Her Şeyi Annem Planlamış – İnanamıyorum!
“İnanamıyorum! Gerçekten inanamıyorum!” diye bağırdım, ellerimi havaya kaldırıp mutfakta bir ileri bir geri yürüyerek. Annem ise, her zamanki gibi sakinliğini korumaya çalışıyordu. “Zeynep, lütfen, biraz sakin ol. Bak, her şey senin iyiliğin için…” dedi, bana yaklaşmaya çalışarak. Ama ben hızla geri çekildim, gözlerim dolmuştu, sesim titriyordu. “Benim iyiliğim için mi? Benimle konuşmadan, bana sormadan, hayatımın en önemli kararını nasıl alırsın anne? Bunu bana nasıl yaparsın?”
O an, mutfakta annemle aramızda bir duvar vardı sanki. Babam, salondan sesimizi duyunca içeri girdi. “Ne oluyor burada?” dedi, kaşlarını çatarak. Annem ona dönüp, “Kızımız biraz heyecanlandı, konuşuyoruz sadece,” dedi. Ama ben dayanamadım, “Baba, annem bana haber vermeden, beni hiç tanımadığım biriyle evlendirmeye karar vermiş! Hem de kendi kuzeniyle!” diye bağırdım. Babam bir an durdu, gözleri anneme döndü. “Ne demek bu?” dedi, sesi buz gibiydi.
Annem, “Bakın, ben sadece Zeynep’in geleceğini düşündüm. Yalnız kalmasın, iyi bir aileye gelin gitsin istedim. Hem Halil çok iyi bir çocuk, Almanya’da yaşıyor, işleri de iyi. Zeynep’in orada rahat bir hayatı olur,” dedi. O an içimde bir şeyler koptu. “Ben Halil’i tanımıyorum bile! Hayatımı, hayallerimi, üniversiteyi, arkadaşlarımı bırakıp Almanya’ya mı gideceğim? Sırf sen öyle istiyorsun diye mi?”
Annemin gözleri doldu, ama ben duramadım. “Sen hiç bana sordun mu anne? Ben ne istiyorum, ne hayal ediyorum, hiç düşündün mü?” dedim. Annem, “Kızım, sen daha gençsin, hayatın zorluklarını bilmiyorsun. Ben senin annenim, kötülüğünü ister miyim?” dedi. Babam ise sessizce oturdu, başını öne eğdi. O an, evin içinde bir sessizlik oldu. Sadece kalbimin hızlı atışını duyuyordum.
O gece odamda sabaha kadar uyuyamadım. Tavanı izlerken, çocukluğumdan beri annemin benim için her şeyi planladığını düşündüm. Hangi okula gideceğim, hangi kurslara yazılacağım, kimlerle arkadaşlık edeceğim… Hep onun kararlarıyla şekillendi hayatım. Ama bu sefer, kendi hayatımın direksiyonuna geçmek istiyordum. Sabah olunca, annem kapımı tıklattı. “Zeynep, kahvaltı hazır. Gel, konuşalım,” dedi. Gözlerim şişmişti, ama kalktım. Masaya oturduğumda, annem bana çay koydu. “Bak kızım, ben de senin yaşındayken annem ne dediyse onu yaptım. O zamanlar başka çaremiz yoktu. Ama şimdi senin önünde bir fırsat var. Halil seni mutlu eder, ben eminim,” dedi.
Birden içimde bir öfke kabardı. “Anne, sen mutlu oldun mu peki? Dedenin istediğiyle evlendin, ama mutlu oldun mu?” diye sordum. Annem bir an sustu, gözleri uzaklara daldı. “Bazen insan kendi mutluluğundan vazgeçer, ailesi için. Ama ben senin üzülmeni istemem,” dedi. O an, annemin de kendi hayatında ne kadar fedakarlık yaptığını anladım. Ama yine de, kendi hayatımı yaşamak istiyordum.
O gün, üniversitedeki en yakın arkadaşım Elif’le buluştum. Ona her şeyi anlattım. Elif, “Zeynep, bu senin hayatın. Ailenin ne düşündüğü önemli, ama senin ne istediğin daha önemli. Cesur olmalısın,” dedi. Onun sözleri bana güç verdi. Eve döndüğümde, annem ve babam salonda oturuyordu. “Konuşmamız lazım,” dedim. Annem hemen, “Halil’in ailesiyle konuştum, onlar da çok memnun. Düğün için yazı düşünüyorlar,” dedi. “Anne, ben istemiyorum!” diye bağırdım. “Ben Halil’i tanımıyorum, Almanya’ya gitmek istemiyorum. Ben burada, kendi hayatımı kurmak istiyorum. Üniversiteyi bitirmek, kendi ayaklarım üzerinde durmak istiyorum!”
Babam, “Kızım, annen senin iyiliğini düşünüyor. Yabancı memlekette hayatın daha kolay olur,” dedi. Ama ben kararlıydım. “Baba, ben kendi hayatımı yaşamak istiyorum. Sizin istediğiniz gibi değil, kendi istediğim gibi,” dedim. Annem ağlamaya başladı. “Beni hiç anlamıyorsun Zeynep. Ben senin annenim, sana kötülük yapmak ister miyim?” dedi. “Biliyorum anne, ama ben de kendim için bir şeyler yapmak istiyorum. Lütfen bana izin verin,” dedim.
O gece evde hava çok gergindi. Annem benimle konuşmadı, babam ise sessizdi. Ertesi gün, Halil’in annesi aradı. Annem telefonda, “Zeynep biraz naz yapıyor, ama alışır,” dedi. Bunu duyunca içimden bir şeyler koptu. Odaya gidip kapıyı çarptım. O an, hayatımda ilk kez bu kadar yalnız hissettim. Kimse beni anlamıyordu. Sanki herkes benim yerime karar veriyordu.
Bir hafta boyunca annemle konuşmadım. Okula gidip geldim, odama kapandım. Bir akşam, annem kapımı çaldı. “Zeynep, konuşabilir miyiz?” dedi. İçeri girdi, yanıma oturdu. “Bak kızım, ben de annemle çok çatıştım zamanında. Ama sonunda onun dediği oldu. Şimdi seninle kavga etmek istemiyorum. Sadece mutlu olmanı istiyorum,” dedi. Gözlerinden yaşlar süzülüyordu. “Anne, ben de mutlu olmak istiyorum. Ama kendi yolumu çizmek istiyorum. Lütfen bana güven,” dedim. Annem başını salladı. “Peki, Halil’le bir kez konuşsan? Belki seversin,” dedi. “Anne, ben istemiyorum. Lütfen beni zorlamayın,” dedim.
O an annem sustu, gözleri doldu. “Senin için en iyisini istiyorum, ama belki de senin yolun farklıdır,” dedi. O gece ilk kez annemle sarılıp ağladık. Sabah olunca, annem bana sarıldı. “Kendi yolunu seç kızım. Ama ne olursa olsun, ben hep yanında olacağım,” dedi. O an, içimde bir huzur hissettim. Kendi hayatımı yaşamak için ilk adımı atmıştım.
Şimdi bazen düşünüyorum, annem bana bu kadar baskı yapmasaydı, kendi yolumu bulabilir miydim? Ya da annemin istediği gibi yaşasaydım, mutlu olur muydum? Sizce aileler çocuklarının hayatına ne kadar karışmalı? Kendi yolumuzu çizmek için ne kadar cesur olmalıyız?