Sessiz Bir Kızın Çığlığı: Bir Cumartesi Günü Hayatımı Değiştiren Karar
“Anne, korkma, ben buradayım,” dedi Elif, ama sesi o kadar ince ve titrek çıktı ki, neredeyse duyamadım. O an, marketin ortasında, kasaların önünde, elimdeki alışveriş sepetiyle donup kaldım. Etrafımızda insanlar vardı, ama kimse bize bakmıyordu; herkes kendi telaşında, kendi derdindeydi. Sadece Elif’in gözleri bana bakıyordu, bir de kasanın önünde bekleyen, deri ceketli, sakallı, iri yarı adam. Onu herkes tanıyordu; mahallenin en korkulan motosikletçisiydi. Adı Murat’tı, ama herkes ona “Kara Murat” derdi. Kimse onun yanına yaklaşmaz, çocuklar bile yolunu değiştirirdi. Ama o gün, Elif, sessizliğini bozup ona doğru koştu.
O sabah, evden çıkarken eşim Serkan yine bağırmıştı. “Geç kalma, saçma sapan şeyler alma!” diye arkamdan bağırırken, Elif’in elini sıkıca tutmuştum. Elif altı yaşında, ama konuşmayı neredeyse unutmuştu. Okulda öğretmeni, “Elif neden hiç konuşmuyor?” diye sormuştu geçen hafta. Ne diyebilirdim ki? Evde her gün kavga, bağırış, bazen de tokat… Elif’in sessizliği, evimizin sessizliğiydi aslında.
Marketin içinde, Elif’in elini bırakıp yoğurt reyonuna yönelmiştim ki, birden bir çığlık duydum. Elif yoktu yanımda. Panikle etrafa bakarken, onu kasaların orada, Kara Murat’ın yanında gördüm. Herkesin korktuğu adam, Elif’in önünde diz çökmüş, ona bir şeyler fısıldıyordu. Kalbim yerinden fırlayacak gibiydi. Koşup Elif’i çekmek istedim, ama ayaklarım sanki yere çivilenmişti. İnsanlar fısıldaşıyor, “O adamın yanına çocuk bile gitmezdi,” diyorlardı. Ama Elif, gözleriyle Murat’a bakıyor, dudakları titriyordu.
Murat, Elif’in başını okşadı. “Korkma küçük kız, ne oldu?” dedi. Elif, ilk defa o kadar net konuştu: “Annemin canı acıyor. Babam hep bağırıyor, bazen vuruyor. Annem ağlıyor, ben de ağlıyorum. Kimse duymuyor.” O an, markette bir sessizlik oldu. Herkesin gözleri üzerimizdeydi. Ben utançtan, korkudan, çaresizlikten yerin dibine girmek istedim. Ama Murat, bana döndü, gözlerinde öfke değil, acı vardı. “Hanımefendi, iyi misiniz?” dedi. Sesi yumuşaktı, beklediğim gibi sert ve korkutucu değildi.
Elif’in elini tutup onu çekmek istedim, ama Murat elini kaldırdı. “Korkmayın, size zarar vermeyeceğim. Yardım edebilirim,” dedi. O an gözlerim doldu. Yıllardır kimseye anlatamadığım, içime attığım her şey, Elif’in birkaç kelimesiyle ortaya dökülmüştü. İnsanlar etrafımızda toplanmıştı, ama kimse bir şey demiyordu. Sadece Murat, bana ve Elif’e bakıyordu. “Size yardım edebilirim. Ben de çocukken böyleydim. Annem de çok ağlardı. Ama kimse yardım etmedi. Şimdi ben yardım edebilirim,” dedi. O an, içimde bir şeyler kırıldı. Yıllardır susturduğum çığlıklarım, Elif’in sesiyle yankılandı.
Murat, cebinden telefonunu çıkardı. “İsterseniz hemen polise haber verebiliriz. Ya da bir kadın derneğiyle konuşabiliriz. Sizi ve kızınızı koruyabiliriz,” dedi. O an, Serkan’ın öfkeli yüzü gözümün önüne geldi. “Beni bulursa öldürür,” dedim fısıltıyla. Murat, başını salladı. “Sizi bulamaz. Ben yanınızdayken kimse size dokunamaz. Ama en önemlisi, Elif’in annesi güçlü olmalı. Elif için, kendiniz için,” dedi. Elif bana sarıldı, gözyaşlarım yanaklarıma aktı. Marketin ortasında, herkesin önünde ağladım. Utanmadım. Çünkü ilk defa biri beni anladı, ilk defa biri bana yardım etmek istedi.
O gün, Murat’ın yardımıyla kadın sığınma evine gittik. Elif ilk defa gece korkmadan uyudu. Ben de ilk defa huzurla nefes aldım. Serkan, bizi bulamadı. Polis, uzaklaştırma kararı çıkardı. Murat, her hafta bizi aradı, “İyi misiniz?” diye sordu. Elif, yavaş yavaş konuşmaya başladı. Okulda arkadaşları oldu, öğretmeni bana teşekkür etti. “Elif artık gülüyor,” dedi. Ben de gülmeyi yeniden öğrendim.
Ama bazen geceleri, Elif’in gözlerindeki korkuyu hatırlıyorum. O gün, markette, herkesin korktuğu adamın yanında, Elif’in cesaretiyle hayatımız değişti. Şimdi düşünüyorum da, ya Elif konuşmasaydı? Ya Murat orada olmasaydı? Ya ben yine susmayı seçseydim? Siz olsaydınız, ne yapardınız? Bir çocuğun sessizliği, bir annenin çaresizliği, bir yabancının şefkati… Hangisi daha güçlüdür sizce?