Babamın Gölgesinde: Bir Hayatın Sessiz Çığlığı
“Ne yapıyorsun sen benim bilgisayarımda?” Babamın sesi, mutfaktan gelen tencere kapağı sesiyle birleşip beynimde yankılandı. O an, parmaklarım klavyede dondu kaldı. Gözlerim ekrandaki ödevime kilitlenmişti ama babamın öfkesi, ekranın ışığını bile karartacak kadar güçlüydü.
“Baba, sadece ödevimi yapıyordum…” dedim, sesim titreyerek. Babam bana doğru bir adım attı; gözleri kan çanağı gibi, nefesi ise keskin bir alkol kokusuyla doluydu. Annem salondan başını uzattı, gözlerinde korku ve çaresizlik vardı. O an, evimizin duvarlarının ne kadar ince olduğunu, her tartışmanın komşulara kadar ulaştığını düşündüm. Ama en çok da, kendi içimdeki duvarların ne kadar kalınlaştığını fark ettim.
O gün okuldan dönerken apartmanın kapısından içeri girdiğimde, burnuma vuran o tanıdık keskin votka kokusu yine oradaydı. Ayakkabılarımı çıkarırken, içeriden gelen ağır horlama sesini duydum; babam yine sarhoştu. Annem mutfakta sessizce ağlıyor, küçük kardeşim Ece ise odasında kulaklıklarıyla dünyadan kopmuş gibi oturuyordu. Bizim evde mutluluk, sadece eski fotoğraflarda kalmıştı.
Babamın öfkesi bazen kelimelerle, bazen de sessizlikle vururdu. O gün de öyle oldu. Bilgisayarı kapattı, bana bakmadan odasına gitti. Annem yanıma geldi, elleri titriyordu. “Kızım, idare et biraz daha… Belki düzelir,” dedi. Ama ben her gün biraz daha kırılıyordum.
Okulda arkadaşlarım babalarından bahsederken hep susardım. Onların babaları işten eve çikolata getirir, hafta sonları pikniğe götürürdü. Benim babam ise çoğu zaman ya uyuyordu ya da bağırıyordu. Bir keresinde öğretmenimiz aile tablosu çizin dediğinde, ben sadece annemi ve kardeşimi çizmiştim. Öğretmenim sormuştu: “Baban nerede?” Cevap verememiştim.
Bir akşam annemle mutfakta bulaşık yıkarken, “Anne, neden babam böyle?” diye sordum. Annem gözlerini yere indirdi. “Hayat bazen insanı yoruyor kızım,” dedi sadece. O an annemin de ne kadar yalnız olduğunu anladım. Babamın gölgesi sadece benim değil, annemin de üzerine çökmüştü.
Bir gece babam eve geç geldiğinde, kapıyı yumruklayarak açtı. Ece korkudan yatağının altına saklandı. Annem kapıya koştu ama babam onu itti. O an içimde bir şeyler koptu. Babama bağırdım: “Yeter artık! Bizi neden bu kadar üzüyorsun?” Babam bir an durdu, gözleri doldu ama sonra yine öfkeye teslim oldu. “Sen bana karşı mı geliyorsun?” diye bağırdı ve odasına kapandı.
O geceden sonra evdeki sessizlik daha da ağırlaştı. Annemle aramızda konuşmadan anlaştığımız bir dil oluştu; göz göze geldiğimizde her şeyi anlatabiliyorduk. Ece ise daha içine kapanmıştı. Okulda notlarım düşmeye başladı; öğretmenlerimle konuşmak istediler ama ben hiçbir şey anlatamadım.
Bir gün okuldan eve dönerken apartmanın önünde komşumuz Ayşe Teyze beni durdurdu: “Kızım iyi misin? Anneni çok üzgün gördüm.” O an gözyaşlarımı tutamadım. Ayşe Teyze beni sarıldı; “Bak yavrum, bazen büyükler de hata yapar ama sen güçlü olmalısın,” dedi. O gün ilk defa biriyle dertleşmenin ne kadar iyi hissettirdiğini anladım.
Babamın alkol bağımlılığı sadece onu değil, hepimizi hasta etmişti aslında. Annem geceleri sessizce ağlıyor, Ece kabuslar görüyordu. Ben ise her sabah aynada kendime bakıp “Bugün de dayanacağım,” diyordum.
Bir gün annem işten döndüğünde yüzünde morluklar vardı. “Merdivenden düştüm,” dedi ama gözlerindeki acı her şeyi anlatıyordu. O gece annemin yanına yattım ve ona sarıldım. “Anne, buradan gidelim mi?” dedim fısıldayarak. Annem uzun süre sustu; sonra “Belki bir gün…” dedi.
O günden sonra içimde bir umut filizlendi. Okulda rehber öğretmenime gidip her şeyi anlattım. Öğretmenim çok şaşırdı ama bana destek olacağına söz verdi. Annemle konuştu; annem önce korktu ama sonra kabul etti yardım almayı.
Bir sabah babam yine sarhoşken evden çıktık; annem elimi sımsıkı tutuyordu, Ece ise arkamızdan sessizce ağlıyordu. O gün yeni bir hayata başladık; küçük bir eve taşındık ama ilk defa huzurla uyuduk.
Babam bizi bulmaya çalıştı ama annem kararlıydı; artık geri dönmeyecektik. Zamanla annem iş buldu, ben derslerime asıldım, Ece ise yeniden gülmeye başladı.
Şimdi geçmişe baktığımda hâlâ içimde bir yara var ama artık biliyorum ki yalnız değilim. Herkesin hayatında görünmeyen yaralar var ve bazen en yakınlarımız bile bize zarar verebiliyor.
Siz hiç sevdiklerinizden kaçmak zorunda kaldınız mı? Ya da bir gün her şeyin değişeceğine dair umudunuzu kaybettiğiniz oldu mu?