Gecikmiş Anneliğin Sessiz Çığlığı: Baharın Hatırlattığı Affedilmez Günah

“Anne, neden bana hiç kardeş yapmadınız?”

Bu soru, yedi yaşındaki oğlum Efe’nin gözlerinde parlayan masumiyetle, bir bahar akşamı sofrada patladı. O an, içimde yıllardır sakladığım bir yara yeniden kanadı. Eşim Serkan’ın bakışlarıyla karşılaştım; gözlerinde bir sitem, bir kırgınlık vardı. Oysa ben, yıllardır bu konuyu konuşmaktan kaçmıştım.

Kariyerim hep önceliğim olmuştu. Üniversiteden mezun olur olmaz büyük bir şirkette işe başladım. Herkes evlenip çocuk yaparken ben terfi peşindeydim. Annem bile “Kızım, yaş geçiyor, bak sonra pişman olursun,” derdi. Ama ben dinlemezdim. Serkan’la evlendiğimizde bile çocuk fikri bana uzak geliyordu. Efe’ye hamile kaldığımda ise korku ve heyecan birbirine karışmıştı. Ama Efe doğduktan sonra her şey değişti; anneliğin ne demek olduğunu anladım. Yine de ikinci bir çocuk fikri bana hep yük gibi geldi. Gece uykusuzlukları, alt değiştirmeler, işten izin almak… Hayır, ben hazır değildim.

Yıllar geçti, Efe büyüdü. Ben ise işimde yükseldim, yurt dışı seyahatlerine çıktım, yeni insanlarla tanıştım. Her bahar geldiğinde, parklarda oynayan çocukların sesleriyle içimde bir huzursuzluk başlardı ama hemen bastırırdım. Ta ki o akşama kadar…

Efe’nin sorusu sofrada asılı kaldı. Serkan sessizce tabağını topladı, mutfağa geçti. Ben ise Efe’ye ne diyeceğimi bilemedim. “Bazen hayat istediğimiz gibi gitmez oğlum,” dedim kısık bir sesle. Ama Efe anlamadı tabii. O gece Serkan’la ilk defa bu konuyu açıkça konuştuk.

“Sen hiç istemedin, ben de saygı duydum,” dedi Serkan. “Ama bazen düşünüyorum; belki de Efe yalnız kalmasaydı daha mutlu olurdu.”

O an içimde bir şeyler koptu. Yıllarca kendi isteklerimi ön planda tutmuştum. Annem haklı mıydı? Yaş ilerledikçe pişmanlık daha mı ağır basıyordu? O gece sabaha kadar uyuyamadım.

Ertesi gün iş yerinde toplantıdayken bile aklımda Efe’nin sorusu dönüp duruyordu. Baharın taze kokusu camdan içeri dolarken, dışarıda oynayan çocukların sesleri kulaklarımda yankılandı. Birden yıllar önce verdiğim bir kararı hatırladım; ikinci çocuğu istemediğim için Serkan’la büyük bir kavga etmiştik. O gece ağlayarak uyumuştum ama sabah yine işime gitmiştim. O günden sonra Serkan bu konuyu hiç açmadı.

Akşam eve dönerken annemi aradım. “Anne,” dedim, “Sence yanlış mı yaptım?”

Annemin sesi yorgundu: “Kızım, hayat senin hayatın. Ama bazen insanın kalbinde açılan boşluklar kolay kolay dolmaz.”

O gece eski fotoğraflara baktım. Efe’nin bebeklik halleri, ilk adımı, ilk gülüşü… Sonra kendi çocukluğumu düşündüm; ablamla kavga eder, sonra barışırdık. Annemin sofrada bize kızdığı anlar… Birden gözlerim doldu.

Serkan yanıma geldi, sessizce elimi tuttu.

“Keşke…” dedi sadece.

O kelime içimde yankılandı: Keşke…

Bir hafta boyunca evde garip bir sessizlik oldu. Efe bile daha az konuşuyordu sanki. İşe gidip gelirken metrobüste insanların yüzlerine baktım; kim bilir kaç kişi benim gibi pişmanlık taşıyordu içinde? Kim bilir kaç kadın kendi istekleriyle toplumun beklentileri arasında sıkışıp kalmıştı?

Bir akşam Efe okuldan ağlayarak geldi. Arkadaşının kardeşi olmuştu ve ona hediye almışlardı. “Benim neden kardeşim yok?” diye sordu yine.

O an dayanamadım, sarıldım ona.

“Bazen hayat istediğimiz gibi olmaz oğlum,” dedim tekrar ama bu kez gözlerim doldu.

Serkan mutfağa geçti, kapıyı kapattı. O gece ilk defa ağladığını duydum.

Birkaç gün sonra annem bize geldi. Sofrada eski günlerden konu açıldı. Annem bana bakıp “Her şeyin telafisi olur mu?” diye sordu sessizce.

O an anladım ki bazı kararların geri dönüşü yoktu.

Bir bahar sabahı Efe’yle parka gittik. Çocuklar oynarken ben bankta oturdum, gözlerim dolu dolu onları izledim. Yanıma yaşlı bir teyze oturdu.

“Evladım, senin de mi için yanıyor?” dedi birden.

Şaşırdım.

“Bazen insanın kalbi susmaz,” dedi kadın. “Ben de yıllar önce bir karar verdim ve hâlâ pişmanım.”

O an kendimi yalnız hissetmedim ilk defa.

Eve dönerken Efe elimi tuttu.

“Anne, ben seni çok seviyorum,” dedi.

Gözlerimden yaşlar süzüldü.

Şimdi her bahar geldiğinde içimde bir sızı oluyor ama biliyorum ki hayatın geri dönüşü yok bazı konularda. Yine de insan bazen kendi kararlarının ağırlığı altında eziliyor.

Siz hiç geçmişte verdiğiniz bir karardan dolayı kendinizi affedemediniz mi? Ya da hayatınızda geri dönülmez bir yol ayrımı yaşadınız mı?