Kırık Bir Hayalin Ardında

“Yeter artık, Sevgi! Her gece aynı şey!” Babamın sesi, evin duvarlarında yankılandı. Annem ise gözyaşlarını silerek, “Ben de insanım, Ahmet! Senin yokluğuna, ilgisizliğine daha ne kadar dayanabilirim?” diye bağırdı. O an, odamın kapısının arkasında titreyerek oturuyordum. Kalbim deli gibi atıyordu. Annemin sesi çatallaşmıştı, babamın ise öfkesi sanki bütün evi yakacak gibiydi. O gece, çocukluğumun son gecesi oldu.

Benim adım Zeynep. 17 yaşındayım ve İstanbul’un kenar mahallelerinden birinde, iki katlı eski bir evde büyüdüm. Annem Sevgi, babam Ahmet. Bir de benden üç yaş küçük kardeşim Baran var. O gece, Baran’ı yanımda tutmaya çalıştım. Ellerini sımsıkı tuttum, gözlerindeki korkuyu görmemek için gözlerimi kapattım. Ama ne kadar uğraşırsam uğraşayım, o sesleri duymamazlıktan gelemedim. Annem ve babam, yıllardır süren kavgalarını o gece doruğa çıkardı.

Sabah olduğunda, annem gözleri şişmiş, sessizce mutfakta çay demliyordu. Babam ise erkenden çıkmıştı. Baran’la birlikte kahvaltı masasına oturduk. Annem, “Bugün okuldan sonra eve gelmeyin, biraz dışarıda oyalanın,” dedi. Gözleriyle yere bakıyordu, sesi titriyordu. O an, içimde bir şeylerin koptuğunu hissettim. Annem, kararını vermişti. O gün, okulda hiçbir derse odaklanamadım. Arkadaşlarımın neşeli sohbetleri bana yabancı geliyordu. Sanki başka bir dünyadaydım. Eve döndüğümüzde, annem valizini hazırlamıştı. “Zeynep, Baran, gelin,” dedi. “Babanızla artık devam edemeyeceğim. Sizi de bu kavgaların ortasında bırakmak istemiyorum.”

Baran ağlamaya başladı. Ben ise donup kalmıştım. Annemin elini tuttum. “Nereye gideceğiz?” dedim. “Anneannene, bir süre orada kalacağız,” dedi. O an, evimizin kapısından çıkarken, çocukluğumun, anılarımın, her şeyin geride kaldığını hissettim. Sokağa adım attığımda, komşuların bakışlarını üzerimde hissettim. Herkesin bildiği ama kimsenin konuşmadığı bir sır gibi, ailemizin dağılması mahallede yankılandı.

Anneannemin evine vardığımızda, annem sessizce ağladı. Anneannem, “Kızım, sabret. Her şey düzelir,” dedi. Ama annemin gözlerinde umut yoktu. Baran, gece boyunca ağladı. Ben ise pencereden dışarı bakarken, “Neden bizim başımıza geldi?” diye düşündüm. O günden sonra, hayatımız tamamen değişti. Annem iş bulmak için sabahları erkenden çıkıyor, akşam yorgun dönüyordu. Baran’la ben ise okula gidip geliyorduk. Ama hiçbir şey eskisi gibi değildi.

Babam, ilk haftalarda aradı. “Zeynep, Baran, nasılsınız?” dedi telefonda. Sesinde pişmanlık vardı ama gururu, annemden özür dilemesine engel oluyordu. Annem, babamdan bahsedilince gözlerini kaçırıyordu. Bir gün, okuldan dönerken Baran’ı ağlarken buldum. “Babamı özledim,” dedi. Sarıldım ona. “Ben de özlüyorum,” dedim. Ama ne yapabilirdim ki? Annemle babamın arasında sıkışıp kalmıştık.

Bir akşam, annem işten geç geldi. Yorgunluktan gözleri kapanıyordu. “Anne, iyi misin?” dedim. “İyiyim kızım, merak etme,” dedi ama sesinde bir kırgınlık vardı. O gece, annemin odasına gidip yanına uzandım. “Anne, neden bu kadar üzgünsün?” dedim. Annem, saçlarımı okşadı. “Hayat bazen insanı çok yoruyor, Zeynep. Ama güçlü olmalıyız. Sizin için ayakta kalmak zorundayım,” dedi. O an, annemin ne kadar yalnız olduğunu anladım.

Okulda, arkadaşlarımın çoğu ailelerinin yanında, mutlu görünüyordu. Onların hayatı bana çok uzak geliyordu. Bir gün, en yakın arkadaşım Elif, “Zeynep, neden bu kadar içine kapandın?” diye sordu. “Anlatmak istemiyorum,” dedim. Ama içimde birikenleri anlatmak istiyordum. Sonunda dayanamayıp her şeyi anlattım. Elif, sarıldı bana. “Sen çok güçlüsün, Zeynep. Her şey düzelecek,” dedi. Ama ben buna inanamıyordum.

Bir gün, babam bizi görmek istediğini söyledi. Annem, “Karar sizin,” dedi. Baran hemen kabul etti. Ben ise kararsızdım. Babamla buluştuğumuzda, gözleri doldu. “Sizi çok özledim,” dedi. Baran, babama sarıldı. Ben ise uzaktan izledim. Babam, “Affedin beni,” dedi. O an, içimde bir öfke vardı. “Neden bizi bu hale getirdin?” diye bağırmak istedim ama sustum. Sadece gözlerim doldu. Babam, “Her şey için çok üzgünüm,” dedi. “Ama bazen insanlar, istemeden de olsa birbirini kırıyor.” O gün, babamla uzun uzun konuştuk. Ama hiçbir şey eskisi gibi olamazdı.

Aylar geçti. Annem, yeni bir iş buldu. Baran, okula alıştı. Ben ise hala geçmişin gölgesinde yaşıyordum. Bir gece, annemle mutfakta otururken, “Anne, hayat neden bu kadar zor?” dedim. Annem, “Bazen zor, bazen güzel. Ama her zaman devam etmek zorundayız,” dedi. O an, annemin ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha anladım.

Şimdi, lise son sınıftayım. Üniversite sınavına hazırlanıyorum. Hayatımda hala eksik olan çok şey var. Babamla aramızda mesafe var ama onu affetmeye çalışıyorum. Annem, Baran ve ben, yeni bir hayat kurmaya çalışıyoruz. Bazen geceleri, eski evimizi, çocukluğumu, annemle babamın birlikte olduğu günleri düşünüyorum. Gözlerim doluyor. Ama sonra, annemin sözleri aklıma geliyor: “Hayat devam ediyor, Zeynep.”

Bazen düşünüyorum, insan en çok sevdiklerinden mi yara alır? Yoksa en çok sevdiklerinin yanında mı iyileşir? Sizce, affetmek mi zor, yoksa unutmak mı?