Kardeşim Olmak İsterdim, Ama Sonra Her Şey Değişti
“Senin yüzünden oldu bu! Hep senin yüzünden!” diye bağırdı annem, gözyaşları içinde mutfağın köşesine sinmiş bana bakarken. O an, içimde bir şeylerin koptuğunu hissettim. Oysa ben sadece abim Murat’ın gölgesinde büyümüş, onun gibi olmak istemiştim. Ama annemin gözünde suçlu bendim; çünkü Murat yine eve gelmemişti ve annem, öfkesini bana kusacak başka kimse bulamamıştı.
Küçük bir Anadolu kasabasında, herkes birbirini tanır. Annem Zeynep, daha on sekizindeyken bana hamile kalmış. Babam ise adını bile anmak istemediğim biri; annem hamile olduğunu söylediği gün çekip gitmiş. Dedemler, annemi evden kovmuşlar. “Evli olmadan çocuk mu olurmuş?” diye bağırmış dedem. Annem, kasabanın kenarındaki eski bir gecekonduya sığınmış. İşte ben ve abim Murat, o gecekonduyu paylaştık yıllarca.
Murat benden üç yaş büyüktü. O her zaman daha güçlü, daha cesur, daha akıllıydı. Mahallede herkes onu tanırdı; kimi zaman kavga eder, kimi zaman komşuların işine yardım ederdi. Ben ise sessiz, içine kapanık bir çocuktum. Annem hep Murat’ı överdi: “Bak Murat’a, adam gibi adam olacak o!” derdi. Ben de onun gibi olmak isterdim; onun gibi cesur, onun gibi sevilen…
Bir gün okuldan dönerken Murat’ı köy kahvesinin önünde gördüm. Yanında kasabanın belalısı olarak bilinen Ferhat vardı. Ferhat’ın sigarasından bir nefes çekip Murat’a uzattığını gördüm. O an içimde bir korku belirdi ama Murat’ın gözlerinde bir gurur vardı. Eve döndüğümüzde annem sordu:
— Nerede kaldın Murat?
— Arkadaşlarla ders çalışıyorduk anne.
Yalan söylediğini biliyordum ama anneme söyleyemedim. Çünkü Murat’ı kaybetmekten korkuyordum.
Yıllar geçti, Murat’ın yolu iyice karardı. Liseyi bırakıp Ferhat’ın çetesine katıldı. Evdeki tartışmalar arttı. Annem her gece ağlar oldu; ben ise odama kapanıp kulaklarımı tıkadım. Bir gece Murat eve kanlar içinde geldi. Annem çığlık attı:
— Ne oldu oğlum sana?
— Bir şey yok anne, kavga ettik sadece.
Ama o gece kasabada bir hırsızlık olmuştu ve herkes Murat’tan şüpheleniyordu. Ertesi gün polisler kapımıza dayandı. Annem yere çöktü, elleriyle başını kapattı:
— Allah’ım ne günah işledim de bu çocuklarıma bu hayatı verdin?
Murat gözaltına alındı. Ben ise ilk kez onun gibi olmak istemediğimi fark ettim. O an içimde bir öfke ve kırgınlık oluştu; hem ona hem de anneme karşı… Çünkü ben ne yaparsam yapayım, hep ikinci planda kalmıştım.
Murat üç ay sonra serbest bırakıldı ama artık hiçbir şey eskisi gibi değildi. Kasabada herkes bize sırtını döndü. Okulda arkadaşlarım benimle dalga geçmeye başladı:
— Hırsızın kardeşi geliyor!
O anlarda kendimi yerin dibine geçmek istedim. Annem ise iyice içine kapandı; günlerce konuşmadı, yemek yapmadı. Evde bir sessizlik hâkimdi.
Bir akşam Murat eve sarhoş geldi. Annem ona bağırmaya başladı:
— Yeter artık! Bizi ne hale getirdin!
— Sen ne yaptın ki anne? Bize sahip çıkamadın! Babamızı da kaçırdın!
O an annemin gözlerinde tarifsiz bir acı gördüm. İlk kez Murat’a karşı öfke duydum:
— Yeter artık abi! Herkes senden bıktı! Ben de!
Murat bana döndü, gözleri doldu:
— Sen ne anlarsın ki? Sen hiç benim yaşadıklarımı yaşadın mı?
O gece ilk defa abimle kavga ettik; yumruklar havada uçuştu, annem araya girmeye çalıştı ama başaramadı. Sonunda Murat kapıyı çarpıp gitti ve bir daha geri dönmedi.
Aylar geçti, annem hastalandı. Doktorlar depresyon dedi; ilaçlar yazdı ama annem hiçbirini kullanmadı. Ben ise hem okula gidiyor hem de kasabanın manavında çalışıyordum. Hayatım boyunca abim gibi olmak istemiştim ama şimdi onun izini bile silmek istiyordum.
Bir gün kasabanın girişinde Murat’ı gördüm; üstü başı perişan, sakalları uzamıştı. Yanına gittim:
— Neden geldin abi?
— Sadece seni görmek istedim…
— Annem seni affetmez.
— Biliyorum… Ama ben kendimi affedemedim zaten.
O an abimin de aslında ne kadar yalnız olduğunu fark ettim. Hep güçlü görünmeye çalışmış ama içten içe yıkılmıştı.
Eve döndüğümde annem pencerenin önünde oturuyordu:
— Murat’ı gördün mü?
— Gördüm anne… Çok kötü halde.
— O benim oğlum… Ne olursa olsun…
O gece annemle uzun uzun konuştuk; geçmişi, babamızı, Murat’ı… Annem ağladı, ben ağladım. Hayatta en çok istediğim şeyin aslında abim gibi olmak değil, kendi yolumu bulmak olduğunu anladım.
Şimdi kasabada hâlâ yaşıyorum; anneme bakıyorum, manavda çalışıyorum ve üniversite sınavına hazırlanıyorum. Abimden ise hâlâ haber yok… Bazen geceleri gökyüzüne bakıp soruyorum:
“Acaba başka bir ailede doğsaydık, hayatımız farklı olur muydu? Kaderimizi gerçekten değiştirebilir miyiz? Sizce insan geçmişinin gölgesinden kurtulabilir mi?”