Her Şeyi Üzerime Yaz! Neden Ona İnandın? O Seni Kandırıyor! – Bir Kadının Aldatılma, Ev ve Kız Çocuğu İçin Verdiği Onur Savaşı

“Her şeyi üzerime yaz! Neden ona inandın? O seni kandırıyor!” diye bağırdı eşim, Salih, gözlerimin içine bakarak. O an, içimde bir şeylerin koptuğunu hissettim. Salondaki eski halının üstünde, kızım Elif’in oyuncakları dağılmıştı; ama ben, o an sadece Salih’in yüzündeki öfkeyi ve çaresizliği görebiliyordum. Annem mutfaktan çıkıp yanımıza geldiğinde, elleri titriyordu. “Yeter artık çocuklar, komşular duyacak!” dedi ama sesi neredeyse fısıltıydı.

O akşam, hayatımın en uzun gecesiydi. Salih’in telefonunda bulduğum mesajlar, bir kadından gelen o cüretkâr cümleler… Her şeyin başlangıcıydı. “Sana inanmıyorum artık,” dedim ona. “Bunca yıl birlikte yaşadık, bir çocuğumuz var… Nasıl yaparsın bunu?”

Salih’in gözleri bir anlığına doldu, sonra hızla toparlandı. “Sen de hiç anlamıyorsun beni! Hep ev, hep çocuk… Ben de insanım!” diye bağırdı. O an, evliliğimizin aslında ne kadar kırılgan olduğunu fark ettim. Annem araya girdi: “Bak kızım, yuvanı yıkma. Erkekler hata yapar. Elif’in hatrına affet.”

Ama ben affedemedim. O gece Elif’i odasına yatırırken gözyaşlarımı saklamaya çalıştım. Küçük elleriyle yüzümü okşadı: “Anne, ağlama… Babam yine gelir mi?” O an içimdeki acı tarifsizdi.

Ertesi gün Salih evi terk etti. Birkaç gün sonra kayınvalidem aradı: “Kızım, bu ev Salih’in üstüne. Senin burada kalmaya hakkın yok.” Şaşkınlıkla telefonu elimden düşürdüm. Oysa bu evi birlikte almıştık; kredi taksitlerini beraber ödemiştik. Ama tapu Salih’in üstündeydi. Annem yine araya girdi: “Kızım, mahkemeye gitmekten korkma. Hakkını ara.”

Mahkeme süreci başladı. Her duruşmada kalbim biraz daha kırıldı. Salih’in avukatı beni suçladı: “Ev hanımı olduğu için katkısı yoktur.” Oysa ben yıllarca evde çocuk büyütmüş, Salih’in işine destek olmuş, aileyi ayakta tutmuştum. Elif’in velayeti için de mücadele ettim. Salih’in ailesi sürekli arayıp baskı yaptı: “Elif’i bize ver, sen zaten çalışmıyorsun.”

Bir gece annemle mutfakta otururken içimi döktüm: “Anne, ben ne zaman kendi hayatımı yaşayacağım? Hep başkalarının kararlarına göre yaşadım.” Annem gözyaşlarını sildi: “Kızım, güçlü olmalısın. Senin gibi nice kadın var bu ülkede. Yalnız değilsin.”

Duruşmalardan birinde Salih’le göz göze geldik. Bana soğuk bir bakış attı ve fısıldadı: “Her şeyi üzerime yaz! Neden ona inandın? O seni kandırıyor!” Bahsettiği kadın, iş yerinden bir arkadaşıydı; bana iftiralar atmıştı. Salih ona inanmıştı, bana değil.

Bir gün Elif okuldan ağlayarak geldi: “Arkadaşlarım babamın başka bir kadını olduğunu söyledi. Anne, ben kötü bir çocuk muyum?” O an yüreğim parçalandı. Elif’i kucağıma aldım: “Hayır yavrum, sen dünyanın en güzel çocuğusun. Hiçbir şey senin suçun değil.”

Mahkeme kararını verdiğinde içimde garip bir boşluk vardı. Evden çıkmam gerekiyordu; Elif’in velayetini ise bana verdiler ama Salih haftada bir görebilecekti. Eşyalarımı toplarken eski fotoğraflara baktım; mutlu günlerimizden kalan birkaç kare… Hepsi birer yalandı sanki.

Yeni bir eve taşındık annemle ve Elif’le birlikte. İlk gece uyuyamadım; duvarlar bana yabancıydı, her köşe acı doluydu. Ama sabah Elif yanıma gelip sarıldığında umut hissettim.

Bir gün mahalledeki markette eski komşum Ayşe Abla ile karşılaştım. Bana sarıldı: “Kızım, herkes konuşuyor ama kimse senin yaşadığını bilmiyor. Güçlü olman lazım.” O an anladım ki, yalnız değildim.

Aylar geçti; Salih arada Elif’i görmeye geldi ama aramızda hep soğuk bir duvar vardı. Bir gün Elif bana sordu: “Anne, babam neden başka birini sevdi?” Ne cevap vereceğimi bilemedim; sadece sarıldım.

Hayatımda ilk kez kendi ayaklarım üzerinde durmaya başladım. Annem bana destek oldu; mahalledeki kadınlarla dayanışma kurduk. Birlikte dikiş diktik, küçük işler yaptık.

Ama geceleri hâlâ korkularımla baş başa kalıyordum: Ya Elif büyüyünce beni suçlarsa? Ya toplumun baskısına dayanamazsam? Bir gün aynada kendime baktım ve dedim ki: “Sen güçlüsün Zeynep! Kimseye boyun eğme!”

Şimdi buradan size sesleniyorum: Hiçbir kadın yalnız değildir bu ülkede. Bizler birlikte güçlüyüz. Siz olsaydınız ne yapardınız? Affeder miydiniz yoksa kendi yolunuza mı bakardınız?