Bir Gece, Bir Sır ve Annemin İnancı

“Anne, ne olur bana inan!” diye bağırdım, sesim titreyerek. O an, gözlerimin önünde hâlâ o geceyi yaşıyordum. Geçen yıl, tam da Ramazan Bayramı’ndan önceki cumartesi, yani Kadir Gecesi’ne denk gelen o akşam, hayatımın en karanlık saatlerinden biriydi. Saat sekiz sularıydı, hava yeni yeni kararıyordu. Evimizin bulunduğu mahallede, eski tip sokak lambalarından sadece biri yanıyordu; diğerleri haftalardır arızalıydı. O lambanın altından geçerken, gölgeler adeta üzerime çullanıyordu. İçimde bir huzursuzluk vardı ama eve gitmekten başka çarem yoktu. Babam, her zamanki gibi işten geç dönüyordu; annem ise evde, iftar için hazırlık yapıyordu.

O gece, sokakta yürürken, uzakta devasa bir gölge gördüm. İlk başta bir insan sandım ama hareketleri insana benzemiyordu. Sanki ayakları yere değmeden, sessizce bana doğru yaklaşıyordu. Kalbim deli gibi atmaya başladı. “Yusuf, saçmalama, bu sadece bir gölge,” dedim kendi kendime. Ama gölge yaklaştıkça, vücudumda bir ürperti hissettim. Adımlarımı hızlandırdım, eve koşmak istedim ama ayaklarım sanki yere çivilenmişti. O an, gölgenin içinden bir ses duydum: “Korkma, Yusuf. Sadece gerçeği söylemen gerek.”

O kadar korkmuştum ki, eve vardığımda kapıyı çarparak girdim. Annem mutfaktan fırladı, yüzünde endişe vardı. “Oğlum, ne oldu? Neden bu haldesin?” dedi. Nefes nefese, titreyerek, “Anne, sokakta bir şey gördüm. İnsan değildi. Bana konuştu,” dedim. Annem önce inanmadı, gözlerinde şüphe vardı. “Yusuf, yine hayal mi görüyorsun? Kaç kere dedim sana, gece geç saatlerde sokakta dolaşma!” diye çıkıştı. Ama bu sefer farklıydı. Gözlerimden yaşlar süzülürken, “Anne, yemin ederim, bu sefer hayal değildi. O gölge bana konuştu!” diye ağladım. Annem, gözlerimin içine baktı, ellerimi tuttu. “Tamam oğlum, inanıyorum sana. Korkma, ben buradayım,” dedi. O an, annemin bana inanması, içimdeki korkunun bir kısmını aldı götürdü.

Ama o gece, uyuyamadım. Gölgeyi, sesini, hissettiğim korkuyu tekrar tekrar yaşadım. Sabah olduğunda, annem bana sıcak bir çorba yaptı, saçlarımı okşadı. “Bak oğlum, bazen insanın başına tuhaf şeyler gelir. Belki de çok yorgundun, belki de kafanda bir sürü düşünce vardı. Ama ben sana inanıyorum. Kimse sana inanmasa da, ben inanırım,” dedi. O an, annemin gözlerinde bir hüzün gördüm. Sanki o da geçmişte böyle bir şey yaşamıştı ama kimse ona inanmamıştı.

O günden sonra, mahalledeki çocuklar bana “hayalperest Yusuf” demeye başladılar. Herkes, o gece yaşadıklarımı abarttığımı düşündü. Babam bile, “Oğlum, büyüdün artık. Böyle saçma şeylerle uğraşma,” dedi. Ama annem, her zaman arkamda durdu. “Yusuf, herkes ne derse desin, senin yanında olacağım,” dedi. Bu destek, bana güç verdi ama içimdeki korku geçmedi. Her gece, o gölgeyi tekrar göreceğim diye korkuyla uyuyordum.

Bir gün, annemle mutfakta otururken, bana bir sır verdi. “Yusuf, ben de senin yaşındayken, benzer bir şey yaşadım. Kimse bana inanmadı. O yüzden sana inanıyorum,” dedi. Gözlerim doldu. Annemle aramızda bir bağ oluştu. Artık yalnız olmadığımı hissettim. Ama mahalledeki dedikodular bitmedi. Komşular, “Yusuf’un aklı gidiyor galiba,” diye fısıldaşıyordu. Okulda arkadaşlarım benden uzaklaştı. Sadece annem bana sarıldı, “Senin aklında bir sorun yok. Bazen insanlar anlamaz, ama bu senin gerçeğini değiştirmez,” dedi.

Aylar geçti, ama o geceyi unutamadım. Bir gün, babam işten eve geldiğinde, annemle tartışmaya başladı. “Sen Yusuf’u şımartıyorsun. Oğlan iyice hayal dünyasında yaşıyor,” dedi. Annem ise, “Sen oğlunu hiç dinlemiyorsun. Onun ne hissettiğini anlamaya çalışmıyorsun,” diye karşılık verdi. O an, ailemdeki çatlakları fark ettim. Babamın sevgisi hep mesafeliydi, annem ise bana siper oluyordu. Bu çatışma, evdeki huzuru bozdu. Babam, bir süre sonra daha da içine kapandı, annem ise bana daha çok sarıldı.

Bir gece, yine aynı sokaktan geçmek zorunda kaldım. Kalbim deli gibi atıyordu. O lambanın altında durdum, gözlerimi kapattım. “Buradayım,” dedim sessizce. Gölge yine ortaya çıktı. Ama bu sefer korkmadım. “Neden bana geldin?” diye sordum. Gölge, “Korkularınla yüzleşmen için,” dedi. O an, içimde bir rahatlama hissettim. Eve döndüğümde, anneme sarıldım. “Anne, artık korkmuyorum,” dedim. Annem gözlerimin içine baktı, “Aferin oğlum. Korkularınla yüzleşmek, büyümenin ilk adımıdır,” dedi.

Şimdi, o geceyi düşündükçe, annemin bana olan inancının hayatımı nasıl değiştirdiğini anlıyorum. Belki de herkesin bir gölgesi vardır; kimisi korkar, kimisi onunla yüzleşir. Benim gölgem, annemin sevgisiyle hafifledi. Ama hâlâ merak ediyorum: Eğer annem bana inanmasaydı, ben kim olurdum? Siz hiç, kimsenin inanmadığı bir gerçeği yaşadınız mı?