Kocam Yazı Eski Eşiyle Geçirdi: “Beni Anla, Çocuklar İçin Mecburum”
“Ne demek bütün yazı Ayşe’yle geçirdin, Murat?” diye bağırdım, sesim titriyordu. O an mutfağın ortasında, elimde kahve fincanı, gözlerimden yaşlar süzülürken, Murat’ın bana bakışındaki suçluluk ve çaresizlik her şeyi anlatıyordu. “Zeynep, lütfen… Çocuklar için. Sadece çocuklar için oradaydım,” dedi, ama sesi bile kendine inanmıyordu. O an, içimde bir şeylerin kırıldığını hissettim.
Murat’la evliliğimizin sekizinci yılıydı. İki çocuğumuz vardı, Defne ve Ege. Hayatımız sıradan, ama huzurluydu. Ta ki o güne kadar. Murat’ın eski eşi Ayşe, çocuklarıyla daha fazla vakit geçirmek istediğini söylemişti. Murat da, “Çocuklar için, Zeynep. Anla beni, onların psikolojisi bozulmasın,” diyerek yaz boyunca Ayşe’nin memleketi Edremit’e gitmişti. Ben ise İstanbul’da, işim ve çocuklarımızla baş başa kalmıştım.
Başlarda anlamaya çalıştım. “Belki gerçekten çocuklar için en iyisi budur,” dedim kendime. Ama geceleri yalnız uyurken, telefonumun ekranında Murat’ın mesajlarını beklerken, içimde bir kurt gibi kemiren şüphe büyüdü. Her aradığımda ya çocuklarla ilgileniyordu ya da Ayşe’yle bir şeyler konuşuyordu. “Ayşe çocukları denize götürmek istiyor, ben de yanında olmalıyım,” diyordu. “Ayşe’nin arabası bozuldu, tamirciye götüreceğim.” “Ayşe’nin annesi rahatsızlandı, hastaneye gitmemiz lazım.” Her defasında bir bahane, her defasında bir uzaklık…
Bir akşam, Defne bana sarılıp “Anne, babam ve Ayşe birlikte çok gülüyorlar. Sen de gelsen keşke,” dediğinde, içimdeki kıskançlık ve acı öyle büyüdü ki, gözyaşlarımı saklamak için banyoya kaçtım. Aynada kendime baktım: “Zeynep, ne oldu sana? Neden bu kadar güçsüzsün?” dedim. O gece Murat’ı aradım. “Beni özledin mi?” diye sordum. Sessizlik… Sonra, “Tabii ki özledim, Zeynep. Ama çocuklar… Biliyorsun, onlar için buradayım,” dedi. Sesi uzak, yabancıydı.
İstanbul’da günler geçtikçe yalnızlığım arttı. Annem aradı bir gün, “Kızım, Murat’tan haber var mı? Neden dönmüyor?” dedi. Ne diyebilirdim ki? “Çocuklar için,” dedim, ama sesim titredi. Annem sustu, sonra “Kızım, gözünü aç. Her şey çocuklar için değildir bu hayatta,” dedi. O an annemin ne demek istediğini anladım ama kabul etmek istemedim.
Bir gün, Murat’ın sosyal medyada paylaştığı bir fotoğrafı gördüm. Ayşe, Murat ve çocuklar, deniz kenarında, gülerek poz vermişlerdi. Altında “Aileyle güzel bir gün” yazıyordu. O an, kalbim yerinden çıkacak gibi oldu. “Aile mi? Ben neredeyim bu ailede?” diye düşündüm. O gece Murat’ı aradım, sesim titreyerek, “Beni neden hiç aramıyorsun? Neden bu kadar uzaksın?” dedim. Murat, “Zeynep, lütfen anlamaya çalış. Ayşe çok zor bir dönemden geçiyor, çocuklar da etkileniyor. Onları yalnız bırakmak istemedim,” dedi. “Peki ya ben? Ben yalnız kalınca ne oluyor?” diye bağırdım. O an, Murat sustu. Sadece sustu.
