Anne, Lütfen Gitme!

“Anne, lütfen gitme!” diye bağırdım, sesim titreyerek. Annem, mutfak masasının başında, elinde çay bardağıyla bana baktı. Gözleri dolmuştu ama yüzünde alışık olduğum o güçlü ifade vardı. “Mert, oğlum… Biliyorum, zor. Ama çalışmam lazım. Söz veriyorum, bu sefer kısa sürecek.” O an, içimde bir şeyler koptu. Yedi yaşındaydım ve annemin gidişleri, evde bıraktığı boşluklar, bana her seferinde biraz daha ağır geliyordu. Babam yıllar önce başka bir şehre taşınmış, annemle ben ise İstanbul’un kenar mahallelerinden birinde, eski bir apartman dairesinde yaşıyorduk. Annem, tekstil atölyesinde çalışıyordu ve bazen şehir dışına, bazen de gece vardiyasına gitmek zorunda kalıyordu.

O akşam, annem yanıma oturdu, beni kollarının arasına aldı. “Bak, bu sefer seni yine Zeynep Teyze’ye bırakacağım. Orada güvende olacaksın.” Zeynep Teyze, annemin çocukluk arkadaşıydı ama onun kızı Elif’le hiç anlaşamazdık. Elif, benden iki yaş büyüktü ve sürekli bana takılır, oyuncaklarımı alır, annesine şikayet ederdi. Annem gideceğini söylediğinde, içimde bir öfke kabardı. “Neden hep ben? Neden hep sen gidiyorsun da ben yalnız kalıyorum?” diye bağırdım. Annem bir an sustu, gözleri doldu. “Mecburum oğlum. Başka çarem yok.”

O gece, annem bavulunu hazırlarken, ben odama kapanıp ağladım. Her şeyin adaletsiz olduğunu düşünüyordum. Okulda arkadaşlarımın anneleri hep evdeydi, onlara kek yapıyor, ödevlerine yardım ediyordu. Ben ise çoğu zaman yalnız yemek yer, ödevlerimi kendi başıma yapardım. Annem eve yorgun döner, bazen bana sarılacak gücü bile bulamazdı. Ama yine de onu çok seviyordum. Onun gidişleri, bana kendimi terk edilmiş hissettiriyordu.

Sabah, annem beni uyandırdı. “Hadi, hazırlan. Zeynep Teyze seni bekliyor.” Suratımı astım, konuşmadım. Annemle birlikte otobüse bindik, yol boyunca hiç konuşmadım. Zeynep Teyze’nin apartmanına vardığımızda, annem bana sarıldı. “Söz veriyorum, çabuk döneceğim.” Gözyaşlarımı tutamadım. Annem kapıdan çıkarken, arkasından bakakaldım. O an, dünyada en çok istediğim şey, annemin gitmemesiydi.

Zeynep Teyze’nin evi bana hep soğuk gelirdi. Elif, beni görünce yüzünü buruşturdu. “Yine mi geldin?” dedi alaycı bir sesle. O gün, Elif’in odasında oyuncaklarıyla oynamak istedim ama izin vermedi. “Bunlar benim. Sen kendi oyuncaklarını getirseydin!” dedi. Akşam yemeğinde Zeynep Teyze, “Mert, annen seni çok seviyor. O yüzden çalışıyor, biliyorsun değil mi?” dedi. Başımı salladım ama içimde bir öfke vardı. “Ama neden hep ben yalnız kalıyorum?” dedim. Zeynep Teyze, “Bazen hayat böyle. Büyüyünce anlarsın,” dedi. Ama ben büyümek istemiyordum. Sadece annemin yanımda olmasını istiyordum.

O gece, Elif’le aynı odada yattık. Elif, “Ağlama artık, ne var bunda? Ben de bazen yalnız kalıyorum,” dedi. Ama onun annesi her akşam evdeydi. Ben ise annemin kokusunu, sesini özlüyordum. Gece boyunca uyuyamadım, annemi düşündüm. Acaba o da beni düşünüyor muydu? Yoksa işiyle mi meşguldü? Sabah olduğunda, annemden bir mesaj geldi: “Seni çok seviyorum oğlum. Akşam arayacağım.” Mesajı okurken gözlerim doldu. Elif, “Ağlama artık, annem kızacak,” dedi. Ama ben ağlamadan duramıyordum.

Günler böyle geçti. Annem her akşam aradı ama telefonda konuşmak yetmiyordu. Bir gün, okulda bir arkadaşım, “Senin annen neden hep yok?” diye sordu. Utandım, cevap veremedim. Eve döndüğümde, Zeynep Teyze, “Annen yarın dönecekmiş,” dedi. İçimde bir sevinç dalgası yayıldı. O gece, ilk kez huzurla uyudum.

Ertesi gün, annem geldiğinde ona sarıldım, bir daha bırakmak istemedim. Annem, “Biliyorum, sana zor geliyor. Ama başka çaremiz yok. Senin için çalışıyorum,” dedi. O an, annemin de ne kadar çaresiz olduğunu anladım. O da yalnızdı, o da yoruluyordu. Ama yine de, içimde bir kırgınlık vardı. “Keşke babam da burada olsaydı,” dedim. Annem bir an sustu, sonra gözleri doldu. “Bazen hayat istediğimiz gibi olmuyor oğlum,” dedi.

Yıllar geçti, ben büyüdüm. Annemin gidişleri azaldı ama o çocukluk yalnızlığım hiç geçmedi. Şimdi, anneme bakınca, onun ne kadar güçlü olduğunu görüyorum. Ama bazen hâlâ o küçük çocuk gibi hissediyorum. Annemin yanında olmak, onun kokusunu duymak istiyorum. Acaba anneler çocuklarının yalnızlığını gerçekten anlar mı? Yoksa onlar da kendi yalnızlıklarında kaybolup, çocuklarının hislerini göremiyorlar mı? Sizce anneler de bizim kadar yalnız kalıyor mu?