Bir Yalanın Gölgesinde: Gerçekler Ortaya Çıkınca

“Bu ne cüret?” dedim içimden, kapının önünde duran kadına bakarken. Elinde bir çanta, diğer eliyle ise karnını tutuyordu; hamile olduğu her halinden belliydi. Annem mutfaktan başını uzattı, gözleriyle bana ‘kim bu?’ diye sordu. Kadın, gözlerini kaçırmadan bana döndü: “Affedersiniz, burası Murat Yıldız’ın evi mi?”

Bir an nefesim kesildi. Murat, kocam. Onun adını yabancı bir kadının ağzından duymak, içimde bir şeyleri paramparça etti. “Evet, ama siz kimsiniz?” dedim, sesim titriyordu. Kadın, hafifçe gülümsedi, ama gözlerinde bir acı vardı. “Ben onun karısıyım. En azından hukuken. İsterseniz kimliğimi gösterebilirim.”

O an, dünya başıma yıkıldı. Annem, şaşkınlıkla bana baktı. “Ne diyorsun kızım, bu kadın ne saçmalıyor?” dedi, sesi yükselmişti. Kadın ise çantasından kimliğini çıkardı, bana uzattı. Gözlerimle ismini okudum: Elif Yıldız. Soyadı aynıydı. “Bakın, ben Murat’ın resmi nikahlı eşiyim. Şu an ondan hamileyim. Sizi rahatsız etmek istemezdim ama başka çarem kalmadı.”

O an, Murat’ın bana anlattığı tüm hikayeler, geçmişteki tüm küçük yalanlar bir bir gözümün önünden geçti. İş seyahatleri, geç saatlere kadar süren toplantılar, telefonunu sessize alıp banyoya gitmeleri… Hepsi bir anlam kazandı. Annem, “Kızım, bu adam seni kandırmış mı?” diye sordu, sesi titriyordu.

Elif, gözyaşlarını silmeye çalıştı. “Biliyorum, çok zor bir durum. Ama ben de yıllardır bekledim. Murat bana, boşanacağını, yeni bir hayat kuracağımızı söyledi. Ama aylardır ortada yok. Sonunda araştırıp burayı buldum.”

O an, Murat’ın bana söylediği ‘eski bir iş arkadaşı’ hikayesini hatırladım. Meğer eski değil, hâlâ devam eden bir hikayeymiş. İçimde bir öfke kabardı. “Demek ki yıllardır iki hayat yaşamış,” dedim, sesim çatladı. Annem yanıma geldi, omzuma dokundu. “Kızım, ne yapacaksın şimdi?”

Elif, çaresizce bana baktı. “Benim de kimsem yok. Annem-babam yıllar önce vefat etti. Bu çocukla tek başıma kalmak istemiyorum. Murat’a ulaşamıyorum. Lütfen, bana yardım edin.”

Bir an, Elif’in çaresizliğinde kendimi gördüm. Ben de Murat’a güvenmiş, ona hayatımı adamıştım. Şimdi ise ortada kalmıştım. Annem, “Polise mi gitsek, ne yapsak?” diye fısıldadı. Ama ben, Murat’ı aramadan hiçbir şey yapmak istemedim. Telefonumu elime aldım, ellerim titriyordu. Aradım, açmadı. Bir daha aradım, yine açmadı. Sonunda mesaj attım: “Murat, hemen eve gel. Çok önemli.”

Saatler geçti. Elif, salonda oturuyor, annem ise mutfakta dua ediyordu. Ben ise pencereden dışarı bakıyor, Murat’ın arabasını bekliyordum. Nihayet, akşam saatlerinde kapı çaldı. Murat içeri girdiğinde, üçümüzü karşısında görünce rengi attı. “Ne oluyor burada?” dedi, sesi kısık.

Elif ayağa kalktı, gözleri dolu dolu: “Murat, artık bir karar vermelisin. Ben senin karınım, çocuğunun annesiyim. Beni neden terk ettin?”

Murat, bana baktı, sonra Elif’e. “Bakın, her şeyi açıklayabilirim. Sadece biraz zaman verin.”

Ben, gözyaşlarımı tutamıyordum. “Yeter artık Murat! Kaç yıldır bana yalan söylüyorsun? Kaç hayatın var senin?”

Murat, yere baktı. “Ben… Ben ikinizi de kaybetmek istemedim. Elif’le evliliğimiz sorunluydu, seni tanıdım, mutlu oldum. Ama Elif hamile kalınca işler karıştı. Ne yapacağımı bilemedim.”

Annem, öfkeyle bağırdı: “İki kadını da kandırmak mıydı çözüm? Yazıklar olsun sana!”

Elif, sessizce ağlıyordu. “Benim tek istediğim, çocuğumun babasının yanında olması. Yalnız kalmak istemiyorum.”

O an, Murat’ın çaresizliğiyle yüzleştim. Ama asıl mağdur bizdik. Annem bana sarıldı, “Kızım, bu adamdan sana hayır gelmez. Kendini düşün,” dedi.

Murat, yere çöktü, başını ellerinin arasına aldı. “Ne olur, bana bir şans daha verin. Her şeyi düzelteceğim.”

Ama artık çok geçti. Elif bana döndü, “Sen ne yapacaksın?” diye sordu. Gözlerim doldu. “Bilmiyorum. Ama artık Murat’a güvenemem. Hayatımı yeniden kurmam gerek.”

O gece, sabaha kadar uyuyamadım. Annem yanımda, Elif ise salonda uyuyakalmıştı. Sabah olduğunda, Murat gitmişti. Elif’le kahvaltı yaparken, göz göze geldik. “Belki de birbirimize destek olmalıyız,” dedi. Haklıydı. İkimiz de aynı adamın yalanlarına inanmıştık.

Şimdi, hayatıma yeni bir sayfa açmaya çalışıyorum. Elif’le dost olduk, birbirimize destek oluyoruz. Murat ise ortadan kayboldu. Belki de en büyük ders, insanın önce kendine güvenmesi gerektiğiymiş.

Siz olsaydınız ne yapardınız? Böyle bir ihanetten sonra affetmek mümkün mü? Yoksa her şeye rağmen yeniden güvenmeyi denemeli mi?