Sevginin Sessizliğe Dönüştüğü An: Bir Babanenin Hikayesi

“Anneanne, neden artık gelmiyorsun?” diye sordu küçük Zeynep, telefonda sesi titreyerek. O an içimde bir şeyler koptu. Elim telefonda, gözüm kapıda kaldı. Oysa ben, Emine, bu evin direğiydim; oğlum Murat’ı tek başıma büyütmüş, ona hem anne hem baba olmuştum. Şimdi ise, torunlarımın sesini duymak bile lütfa dönüşmüştü.

Her şey geçen bayram başladı. Sofrada herkes suskun, Ayşe’nin bakışları üzerimdeydi. Bir ara Murat’a fısıldadı: “Anne çok karışıyor, çocuklar da etkileniyor.” O an anlamadım, ama içimde bir huzursuzluk başladı. Zeynep yanıma gelip sarıldığında Ayşe’nin yüzü asıldı. O gün torunlarımı öperken, sanki son kezmiş gibi hissettim.

Sonra mesajlarım cevapsız kalmaya başladı. “Zeynep nasılsın kuzum?” yazıyorum, mavi tik var ama cevap yok. Arıyorum, açmıyorlar. Murat’a soruyorum, “Anne işte yoğunuz,” diyor geçiştiriyor. Ayşe’ye bir şey mi yaptım diye düşünüyorum; acaba fazla mı karıştım, yoksa yanlış bir söz mü söyledim?

Bir akşam Murat’ı aradım. “Oğlum, ben bir hata mı yaptım?” dedim. Sustu uzun süre. Sonra “Anne, biraz dinlenmek istiyoruz. Çocuklar büyüyor, kendi düzenimiz olsun istiyoruz,” dedi. O an içimde bir boşluk oluştu. Ben mi fazlaydım artık? Yıllarca her bayramda sofrayı ben kurdum, hastalandıklarında başlarında ben vardım. Şimdi ise fazlalık mıydım?

Komşum Şerife abla geldi bir gün çaya. Gözlerim dolu dolu anlattım: “Torunlarımı göremiyorum, oğlum bile aramaz oldu.” Şerife abla iç çekti: “Kızım da aynısını yaptı bana. Yeni nesil böyle Emine, anneler artık istenmiyor.”

Ama ben vazgeçmedim. Bir gün okullarının önüne gittim, Zeynep’i uzaktan gördüm. Koşup sarılmak istedim ama Ayşe’nin bakışları beni dondurdu. “Emine Hanım, lütfen bizim düzenimize karışmayın,” dedi soğukça. Zeynep bana bakıp el salladı ama yanına yaklaşamadım.

Geceleri uyuyamaz oldum. Eski fotoğraflara bakıp ağladım. Murat’ın çocukluğunu hatırladım; ilk adımlarını, ilk kelimesini… Şimdi ise oğlum bana yabancıydı. Torunlarımın büyüdüğünü göremeyecek miydim?

Bir gün cesaretimi topladım, Murat’ın evine gittim. Kapıyı Ayşe açtı, yüzünde yapmacık bir gülümseme vardı. “Müsait değiliz Emine Hanım,” dedi kapıyı aralayıp. İçeriden Zeynep’in sesi geliyordu: “Babaanne geldi mi?” Ayşe hemen kapattı kapıyı.

O gece Murat’ı tekrar aradım. “Oğlum, ben ne yaptım? Neden böyle oldu?” dedim gözyaşları içinde. Murat’ın sesi yorgundu: “Anne, Ayşe çok yoruldu. Senin sürekli müdahalen onu üzüyor.”

İçimde fırtınalar koptu. Ben sadece yardımcı olmaya çalışmıştım; yemek yapmıştım, çocuklara masal anlatmıştım… Ama şimdi bunların hepsi suç muydu?

Bir gün mahalledeki camide dua ettim: “Allah’ım bana sabır ver.” Sonra eve dönerken Zeynep’in okuldan çıktığını gördüm. Yanına yaklaşıp sessizce sordum: “Kuzum, beni özledin mi?” Gözleri doldu: “Babaanne seni çok özledim ama annem izin vermiyor.”

O an anladım ki mesele ben değilim; yeni nesil anneler kendi ailelerini kurmak istiyorlar ve eski alışkanlıklara yer yok artık. Ama bu kadar kolay mıydı yılların emeğini silmek?

Bir gece Murat kapımı çaldı. Yorgun ve üzgündü. “Anne,” dedi, “Ayşe ile çok tartışıyoruz. Seninle ilgili değilmiş gibi davranıyor ama aslında seni kıskanıyor.”

Şaşırdım: “Neyi kıskanacak oğlum? Ben sizin iyiliğiniz için buradayım.”

Murat başını eğdi: “Çocuklar sana daha yakın hissediyorlar bazen… Ayşe de kendini dışlanmış hissediyor.”

O an içimde bir şeyler kırıldı ama anlamaya çalıştım. Belki de fazla sahiplenmiştim torunlarımı; belki de Ayşe’ye annelik hakkını vermemiştim.

Ertesi gün Ayşe’ye mesaj attım: “Sana yük oldumsa affet kızım. Sadece torunlarımı çok seviyorum.”

Cevap gelmedi ama birkaç gün sonra Zeynep aradı: “Babaanne seni çok özledik.”

Şimdi haftada bir görüşüyoruz ama o eski sıcaklık yok artık. Sofrada sessizlik var; kahkahalar yerini fısıltılara bıraktı.

Bazen düşünüyorum: Sevgi neden sessizliğe dönüşür? Bir anne ya da babaanne ne zaman fazlalık olur? Sizce de ailedeki bu kopuklukların sebebi ne? Yoksa biz mi değiştik, yoksa zaman mı bizi değiştirdi?