Bir Annenin Seçimi: Kırık Bir Kızın Hikayesi

“Yeter artık anne!” diye bağırdım, sesim titreyerek. Gözlerimden yaşlar süzülüyordu, ama bu sefer ağlamamın sebebi acizlik değildi; içimde biriken öfke ve hayal kırıklığıydı. Annem, karşımdaki koltukta oturmuş, yine eski eşim Murat’ı savunuyordu. “Bak kızım, Murat gibi bir adam kolay bulunmaz. Sen de biraz daha sabırlı olsaydın, şimdi bu halde olmazdın,” dedi, gözlerinde o tanıdık küçümseme parıltısıyla.

O an, yıllardır içimde biriken tüm duygular patladı. “Anne, ben boşandım! Murat’ı seçtin, beni değil. Hâlâ onunla görüşüyorsun, benimle değil. Ben senin kızınım, neden beni hiç anlamadın?” dedim, sesim çatallaşarak. Annem başını çevirdi, dudaklarını büzdü. “Senin iyiliğin için söylüyorum. Murat seni seviyordu, sen ise hep sorun çıkardın. Şimdi de yeni kocana aynı şeyleri yapma, bak, o da bir gün giderse şaşırmam,” dedi.

İçimdeki yara daha da derinleşti. Annemin gözünde ben hep suçluydum. Murat’la evliliğimiz boyunca yaşadığım sıkıntıları, onun bana olan ilgisizliğini, hatta zaman zaman hissettirdiği küçümsemeyi hiç görmedi. Her tartışmada, her gözyaşımda, annem hep Murat’ın tarafını tuttu. “Sen çok alıngansın, Murat çalışıyor, yoruluyor, biraz anlayışlı ol,” derdi. Oysa ben, evin yükünü tek başıma çekiyor, Murat’ın ilgisizliğine rağmen ailemi ayakta tutmaya çalışıyordum.

Boşanma kararı aldığımda, annem bana değil, Murat’a sarıldı. “Kızım hata yapıyor, sen affet onu,” dedi. O gün, annemin gözünde ne kadar değersiz olduğumu anladım. Boşandıktan sonra bile, annem Murat’la görüşmeye devam etti. Hatta yeni eşim Emre ile tanıştığında, “Murat gibi bir damadım vardı, çok efendi, çok çalışkandı,” diyerek Emre’yi de huzursuz etti. Emre, annemin bu tavırlarına başta anlam veremedi. Bir gün bana, “Senin annen neden eski eşini bu kadar övüyor? Sanki sen suçluymuşsun gibi davranıyor,” dediğinde, içimdeki utanç ve öfke bir kez daha kabardı.

Bir akşam, Emre ile tartıştık. Sebebi yine annemdi. Annem, Emre’ye gizlice mesaj atıp, “Kızım biraz inatçıdır, Murat’ı da bu yüzden kaybetti,” demiş. Emre bana gösterdiğinde, dünyam başıma yıkıldı. Annem, kendi kızını, yeni eşinin gözünde küçük düşürmekten çekinmemişti. O gece sabaha kadar ağladım. Çocukluğumdan beri annemin sevgisini kazanmak için çabaladım. Hep onun istediği gibi oldum, onun istediği okullara gittim, onun istediği insanlarla arkadaşlık ettim. Ama hiçbir zaman yeterli olamadım.

Bir gün, annemle yüzleşmeye karar verdim. Onu aradım, “Anne, artık yeter. Ben senin kızınım, ama sen hep başkalarını seçiyorsun. Murat’ı, onun ailesini, hatta şimdi Emre’yi bile bana karşı dolduruyorsun. Ben ne zaman senin için önemli olacağım?” dedim. Annem sessiz kaldı, sonra soğuk bir sesle, “Sen kendi yolunu seçtin, ben de kendi yolumu. Murat’ı kaybetmekle hata yaptın, şimdi de bana kızıyorsun. Benim vicdanım rahat,” dedi. O an, annemin sevgisini asla kazanamayacağımı anladım.

Küçükken, annemle pazara giderdik. Elimi tutar, bana en güzel elbiseleri alırdı. O zamanlar, annemin sevgisi koşulsuzdu sanırdım. Ama büyüdükçe, sevgisinin şartlara bağlı olduğunu gördüm. Başarılı olursam, annem mutlu olurdu. Ama hata yaparsam, hemen yüzünü çevirirdi. Murat’la evliliğimde de aynısı oldu. Murat’ı mutlu edemedim diye, annem beni suçladı. Oysa Murat’ın bana nasıl davrandığını, bana nasıl hissettirdiğini hiç sormadı.

Boşandıktan sonra, annemle aram iyice açıldı. Bayramlarda aramaz oldu, doğum günümde mesaj bile atmadı. Ama Murat’ın doğum gününde ona pasta yapıp götürdüğünü, komşulardan duydum. İçim acıdı. Kendi annem, eski eşime benden daha yakın olmuştu. Emre ile yeni bir hayat kurmaya çalışırken, annemin gölgesi hep üzerimdeydi. Emre’ye karşı hep savunmada kaldım, “Bak, ben de hata yapabilirim, ama lütfen annemin söylediklerine inanma,” dedim. Emre başta anlamasa da, zamanla annemin tavırlarını gördü ve bana destek oldu.

Bir gün, annem beni aradı. “Emre ile aran nasıl?” diye sordu. Sesinde yine o alaycı ton vardı. “İyi anne, mutluyuz,” dedim. “Bak kızım, Murat gibi bir adamı kaybettin, bari Emre’yi kaybetme. Ama senin huyun değişmediyse, zor,” dedi. O an, içimde bir şeyler koptu. “Anne, ben artık seninle konuşmak istemiyorum. Sen beni hiç anlamadın, anlamak da istemedin. Lütfen bir daha beni arama,” dedim ve telefonu kapattım. Ellerim titriyordu, ama içimde bir huzur vardı. Yıllardır taşıdığım yükten kurtulmuştum.

O günden sonra, annemle hiç konuşmadım. Bazen geceleri uykumda annemi görürüm. Küçük bir kız çocuğu olarak, annemin elini tutmaya çalışırım, ama annem hep uzaklaşır. Sabah uyandığımda, gözlerim yaşlı olur. Kendi kendime sorarım: Bir anne, kendi kızını neden bu kadar kolay harcar? Ben annemi affedebilir miyim? Yoksa annemin sevgisini aramaktan vazgeçmeli miyim?

Bazen düşünüyorum, annem beni neden hiç anlamadı? Benim de hatalarım oldu, ama bir anne, kızının yanında olmalı değil mi? Sizce, bir anne sevgisi gerçekten koşulsuz mudur, yoksa bazen anneler de çocuklarını yarı yolda bırakır mı?