Geri Dönüşü Olmayan Yol

— Belki bir de gömleğini ütüleyeyim, Serkan? Çoraplarını da mı yıkayayım? Adam gibi adam olamadın gitti! — diye bağırdı annem, mutfağın kapısından bana bakarak. O an, içimde bir şeyler koptu. Ellerim titredi, gözlerim doldu. Annemin sesi hâlâ kulaklarımda çınlıyordu, ama ben başka bir yerdeydim. Serkan, salonda televizyonun karşısında oturmuş, hiç oralı olmadan telefonunda bir şeyler karıştırıyordu. Oğlumuz Emre ise odasında, bilgisayar başında ders çalışıyordu. Ben ise mutfakta, elimde bulaşık süngeriyle, hayatımın nereye gittiğini düşünüyordum.

Serkan’la evlendiğimizde her şey çok güzeldi. O zamanlar bana hep “Birlikte her şeyin üstesinden geliriz, Elif” derdi. Ama zamanla, o sözler havada asılı kaldı. Serkan işten yorgun gelirdi, ben de evin işlerini, Emre’nin okulunu, annemin hastalığını, her şeyi tek başıma sırtlanırdım. Annem bizimle yaşıyordu, çünkü babamı kaybettiğimizde yalnız kalmasını istememiştim. Ama şimdi, üç farklı hayatı bir arada tutmaya çalışırken, kendi hayatımın ne olduğunu unutmuştum.

Bir akşam, Serkan eve geç geldi. Yorgun ve sinirliydi. Ben ise annemin ilaçlarını vermiş, Emre’nin ödevlerine yardım etmiş, evin işlerini bitirmiştim. Serkan’ın suratındaki memnuniyetsizliği görünce, içimdeki öfke kabardı.

— Serkan, biraz yardım etsen diyorum. Her şeyi ben yapmak zorunda mıyım? — dedim, sesim titreyerek.

Serkan gözlerini devirdi, koltuğa yayıldı.

— Elif, sabahtan akşama kadar çalışıyorum. Bir de evde mi uğraşacağım? Senin işin ne? — dedi, umursamazca.

O an, içimde bir şeyler kırıldı. Annem mutfağın kapısından başını uzattı, “Kızım, adamı yorma, zaten yorgun” dedi. Emre ise kapısını kapatıp, kendi dünyasına çekildi. Ben ise yalnızlığımın içinde kaybolmuştum.

Bir gece, Emre’nin odasında ağladığını duydum. Kapıyı hafifçe araladım. “Anne, neden hep kavga ediyorsunuz?” dedi, gözleri dolu dolu. O an, oğlumun da bu yükün altında ezildiğini fark ettim. Ona sarıldım, “Her şey düzelecek, söz veriyorum” dedim. Ama içimde, bu sözü tutamayacağımı biliyordum.

Bir sabah, annemle kahvaltı hazırlarken, bana dönüp, “Kızım, Serkan’a iyi bak. Erkekler nazlı olur. Onu kaybedersen, hayatın daha da zorlaşır” dedi. O an, annemin gözlerinde kendi gençliğini gördüm. Babam için her şeyi yapan, ama sonunda yalnız kalan bir kadın. Ben de onun yolundan mı gidiyordum?

O gün, Serkan işten erken geldi. Yorgun ve sinirliydi. Ben ise artık susmak istemiyordum.

— Serkan, bu böyle gitmez. Ben de yoruluyorum. Biraz destek olmanı istiyorum. Sadece evin kadını değilim, ben de insanım! — dedim, gözlerim dolarak.

Serkan bana baktı, yüzünde küçümseyici bir ifade vardı.

— Elif, abartıyorsun. Herkesin hayatı böyle. Annem de babama bakardı. Sen de bakacaksın. — dedi, umursamazca.

O an, içimdeki tüm umutlar sönmüştü. Annem ise yine araya girdi, “Kızım, yuvanı bozma. Sabret, geçer” dedi. Ama ben artık sabretmek istemiyordum.

Bir gece, Emre’nin odasında bir not buldum. “Keşke evde huzur olsa, keşke herkes mutlu olsa” yazıyordu. Oğlumun bu kadar üzülmesine dayanamıyordum. O an karar verdim. Kendi hayatımı yaşamalıydım. Belki de ilk kez kendim için bir şey yapmalıydım.

Ertesi sabah, Serkan’a boşanmak istediğimi söyledim. Şaşırdı, öfkelendi, bağırdı. Annem ağladı, “Kızım, ne yapıyorsun? Oğlunu düşün!” dedi. Emre ise sessizce yanıma gelip, “Anne, mutlu olmanı istiyorum” dedi. O an, oğlumun desteğiyle güç buldum.

Boşanma süreci zordu. Aile büyükleri araya girdi, “Ayıp olur, elalem ne der?” dediler. Ama ben artık başkalarının ne dediğini umursamıyordum. Kendi hayatımı, kendi mutluluğumu seçtim. Annem bir süre konuşmadı benimle. Serkan ise hâlâ bana kızgın. Ama Emre, her gün yanıma gelip, “İyi ki varsın, anne” diyor.

Şimdi, kendi evimde, kendi hayatımı kurmaya çalışıyorum. Zor mu? Evet, çok zor. Ama en azından artık kendim için yaşıyorum. Belki de en büyük cesaret, başkalarının ne dediğine aldırmadan, kendi yolunu çizebilmekte.

Bazen geceleri, “Acaba doğru mu yaptım?” diye düşünüyorum. Ama sonra Emre’nin gülümsemesini hatırlıyorum. Belki de en doğru kararı verdim. Siz olsaydınız, ne yapardınız? Sabreder miydiniz, yoksa kendi yolunuzu mu seçerdiniz?