Yaz bittiğinde Murat döndü. Eve geldiğinde, valizini kapının önüne bıraktı, bana bakmadan içeri girdi. Çocuklar ona sarıldı, ben ise uzaktan izledim. Akşam yemeğinde herkes suskundu. Defne, “Baba, Ayşe’yle ne zaman tekrar görüşeceğiz?” dedi. Murat gözlerini kaçırdı. Ben ise içimdeki öfkeyi yutmaya çalıştım. Yemekten sonra Murat’la konuşmak istedim. “Murat, bana doğruyu söyle. Gerçekten sadece çocuklar için miydi?” dedim. Gözlerimin içine bakamadı. “Zeynep, ben… Bilmiyorum. Her şey çok karışık. Ayşe’yle geçmişte çok şey yaşadık. Çocuklar için oradaydım ama… Bazen eski günler aklıma geliyor. Ama seni de seviyorum. Sadece kafam çok karışık,” dedi. O an, içimdeki umut kırıntıları da yok oldu.
O gece sabaha kadar uyuyamadım. Kafamda binlerce soru, kalbimde tarifsiz bir acı… “Ben ne yapacağım? Murat’ı affedebilir miyim? Onun kalbinde hala Ayşe’ye yer varsa, ben neredeyim?” Sabah olunca annemi aradım. “Anne, ben ne yapacağım?” dedim. Annem, “Kızım, bazen en büyük cesaret, gitmekten geçer. Kendini düşün. Çocukların için güçlü ol, ama kendini de unutma,” dedi.
Günler geçtikçe Murat’la aramızdaki mesafe daha da büyüdü. O, işten eve geç geliyor, çocuklarla ilgileniyor ama bana yaklaşmıyordu. Bir akşam, Defne odama geldi. “Anne, neden mutsuzsun? Babamı affetmeyecek misin?” dedi. Küçücük kollarıyla bana sarıldı. O an ağlamamak için kendimi zor tuttum. “Bazen insanlar hata yapar, Defne. Ama önemli olan, birbirimize dürüst olmamız,” dedim.
Bir gece, Murat’la oturup konuşmaya karar verdim. “Murat, bu böyle gitmez. Ya bana gerçekten dönersin, ya da yollarımızı ayırırız. Ben, bir gölge gibi yaşayamam. Senin kalbinde hala Ayşe varsa, bana yer yoksa, bunu bilmek istiyorum,” dedim. Murat başını eğdi. “Zeynep, seni seviyorum ama kafam çok karışık. Ayşe’yle aramızda bir şey yok, ama geçmişi unutamıyorum. Çocuklar için bir arada olmak kolaydı, ama seni ihmal ettiğimi biliyorum,” dedi. Gözlerimden yaşlar süzüldü. “Benimle kalmak istiyor musun, istemiyor musun?” diye sordum. Murat cevap veremedi. O gece, ilk kez Murat’ın yanında değil, çocuklarımın odasında uyudum.
Bir hafta sonra Murat, “Bir süre ayrı kalalım, Zeynep. Kafamı toparlamam lazım,” dedi. O an, içimde bir boşluk oluştu. Ama aynı zamanda bir hafiflik de hissettim. “Belki de en doğrusu bu,” dedim. Çocuklar için güçlü olmam gerektiğini biliyordum. Annem, “Kızım, hayat bazen en zor kararları vermeyi gerektirir. Kendi yolunu çizmekten korkma,” dedi.
Şimdi, Murat’la ayrı evlerde yaşıyoruz. Çocuklar hafta sonları babalarında kalıyor. Ben ise her gece, “Acaba doğru mu yaptım? Bir kadının en büyük korkusu, sevdiği adamı kaybetmek mi, yoksa kendini kaybetmek mi?” diye düşünüyorum. Siz olsanız ne yapardınız? Sevdiğiniz adamı affedebilir miydiniz, yoksa kendi yolunuzu mu seçerdiniz?