Ben Hemşire Değilim — Annem İçin Zor Bir Karar

“Ben hemşire değilim, Murat!” diye bağırdım, sesim mutfağın fayanslarında yankılandı. Annemin çorbasını karıştırırken elim titriyordu, kaşık neredeyse tencerenin içine düşecekti. Murat ise masanın başında, telefonunu kurcalamaya devam etti. “Kardeşim, annemiz bu haldeyken hâlâ işten güçten bahsediyorsun. Biraz da sen ilgilen!” dedim, gözlerim dolmuştu. O ise başını kaldırmadan, “Benim işim çok yoğun, biliyorsun. Hem sen evdesin, daha kolay ilgilenirsin,” dedi. Sanki annemin hastalığı sadece benim sorumluluğummuş gibi…

O akşam, annemin odasına girdiğimde, gözleriyle bana teşekkür etmeye çalışıyordu. Yastığa gömülmüş, nefes almakta zorlanıyordu. “Kızım, bana zahmet oluyorum, biliyorum. Ama başka çarem yok,” dedi kısık bir sesle. Elini tuttum, “Anne, sen benim her şeyimsin. Ama ben de yoruldum. Ne yapacağımı bilmiyorum,” dedim. İçimdeki çaresizlik, gözyaşlarımla birlikte akıp gidiyordu.

Bir hafta önce doktor, annemin Alzheimer’ının ilerlediğini söylemişti. Artık banyoya bile yardımsız gidemiyordu. Geceleri uyanıp evin içinde dolaşıyor, bazen beni tanımıyor, bazen de çocukluğuma dair hikâyeler anlatıyordu. Her sabah, annemin kim olduğunu hatırlayıp hatırlamayacağını düşünerek uyanıyordum. Kardeşim Murat ise, haftada bir uğrayıp market alışverişi getiriyor, sonra da hızla çıkıp gidiyordu. “Sen daha sabırlısın, ben başaramam,” diyordu. Sanki sabır bir tercihmiş gibi…

Bir gün, annemin altını değiştirmeye çalışırken, ellerim titredi. Annem ağlıyordu, ben de ağladım. “Kızım, ben sana bunu yapmayı öğretmedim. Ben sana hayatı öğretmek istedim, yük olmak değil,” dedi. O an, içimde bir şeyler koptu. Annemin gözlerinde utanç, benimkilerde ise çaresizlik vardı. O gece Murat’a mesaj attım: “Böyle devam edemem. Bir bakıcı bulmamız lazım.”

Ertesi gün Murat geldi. Salonda otururken, annemin odasından gelen öksürük sesleri arasında konuştuk. “Bakıcıya paramız yetmez, biliyorsun. Zaten annemiz yabancı birine emanet edilir mi?” dedi. “Peki ya ben? Benim hayatım ne olacak?” dedim. “Sen annesin, kızısın, bakarsın. Benim işim var,” dedi. O an, Murat’a ilk defa bu kadar öfkelendim. “Sen de annesin oğlusun! Sadece ben mi varım?” diye bağırdım. Annemin öksürüğü sustu, evde bir sessizlik oldu. Murat başını önüne eğdi, bir şey demedi.

O gece, annemin başucunda otururken, çocukluğum aklıma geldi. Annem bana masallar anlatır, saçlarımı okşardı. Şimdi ben ona masal anlatıyor, ellerini tutuyordum. “Anne, ben de yoruldum. Ama seni bırakmak istemiyorum,” dedim. Annem gözlerini kapadı, “Kızım, hayat bazen zor kararlar gerektirir. Senin de bir hayatın var,” dedi. O an, annemin bana izin verdiğini hissettim. Ama yine de suçluluk duygusu içimi kemiriyordu.

Bir hafta sonra, Murat’la birlikte bir bakıcı ajansına gittik. Oradaki kadın, “Bakıcılarımız güvenilirdir, referanslarımız var,” dedi. Murat hâlâ ikna olmamıştı. “Ya annemiz kötü birine denk gelirse?” dedi. “Peki ya ben? Ben kötü biri miyim, Murat? Çünkü artık dayanamıyorum,” dedim. Gözlerim doldu, ajanstaki kadın başını eğdi. Murat sessizce başını salladı. “Tamam,” dedi, “Deneyelim.”

Bakıcı, Ayşe Hanım, ilk gün geldiğinde annem çok tedirgindi. “Kızım, bu kadın kim?” diye sordu. “Anne, sana yardım edecek,” dedim. Annem başını salladı, gözleri doldu. Ayşe Hanım nazikti, sabırlıydı. Annemle sohbet etti, ona eski İstanbul’dan bahsetti. Birkaç gün sonra, annem Ayşe Hanım’a alıştı. Ben ise kendimi boşlukta hissettim. Yıllardır annemin etrafında dönen hayatım, bir anda bana ait oldu. Ama huzur bulamadım.

Bir akşam, Murat’la balkonda otururken, “Kendini suçlu hissetme,” dedi. “Sen elinden geleni yaptın.” Ona döndüm, “Ama annem bana bakarken hiç yoruldum demedi. Ben ise hemen pes ettim,” dedim. Murat sustu, “Belki de annemiz de zamanında yorulmuştur, ama bize belli etmemiştir,” dedi. O an, annemin ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha anladım.

Ayşe Hanım sayesinde annem biraz daha huzurlu, ben ise biraz daha özgür oldum. Ama içimdeki suçluluk duygusu hâlâ geçmedi. Annemin odasına her girdiğimde, gözlerindeki minnettarlık ve hüzün arasında sıkışıp kalıyorum. Kendi hayatımı kurmaya çalışırken, annemin hayatından vazgeçmiş gibi hissediyorum.

Şimdi, geceleri yatağımda uzanırken, kendi kendime soruyorum: Annem için doğru olanı yaptım mı? Yoksa sadece kendi yükümü hafifletmek için mi bu kararı verdim? Siz olsanız ne yapardınız?