O Geceyi Asla Unutmayacağım: Bir Büyükanne Olarak Suçluluk ve Affetmenin Hikâyesi
“Gülten Hanım, Elif’in ateşi çok yüksek, hemen hastaneye gitmeliyiz!” diye bağırdı komşum Ayşe, kapımı çaldığında. O an, kalbim yerinden fırlayacak gibi oldu. Elif, o gece bende kalıyordu; annesi ve babası bir düğüne gitmişti. Akşam yatmadan önce biraz halsizdi ama çocuklar bazen böyle olur diye düşündüm. Ona ıhlamur yaptım, üstünü sıkıca örttüm. Ama gece yarısı, Elif’in nefes alışverişi değişti, yüzü bembeyazdı. O an panikledim, ne yapacağımı bilemedim. Telefonumun şarjı bitmişti, komşuya koştum. Ayşe hemen ambulansı aradı.
Hastaneye vardığımızda Elif’in ateşi 40 dereceyi geçmişti. Doktorlar hemen müdahale etti, ben ise koridorda ellerim titreyerek dua ediyordum. O an, kendimi dünyanın en kötü insanı gibi hissettim. Kızım Zeynep ve damadım Murat hastaneye geldiklerinde gözlerindeki korku ve öfkeyi asla unutamayacağım. Zeynep bana bakarken, “Anne, nasıl fark etmedin?!” diye bağırdı. O an, içimde bir şeyler koptu. Yıllardır torunuma en iyi şekilde bakmaya çalışmıştım. Onun için örgüler örmüş, masallar anlatmış, parkta saatlerce oynamıştım. Ama o gece… O gece her şey değişti.
Elif’in hastalığı ağır bir viral enfeksiyondu. Doktorlar, biraz daha geç kalsaydık çok daha kötü olabileceğini söyledi. Günlerce hastanede kaldık. Ben her gün Elif’in başında bekledim, ama Zeynep ve Murat bana neredeyse hiç konuşmadı. Zeynep’in gözlerinde hep bir suçlama vardı. “Anne, sen benim çocuğuma nasıl bakarsın? Senin yüzünden az daha Elif’i kaybediyorduk!” dedi bir gün. O an, içimdeki suçluluk duygusu dayanılmaz bir hâl aldı. Kendimi affedemiyordum. Her gece Elif’in başında otururken, “Keşke o gece daha dikkatli olsaydım, keşke telefonumu şarjda tutsaydım, keşke…” diye kendimi yiyip bitirdim.
Elif iyileşmeye başladığında, Zeynep ve Murat onu eve götürdü. Ben ise evime döndüm, ama o ev artık bana mezar gibi geliyordu. Her köşede Elif’in kahkahası, oyuncakları, bana sarılışı vardı. Ama artık ne Zeynep ne de Murat beni arıyordu. Bir gün cesaretimi toplayıp Zeynep’i aradım. “Kızım, nasılsınız? Elif nasıl?” dedim. Zeynep’in sesi soğuktu. “İyiyiz anne. Elif de iyi. Ama bir süre seni görmek istemiyoruz. Lütfen bize zaman ver.” dedi. O an, gözyaşlarım sel oldu. Yıllarca ailem için yaşadım, şimdi ise en çok sevdiğim insanlar benden uzak duruyordu.
Günler geçtikçe yalnızlığım arttı. Komşularım bana destek olmaya çalıştı, ama kimse içimdeki acıyı anlayamazdı. Her gün Elif’in resmine bakıp ağladım. “Ben kötü bir büyükanne miyim?” diye kendime sordum. Bir hata yüzünden yılların sevgisi, güveni bir anda silinip gitmişti. O geceyi tekrar tekrar düşündüm. Belki de yaşlılığımın getirdiği yorgunluk, belki de alışkanlıklarım yüzünden Elif’in durumunu ciddiye almamıştım. Ama bu, suçumu hafifletmiyordu.
Bir gün, Elif’in doğum günü yaklaştı. Her yıl ona kendi ellerimle pasta yapardım. Bu yıl da yapmak istedim, ama Zeynep’ten hâlâ bir davet gelmemişti. Yine de umutla bekledim. Doğum günü sabahı, kapım çaldı. Elif, elinde bir resimle karşımdaydı. Arkasında Zeynep ve Murat vardı. Elif bana sarıldı, “Anneanne, seni çok özledim!” dedi. O an, gözyaşlarımı tutamadım. Zeynep bana baktı, gözlerinde hâlâ kırgınlık vardı ama bu kez biraz da yumuşaklık gördüm. “Anne, Elif seni çok özledi. Biz de düşündük… Herkes hata yapabilir. Ama lütfen bundan sonra daha dikkatli ol.” dedi. O an, içimde bir umut ışığı yandı. Elif’in bana verdiği resimde, üçümüz el ele tutuşuyorduk. Altına da “Ailem” yazmıştı.
O günden sonra, ailemle aramda yavaş yavaş bir köprü kuruldu. Zeynep ve Murat bana tekrar güvenmeye başladı, ama ben de kendime bir söz verdim: Artık asla hiçbir şeyi hafife almayacaktım. Elif’in sağlığı her şeyden önemliydi. Her gece dua ettim, Allah’a şükrettim. Ama içimdeki suçluluk duygusu hâlâ tam olarak geçmedi. Bazen Elif’e bakarken, “Ya o gece onu kaybetseydik?” diye düşünüyorum. O zaman, hayatımın geri kalanını nasıl yaşardım, bilmiyorum.
Şimdi, bu hikâyemi paylaşırken, herkesin bir gün hata yapabileceğini ama önemli olanın bu hatalardan ders almak ve sevdiklerimizle aramızdaki bağı koparmamak olduğunu anladım. Belki de affetmek, en çok kendimizi affetmekle başlıyor. Siz hiç böyle bir suçluluk duygusu yaşadınız mı? Ailenizle aranızda affetmek bu kadar zor oldu mu?