Eşimde İkinci Bir Telefon Buldum: Bir Kadının Sessiz Çığlığı
“Bu ne?” dedim kendi kendime, Murat’ın masasının altından çıkan eski, çiziklerle dolu telefonu elimde evirip çevirirken. Toz alırken yanlışlıkla yere düşürdüğüm kağıtları toplarken bulmuştum onu. O an kalbim sanki göğsümden çıkacak gibi çarptı. Murat’ın her zaman kullandığı yeni telefonunu biliyordum; bu ise başka bir şeydi. İçimde bir yerlerde, yıllardır bastırdığım o huzursuzluk yeniden kıpırdamaya başladı.
O akşam Murat eve geldiğinde, sofrada sessizce oturduk. Çocuklar odalarında ders çalışıyordu. Ben ise elimde tuttuğum o telefonu masanın altına saklamıştım. Gözlerim sürekli onun üzerindeydi. “Murat, bugün işin nasıldı?” dedim, sesim titreyerek. O ise gözlerini kaçırdı, “Her zamanki gibi, yoğun.”
Gece herkes uyuduğunda, telefonu tekrar elime aldım. Şifresi yoktu; açılır açılmaz ekranda bir mesaj belirdi: “Yarın aynı yerde buluşalım mı?” Gönderenin adı sadece “Aylin”di. O an içimde bir şeyler koptu. Ellerim titredi, gözlerim doldu. Yıllardır süren evliliğimizin, iki çocuğumuzun hatırına her şeyi sineye çekmiş, Murat’ın ilgisizliğine, geç saatlere kadar çalışmasına hep bahane bulmuştum. Ama şimdi önümde somut bir kanıt vardı.
Ertesi sabah kahvaltıda Murat’a bakarken içimden geçenleri bastırmaya çalıştım. “Bugün işten erken çıkabilir misin? Birlikte yürüyüş yapalım mı?” dedim. Yüzüme bile bakmadan, “Toplantım var, geç dönerim,” dedi. O an gözlerim doldu ama belli etmemeye çalıştım.
Gün boyu aklımda hep o mesaj vardı. Kimdi bu Aylin? Ne zamandır vardı hayatımızda? Akşam olunca çocukları anneme bırakıp Murat’ın peşine takıldım. Arabasını takip ettim; şehir merkezindeki eski bir kafede durdu. İçeri girdiğinde pencereden baktım: Karşısında genç bir kadın oturuyordu. Gülüyorlardı, Murat’ın yüzünde aylardır görmediğim bir mutluluk vardı.
Eve döndüğümde içimdeki öfke ve çaresizlik birbirine karıştı. Annem telefonda sesimi duyunca hemen sordu: “Kızım iyi misin?” Sustum, yutkundum. “Anne, bazen insan en yakınındakini bile tanıyamıyor,” dedim sadece.
O gece Murat eve geldiğinde yüzüne bakamadım. O ise hiçbir şey olmamış gibi davranıyordu. Dayanamadım, telefonu önüne koydum. “Bunu açıklayacak mısın?” dedim sessizce ama kararlı bir sesle.
Murat önce şaşırdı, sonra öfkelendi: “Ne işin var benim eşyalarımda? Güvenmiyor musun bana?”
Gözlerimden yaşlar süzüldü: “Güvenmek istedim Murat! Ama sen bana hiç şans vermedin!”
Bir süre sessizlik oldu. Sonra Murat başını eğdi: “Bak, bu sandığın gibi değil…”
Sözünü kestim: “O zaman anlat! Kim bu Aylin? Neden ikinci bir telefonun var?”
Murat derin bir nefes aldı: “Aylin… işten biri. Sıkıntılı bir dönem geçiriyor, ona destek oluyorum sadece.”
İçimdeki öfke daha da büyüdü: “Destek olmak için gizli telefona mı ihtiyacın var? Bana neden söylemedin?”
Murat cevap veremedi. O an anladım ki aramızdaki güven tamamen yıkılmıştı.
Ertesi gün anneme gittim. Annem gözlerimin altındaki morlukları görünce sarıldı bana: “Kızım, kimse için kendini harcama. Çocukların için güçlü olmalısın.”
Günler geçti, Murat’la aramızdaki mesafe giderek büyüdü. Çocuklar bir şeylerin ters gittiğini anlamıştı ama hiçbir şey sormuyorlardı. Evdeki sessizlik artık dayanılmaz hale gelmişti.
Bir akşam oğlum Emir yanıma geldi: “Anne, babam seni üzüyor mu?” Gözlerim doldu ama ona güçlü görünmek zorundaydım: “Hayır oğlum, bazen büyükler arasında anlaşmazlıklar olur.”
Ama içimde fırtınalar kopuyordu. Her gece uyuyamıyor, Murat’ın bana ne zaman yalan söylediğini düşünüp duruyordum. Bir gün cesaretimi topladım ve Murat’a boşanmak istediğimi söyledim.
O an Murat’ın yüzünde gördüğüm şaşkınlık ve pişmanlık karışımı ifadeyi asla unutamam. “Bunu yapmak zorunda mısın?” dedi kısık sesle.
“Evet,” dedim kararlı bir şekilde. “Çünkü artık kendimi yok saymak istemiyorum.”
Boşanma süreci sancılı geçti. Aile büyükleri araya girdi, barışmamız için baskı yaptılar. Ama ben kararımı vermiştim. Çocuklar için en iyisinin bu olduğuna inanıyordum.
Şimdi kendi evimde, çocuklarımla yeni bir hayat kurmaya çalışıyorum. Bazen geceleri yalnız kaldığımda gözyaşlarımı tutamıyorum ama biliyorum ki doğru olanı yaptım.
Hayat bazen insanı en beklemediği yerden sınar. Peki siz olsaydınız ne yapardınız? Güven bir kere kırıldığında tekrar onarılabilir mi?