeki kırgınlıkla birleşmişti. “Böyle devam edemez,” dedim kendi kendime.
Bir akşam, Murat işten geç geldi. Kayınvalidem, “Oğlum, Zeynep bugün hiç iş yapmadı. Bütün gün telefonda konuştu,” dedi. Murat, bana öfkeyle baktı: “Zeynep, annemi üzmeye hakkın yok!” O an, içimde bir şeyler koptu. “Ben de insanım Murat! Ben de yoruluyorum, ben de üzülüyorum. Neden hep annenin dediği oluyor? Bizim hiç mi söz hakkımız yok?” diye bağırdım. Kayınvalidem, “Bak oğlum, bu kız seni dinlemiyor,” dedi. Murat ise, “Zeynep, eğer bu evde kalmak istiyorsan, annemin kurallarına uyacaksın,” dedi. O an, kararımı verdim.
Ertesi sabah, valizimi topladım. Kendi evime, kendi hayatıma dönmeye karar verdim. Murat, valizimi görünce şaşırdı: “Nereye gidiyorsun?” dedi. “Kendi hayatıma dönüyorum Murat. Ben bir eş, bir insan olarak var olmak istiyorum. Sadece annenin gelini değil, senin eşin olmak istiyorum. Ama sen buna izin vermiyorsun,” dedim. Kayınvalidem, “Git bakalım, göreceğiz ne yapacaksın,” dedi küçümseyerek. Murat ise, “Zeynep, bu yaptığın doğru değil,” dedi. Ama ben, ilk defa kendi kararımı verdim.
Kendi evime döndüğümde, içimde bir huzur vardı. Annem, kapıda beni sarılarak karşıladı. “Kızım, senin mutluluğun her şeyden önemli,” dedi. O an, gözyaşlarım sel oldu. Kendi hayatımı geri almak için geç kaldığımı düşündüm. Ama yine de, kendi kararımı vermiştim. Murat, birkaç kez aradı. “Geri dön, annemle aranı düzelt,” dedi. Ama ben, artık kendi hayatımın kontrolünü kimseye bırakmamaya kararlıydım.
Şimdi, kendi evimde, kendi kurallarımda yaşıyorum. Bazen yalnız hissediyorum, bazen pişmanlıklarım oluyor. Ama en azından, kendi hayatımın ipleri elimde. Bazen aynaya bakıp kendime soruyorum: “Gerçekten sevilmek, sadece birinin annesinin gölgesinde yaşamak mıdır? Yoksa insan, kendi hayatını yaşamak için cesaret edebilmeli mi?” Siz olsaydınız, ne yapardınız?