O Gece: Kızımı Kurtaran Şifre

“Anne, lütfen… Beni almaya gelir misin?”

Telefonun ucundaki ses Elif’indi, ama bir tuhaflık vardı. Sesi titriyordu, kelimeler boğuk ve aceleciydi. Saat gece yarısını geçmişti. Eşim Murat çoktan uyumuştu, ben ise mutfakta bulaşıklarla uğraşıyordum. Elif’in bu saatte araması imkânsızdı; çünkü o, en yakın arkadaşı Zeynep’te kalacaktı. İçimde bir ürperti hissettim.

“Elif, neredesin kızım?” dedim, sesim titreyerek.

“Anne, çabuk gel… Çok korkuyorum.”

O an aklıma yıllar önce Elif’le aramızda konuştuğumuz o gizli şifre geldi: “Kırmızı balon.” Ona demiştim ki, eğer bir gün başına bir şey gelirse ve yanında biri varsa, bana bu kelimeyi söylesin. O kelimeyi duymadan hiçbir yere gitmeyecektim.

“Elif, bana ne almak istersin? Hani geçen hafta konuşmuştuk ya…” dedim, şifreyi hatırlatacak şekilde.

Kısa bir sessizlik oldu. Sonra Elif’in sesi tekrar geldi, ama bu kez daha boğuktu: “Anne, kırmızı balon isterim.”

İçimden bir şeyler koptu. Bu kelimeyi kullanması gerekiyorsa, gerçekten tehlikedeydi. Ellerim titremeye başladı. Hemen Murat’ı uyandırdım.

“Murat! Kalk! Elif tehlikede!”

Murat gözlerini ovuşturdu, ne olduğunu anlamaya çalıştı. “Ne diyorsun Sevgi? Elif Zeynep’te değil mi?”

“Hayır! Biri onu kaçırmış olabilir! Şifreyi söyledi!”

O an panikledik. Polisi aradım. Adres vermem gerekiyordu ama Elif’in nerede olduğunu bilmiyordum. Tekrar aradım ama telefon kapalıydı. Kalbim yerinden fırlayacak gibiydi. Murat ellerimi tuttu, “Sakin ol Sevgi, birlikte halledeceğiz.” dedi ama gözlerinde korkuyu görebiliyordum.

Polisler eve geldiğinde ben hâlâ ağlıyordum. Komiser Mehmet Bey, “Hanımefendi, kızınızın en son nerede olduğunu biliyor musunuz?” diye sordu.

“Zeynep’in evinde olması gerekiyordu.” dedim.

Polis hemen Zeynep’in ailesini aradı. Onlar da şaşkındı: “Elif akşamüstü çıktı, annesi arayacak demişti.”

O an dünyam başıma yıkıldı. Elif saatlerdir kayıptı ve ben hiçbir şey bilmiyordum. Murat sinirden duvara yumruk attı. “Ben nasıl baba oldum? Kızımı koruyamadım!” diye bağırdı.

Polisler telefon sinyalini takip etmeye başladı. Ben ise dua ediyordum: “Allah’ım ne olur kızımı bana bağışla…”

Saatler geçti. Her dakika bir ömür gibiydi. Komiser Mehmet Bey tekrar geldi: “Telefon sinyali Esenler Otogarı civarında kesilmiş.”

Murat hemen atıldı: “Oraya gidelim!”

Polislerle birlikte otogara gittik. Her köşe başında Elif’i aradık, fotoğrafını gösterdik. Kimse görmemişti. O sırada telefonum tekrar çaldı. Bu kez numara gizliydi.

“Anne… Ben iyiyim… Korkma…”

Bu kez sesi daha uzaktı, sanki biri yanında dinliyordu.

“Elif, neredesin? Yanında kim var?”

Cevap yoktu. Sadece ağlama sesi duydum ve sonra hat kesildi.

Polisler hemen telefonu tekrar takip etti. Bu kez sinyal bir apartmandan geliyordu. Hep birlikte oraya koştuk. Kapıyı çaldık, yaşlı bir kadın açtı.

“Burada genç bir kız var mı?” diye sordu polis.

Kadın şaşkınlıkla başını salladı: “Az önce iki adamla bir kız yukarı çıktı.”

Polisler silahlarını çekip yukarı fırladı. Ben merdivenlerde dizlerimin üstüne çöktüm, ellerimi açıp dua etmeye başladım.

Birden yukarıdan bağırışlar geldi: “Polis! Kıpırdama!”

Sonra Elif’in çığlığını duydum: “Anne!”

O an koşarak yukarı çıktım. Polisler iki adamı yere yatırmıştı; Elif köşede ağlıyordu. Sarıldım ona, kokusunu içime çektim.

“Anne… Çok korktum…” dedi titreyerek.

“Geçti kızım… Artık güvendesin.”

O gece hastaneye gittik; Elif’in sağlık durumu iyiydi ama ruhu paramparçaydı. Polisler adamların insan kaçakçısı olduğunu söyledi; Elif’i otogarda kandırıp arabalarına bindirmişlerdi.

Eve döndüğümüzde Murat sessizce ağlıyordu. “Bir daha asla seni yalnız bırakmayacağım.” dedi Elif’e sarılarak.

O gece sabaha kadar uyuyamadım. Elif’in odasında başucunda bekledim. Her nefes alışında şükrettim.

Sabah olduğunda Elif yanıma geldi:

“Anne… O şifreyi koymasaydık belki de şimdi burada olamazdım.”

Gözlerim doldu:

“Bazen küçük bir kelime hayat kurtarır kızım.”

Şimdi düşünüyorum da… Biz ailece birbirimize ne kadar güveniyoruz? Çocuklarımızı korumak için yeterince önlem alıyor muyuz? Siz olsaydınız ne yapardınız? Lütfen düşünün ve paylaşın; belki birinin hayatı değişir.