O Gece Oğlum Beni Kurtardı – Bir Annenin Aile İçi Şiddetle İmtihanı
“Anne, neden ağlıyorsun? Baba yine kızdı mı?” Emir’in incecik sesi, karanlık odada yankılandı. Gözlerimden süzülen yaşları silmeye çalışırken, oğlumun minik elleriyle bana sarılması, içimdeki acıyı bir anlığına da olsa hafifletti. O gece, dışarıda gök gürültüsüyle karışık yağmur camlara vururken, içimdeki fırtına çok daha şiddetliydi.
Ben Zeynep. İstanbul’un kenar mahallelerinden birinde, küçük bir apartman dairesinde yaşıyorum. Dışarıdan bakınca sıradan bir hayatım var gibi görünse de, kapılar kapandığında evimizde başka bir dünya başlıyordu. Eşim Murat’la evlendiğimde, herkes gibi mutlu olacağımı sanmıştım. Ama zamanla Murat’ın öfkesi, sevgisinin önüne geçti. Önce sesini yükseltti, sonra eşyaları fırlatmaya başladı. Sonra… Sonra bana dokundu. İlk tokadı yediğimde, “Bir daha olmaz,” dedi. Ama oldu. Hem de defalarca.
Ailemden, arkadaşlarımdan uzaklaştım. Kimseye anlatamadım. “Kocandır, idare et,” diyen annemin sesi kulaklarımda çınlıyordu. “Çocuğun için sabret,” dedi herkes. Ben de sustum. Her gece, Murat’ın ayak seslerini duyduğumda kalbim yerinden çıkacak gibi atıyordu. Emir’i korumak için elimden geleni yapıyordum. Onu odasına kilitliyor, masallar anlatıyor, babasının öfkesinden saklamaya çalışıyordum. Ama çocuklar her şeyi hissediyor. Emir’in gözlerinde korkuyu, endişeyi görüyordum.
O gece, her zamankinden farklıydı. Murat işten geç gelmişti, yüzü kıpkırmızıydı. Kapıyı öyle bir çarptı ki, apartmandaki herkes duymuştur. “Yemek nerede?” diye bağırdı. Sofrada ne varsa önüne koydum. Ama ona hiçbir şey yetmiyordu. Bir anda tabakları yere fırlattı, bana doğru yürüdü. “Sen ne işe yararsın ki?” diye bağırdı. O an Emir’in odasından çıkan sesi duydum. “Baba, anneme bağırma!”
Oğlumun sesiyle irkildim. Murat bir an durdu, sonra Emir’e döndü. “Sen karışma!” diye bağırdı. O an, içimdeki tüm korku yerini öfkeye bıraktı. Oğluma zarar vermesinden korktum. “Yeter artık!” diye bağırdım. Murat bana doğru hamle yaptı, kolumdan tuttu. Acıdan gözlerim karardı. Emir ağlamaya başladı. “Anne!” diye bağırıyordu. O an, Emir’in mutfağa koştuğunu gördüm. Küçük elleriyle telefonumu aldı, birini aramaya çalıştı. “Polis! Anneme vuruyorlar!” diye ağladı telefonda.
O an zaman durdu. Murat bir an ne yapacağını şaşırdı. Telefonu Emir’in elinden almaya çalıştı ama Emir, tüm gücüyle bana sarıldı. “Anne, gitme!” diye ağlıyordu. Ben de oğluma sarıldım. O an, kapı çalındı. Komşumuz Ayşe abla, sesleri duymuş, polisi aramış. Polisler içeri girdiğinde, Murat hâlâ öfkeliydi. Ama bu kez ben susmadım. “Yeter!” dedim. “Artık korkmayacağım!”
O gece, hayatımın en uzun gecesiydi. Polisler Murat’ı götürdü. Ben ve Emir, Ayşe ablanın evine sığındık. Oğlumun minik elleriyle bana sarılması, bana güç verdi. “Anne, artık korkma. Ben seni korurum,” dedi. O an, oğlumun dört yaşında olmasına rağmen nasıl bir kahraman olduğunu anladım.
Ertesi gün, karakolda ifade verdim. Ellerim titriyordu ama ilk kez kendimi bu kadar güçlü hissettim. Polis memuru, “Korkmayın, artık yalnız değilsiniz,” dedi. O an, yıllardır içimde biriken tüm acı, gözyaşı olarak aktı. Annemi aradım. “Anne, artık dayanamıyorum. Boşanacağım,” dedim. Annem önce sessiz kaldı, sonra ağlamaya başladı. “Kızım, keşke daha önce söyleseydin. Biz senin yanındayız,” dedi. O an, yalnız olmadığımı anladım.
Aylar geçti. Mahkeme süreci zordu. Murat, tehditler savurdu, ailem korktu. Ama ben artık susmuyordum. Kadın dayanışmasını ilk kez o zaman hissettim. Mahalledeki kadınlar, bana destek oldu. Ayşe abla, her gün kapımı çaldı. “Korkma Zeynep, biz buradayız,” dedi. Emir, anaokuluna başladı. İlk gün çok korktu, “Anne, sen de gel,” dedi. Onu bırakırken gözlerim doldu. “Artık her şey güzel olacak,” dedim.
Boşanma gerçekleştiğinde, içimde garip bir boşluk vardı. Yıllarca süren korkunun ardından, özgürlüğün ne demek olduğunu yeni öğreniyordum. Emir’le birlikte yeni bir hayat kurduk. Küçük bir ev tuttuk, iş buldum. Hayat kolay değildi ama huzurluydu. Emir, her gece bana sarılarak uyudu. “Anne, artık mutlu musun?” diye soruyordu. Ona her seferinde “Evet oğlum, senin sayende,” diyordum.
Bazen geceleri uyanıp, geçmişi hatırlıyorum. Murat’ın öfkesi, korkusu, çaresizliğim… Ama sonra Emir’in bana sarıldığı o geceyi düşünüyorum. Oğlumun cesareti, bana umut oldu. Şimdi, kadınların yaşadığı bu acıyı kimse yaşamasın istiyorum. Kimse susmasın, kimse korkmasın. Çünkü en karanlık gecede bile bir umut ışığı yanabilir.
Siz hiç, bir çocuğunuzun sizi kurtardığı bir an yaşadınız mı? Ya da korkularınızla yüzleşmek zorunda kaldığınızda, size güç veren ne oldu? Lütfen düşüncelerinizi paylaşın, belki birine umut olursunuz.