Artık Yeter: Kayınvalidemin Hizmetçisi Olmayı Reddettiğim Gün
“Yeter artık, Zeynep Hanım! Ben hizmetçi değilim!” diye bağırdım, ellerimde hala bulaşık köpükleriyle. O an mutfakta bir sessizlik oldu; sadece musluğun damlayan suyu duyuluyordu. Kayınvalidem bana öyle bir baktı ki, sanki yıllardır beklediği isyanı nihayet duymuştu. Eşim Murat ise salondan kafasını uzattı, gözlerinde şaşkınlık ve biraz da öfke vardı.
Bunu söylemek için yıllardır beklemişim meğer. Evleneli altı yıl olmuştu, ama kendimi hâlâ bu evde misafir gibi hissediyordum. Aslında misafir bile değil, görünmez bir yardımcıydım. Sabahları herkesten önce kalkar, kahvaltıyı hazırlar, çocukları okula gönderir, sonra kayınvalidemin sonsuz isteklerini yerine getirirdim. “Ayşe, şu çamaşırları as! Ayşe, markete git! Ayşe, çayı tazeleyiver!” Adım bile yoktu bazen; sadece bir emir cümlesinin sonuna eklenen bir isimdim.
Murat’la evlendiğimde annesiyle aynı evde yaşayacağımızı biliyordum, ama böylesini hayal etmemiştim. Annem bana hep “Kızım, evlilikte sabırlı olacaksın,” derdi. Ben de sabrettim. Ama sabrım her geçen gün biraz daha eridi. Hele ki Murat’ın annesinin yanında bana sahip çıkmaması… O kadar çok içime attım ki, bazen aynaya bakınca kendimi tanıyamaz oldum.
O gün yine her zamanki gibi mutfakta kayınvalidemin arkasını topluyordum. O ise telefonda komşusu Şükran Hanım’la konuşuyor, arada bana laf sokuyordu: “Bizim Ayşe de biraz ağırdan alıyor işleri, gençler iş beğenmiyor artık.” Sanki ben burada keyfimden çalışıyordum! İçimde bir şey koptu o an. Ellerim titredi, gözlerim doldu. Ama bu sefer yutkunmadım.
“Ben hizmetçi değilim!” dedim tekrar, sesim çatladı. Kayınvalidem telefonu kapattı, bana döndü:
“Ne dedin sen?”
“Duydunuz işte. Ben sizin hizmetçiniz değilim. Ben de bu evin geliniyim, insanıyım!”
Murat hemen araya girdi:
“Ayşe, ne oluyor yine? Anneme niye bağırıyorsun?”
O an içimdeki bütün öfke Murat’a yöneldi. “Sen hiç görmüyor musun? Her gün ben çalışıyorum, annene laf ettirmiyorsun! Ben de insanım Murat! Yoruldum artık!”
Kayınvalidem gözlerini devirdi: “Bak oğlum, ben sana demiştim bu kız bizim aileye uymaz diye. Şimdi de başımıza isyan çıkardı!”
O an içimde yıllardır biriken her şey patladı. “Ben sizin ailenize uymak zorunda değilim! Ben kendi ailemi kurmak istiyorum! Kendi evimde yaşamak istiyorum!”
Murat’ın yüzü kıpkırmızı oldu. “Ayşe, şimdi sırası mı bunların? Annem yaşlı, ona bakmak zorundayız. Hem herkes böyle yaşıyor!”
“Hayır Murat! Herkes böyle yaşamıyor! Ben artık kendi hayatımı istiyorum! Çocuklarımın annesi olarak onlara örnek olmak istiyorum. Onlara boyun eğmeyi değil, kendine değer vermeyi öğretmek istiyorum!”
Kayınvalidem sandalyesine çöktü: “Vay be… Demek bana bakmak zor geliyormuş sana? O zaman git bakalım nereye gideceksen!”
O an gözlerimden yaşlar süzüldü ama geri adım atmadım. “Ben gidiyorum Murat. Ya benimle gelirsin ya da burada kalırsın. Ama ben artık kendimi yok sayamam.”
Çocuklar odalarından çıkıp bana sarıldılar. Küçük kızım Elif’in gözleri dolmuştu: “Anne, nereye gidiyoruz?”
Onlara sarıldım: “Kendi evimize kızım… Kendi hayatımıza…”
O gece valizimi topladım. Murat bir köşede sessizce oturuyordu; ne annesini bırakabiliyor ne de beni tutabiliyordu. Kayınvalidem ise arkamdan söylenip durdu: “Gelin dediğin sabırlı olurdu eskiden… Şimdiki gençler hemen pes ediyor!”
Ama ben pes etmiyordum; ilk defa kendim için bir şey yapıyordum.
Ertesi gün çocuklarla birlikte annemin evine gittik. Annem beni kapıda görünce şaşırdı ama gözlerinde gurur vardı: “Kızım sonunda kendini hatırladın…”
İlk günler çok zordu. Hem suçluluk hem de özgürlük duygusu iç içe geçti. Murat birkaç kez aradı; “Dön gel Ayşe, annemle konuşurum,” dedi ama ben kararlıydım.
Bir akşam Elif yanıma geldi: “Anne, burada daha mutlu gibisin…”
Gözlerim doldu: “Çünkü artık kendimi unutmuyorum kızım…”
Zamanla kendi ayaklarım üzerinde durmayı öğrendim. Bir iş buldum; çocuklar okula alıştı. Murat’la aramızdaki mesafe büyüdü ama ben ilk defa kendimi özgür hissettim.
Şimdi bazen geceleri düşünüyorum: Acaba başka kadınlar da benim gibi görünmez mi hissediyor bu evlerde? Kaçımız kendi hayatımızı kurmak için cesaret edebiliyoruz?
Siz olsaydınız ne yapardınız? Aileniz için kendinizden ne kadar vazgeçerdiniz?