Sadece Bir Kuaför müyüm?
“Sadece bir kuaförsün işte, ne abartıyorsun?” Emre’nin sesi, masadaki kahkahaların arasında kulağımda yankılandı. O an, boğazıma bir yumru oturdu. Annem, babam, Emre’nin ailesi ve arkadaşları… Herkes oradaydı. Gözlerim doldu ama ağlamamaya yeminliydim. Gülümsemeye çalıştım, ama dudaklarım titredi. Emre’nin annesi, “Ayşe’cim, bakma oğlumun lafına, gençler işte,” dedi ama gözlerinde küçümseyici bir bakış vardı. O an anladım: Benim emeğim, yıllardır döktüğüm ter, sabahın köründe açtığım dükkan, müşterilerimin bana sarılarak teşekkür etmesi… Hiçbiri bu sofrada bir anlam ifade etmiyordu.
O gece eve dönerken Emre arabada sessizdi. Ben de öyle. Sanki aramızda görünmez bir duvar vardı. Eve vardığımızda anahtarı çevirdim ve kapıyı açarken arkamdan seslendi: “Ayşe, abartıyorsun. Herkesin içinde trip atmanın anlamı yoktu.”
Durdum. “Trip atmıyorum Emre. Sadece… Sadece kırıldım.”
“Ya tamam, özür dilerim. Ama ne var yani? Kuaförsün işte. Herkesin bir mesleği var.”
“Sen hiç benimle gurur duydun mu?” dedim. Gözlerime bakmadı. Cevap vermedi.
O gece sabaha kadar uyuyamadım. Tavanı izledim, çocukluğumu düşündüm. Babamın işsiz kaldığı yılları, annemin evlere temizliğe gittiği günleri… Ben ise 16 yaşında çırak olarak başladığım kuaförlükte kendi salonumu açmıştım. Herkes bana “Kız başına başaramazsın” demişti. Ama başarmıştım. Şimdi ise sevdiğim adamın gözünde sadece “sıradan bir kuafördüm”.
Ertesi gün dükkana gittiğimde Zeynep geldi. En yakın arkadaşım ve aynı zamanda yan dükkanda manikürcü. “Ne oldu suratın beş karış?” dedi.
“Emre dün gece beni rezil etti,” dedim ve olanları anlattım.
Zeynep’in gözleri parladı: “Ayşe! Senin emeğinle dalga geçen adamla evlenme! Seninle gurur duymayan biriyle bir ömür geçer mi?”
O an içimde bir şeyler kıpırdadı. Zeynep haklıydı. Ama ailem… Annem Emre’yi çok seviyordu. “Kızım bak, Emre iyi çocuk, işi gücü var,” derdi hep. Babam ise “Kız kısmı evde kalmasın” diye baskı yapardı.
O hafta boyunca Emre aradı, mesaj attı ama cevap vermedim. Dükkanımda çalışırken aynada kendime baktım: “Ayşe, sen kimsin? Ne istiyorsun?”
Bir akşam annem geldi dükkana. “Kızım, Emre’yle ne oldu? Çocuk perişan olmuş.”
“Anne, ben perişan olmadım mı? Hiç düşündünüz mü benim ne hissettiğimi?”
Annem sustu. Sonra yavaşça elimi tuttu: “Senin mutlu olmanı isterim kızım. Ama hayat zor… Bir başına ayakta kalmak kolay mı?”
Gözlerim doldu yine. “Anne, ben zaten yıllardır tek başıma ayakta kalıyorum.”
O gece kararımı verdim. Emre’yle buluşmak istedim. Bir kafede oturduk karşılıklı.
“Emre, ben seninle evlenmek istemiyorum,” dedim.
Şaşırdı, öfkelendi: “Saçmalama Ayşe! Herkes ne der?”
“Kimse ne derse desin umurumda değil artık. Ben kendime saygı duymayan biriyle evlenemem.”
Emre kalktı gitti. Arkasından bakarken içimde hem bir acı hem de hafiflik vardı.
Sonraki günler kolay geçmedi. Ailem küstü, mahallede dedikodu başladı: “Ayşe nişanı attı, kim bilir ne yaptı?” Dükkanımda işler azaldı, bazı müşteriler gelmez oldu. Ama Zeynep hep yanımdaydı.
Bir gün yaşlı bir kadın geldi dükkana. Saçlarını tararken sessizce ağladığını fark ettim.
“Hayırdır teyzeciğim?” dedim.
“Evlat… Kızım yıllar önce kendi yolunu seçti diye herkes ona sırt çevirdi. Şimdi uzaktayız ama o mutlu… Sen de mutlu ol kızım.”
O an gözyaşlarımı tutamadım. Hayatta herkesin bir bedeli vardı; bazen yalnızlık, bazen gurur… Ama en önemlisi kendi değerini bilmekti.
Aylar geçti. Dükkanımı büyüttüm, sosyal medyada işlerim arttı. Bir gün televizyonda kadın girişimcilerle ilgili bir programa davet edildim. Orada hikayemi anlattım: “Ben sadece bir kuaför değilim; ben hayallerinin peşinden giden bir kadınım.”
Programdan sonra eski müşterilerim geri döndü, yeni müşteriler geldi. Annem ve babam da zamanla yumuşadı; gururla dükkanımda oturmaya başladılar.
Bazen geceleri yalnız kalınca hâlâ o sofrayı hatırlıyorum; Emre’nin küçümseyen bakışlarını… Ama artık biliyorum ki, insanın gerçek değeri başkalarının gözünde değil, kendi yüreğinde saklıdır.
Siz hiç sırf mesleğiniz yüzünden küçümsendiniz mi? Peki ya gururunuz için neleri feda ederdiniz? Hayatınızda sizin de böyle bir dönüm noktanız oldu mu?