Bir Gece, Bir Hata: Bir Dedenin Vicdan Azabı

“Baba, nasıl yaparsın bunu?!” Oğlum Emre’nin sesi, evin salonunda yankılandı. Gözlerimden yaşlar süzülürken, elimde titreyen çay bardağına bakıyordum. O an, ne desem boştu. O geceyi, o hatayı nasıl anlatabilirdim ki? Her şey bir anda olmuştu; bir anlık dalgınlık, bir anlık rahatlık… Şimdi ise, torunum Defne’nin hastane odasında yatan minik bedeniyle yüzleşmek zorundaydım.

O akşam, Emre ve eşi Zeynep bir düğüne gitmişlerdi. Defne’yi bana emanet ettiler. “Baba, lütfen gözünü ondan ayırma,” demişti Zeynep. Ben de, “Merak etmeyin, Defne bana emanet,” diye güven vermiştim. Oysa içimde bir huzursuzluk vardı; yaşlandığımı, artık bazı şeyleri eskisi gibi kavrayamadığımı hissediyordum ama bunu kimseye belli etmek istemedim. Belki de en büyük hatam buydu.

Defne o akşam çok neşeliydi. Birlikte çizgi film izledik, ona süt ısıttım. Sonra, “Dede, bahçede oynayalım mı?” dedi. Hava serindi ama kırmak istemedim. Montunu giydirdim, bahçeye çıktık. O sırada telefonum çaldı; eski bir arkadaşım arıyordu. Birkaç dakika konuşurum diye düşündüm. Defne ise salıncağa binmişti. Sadece birkaç dakika… Ama o birkaç dakika her şeyi değiştirdi.

Birden Defne’nin çığlığını duydum. Koşup yanına gittiğimde yerde yatıyordu; başı kanıyordu. O an kalbim duracak sandım. Kucağıma alıp hemen hastaneye koştum. Yol boyunca kendi kendime söylenip durdum: “Nasıl bu kadar dikkatsiz olabilirim? Allah’ım, ne olur ona bir şey olmasın!”

Hastanede saatler geçmek bilmedi. Emre ve Zeynep geldiklerinde gözlerindeki korku ve öfkeyi asla unutamam. Emre bana bakmadan, “Baba, sana güvenmiştik,” dedi sadece. Zeynep ise ağlıyordu; bana tek kelime etmedi. O an içimde bir şeyler kırıldı.

Defne’nin durumu şükür ki ağır değildi; başına birkaç dikiş atıldı ve müşahede altında tutuldu. Ama o gece ailemizdeki dengeler sonsuza dek değişti. Emre günlerce benimle konuşmadı. Zeynep ise Defne’yi bana bırakmaya artık yanaşmıyor. Evde sessiz bir soğukluk var; kimse yüksek sesle konuşmuyor ama herkesin içinde bir öfke, bir kırgınlık dolaşıyor.

Kendimi affedemiyorum. Her sabah Defne’nin odasının kapısından bakıp içeri giremiyorum bile. Emre ile karşılaştığımızda göz göze gelmemeye çalışıyoruz. Bir gün mutfakta karşılaştık; ben çay koyuyordum, o da kahve makinesine uzandı. Sessizlik… Sonra Emre dayanamayıp sordu:

“Baba, neden dikkat etmedin?”

Gözlerim doldu. “Oğlum… Ben… Sadece bir anlık dalgınlıktı. Çok üzgünüm.”

Emre başını salladı, gözleri doldu: “Ben de çok üzgünüm baba… Ama Defne’ye bir şey olsaydı… Bunu asla affedemezdim.”

O an içimdeki suçluluk daha da büyüdü. Yıllarca oğluma örnek olmaya çalıştım; ona dürüstlüğü, güveni öğretmeye çalıştım. Şimdi ise onun gözünde güvenilmez biri olmuştum.

Bir akşam Defne yanıma geldi; elinde oyuncak ayısı vardı. “Dede, başım acıyor ama geçti,” dedi ve bana sarıldı. O an gözyaşlarımı tutamadım. “Affet beni kızım,” dedim sessizce.

Zeynep beni izliyordu; gözlerinde hem öfke hem de anlayış vardı. Sonra yanıma gelip sessizce oturdu:

“Biliyorum, kimse isteyerek hata yapmaz,” dedi. “Ama bazen sorumluluklarımızı hafife alıyoruz.”

Haklıydı… Belki de yaşlandığımı kabul etmem gerekiyordu; belki de bazı şeyleri artık eskisi gibi yapamayacağımı kabullenmeliydim.

O günden sonra evdeki rolüm değişti. Artık Defne’yi yalnız bırakmıyorlar; ben de kendimi geri çekiyorum. Ama içimde hep bir yara var: Oğlumun bana olan güvenini kaybetmiş olmak…

Bir gece Emre ile balkonda otururken cesaretimi topladım:

“Oğlum… Biliyorum, sana büyük bir hayal kırıklığı yaşattım. Ama ben de insanım; hata yaptım ve bunun bedelini her gün ödüyorum.”

Emre uzun süre sustu, sonra yavaşça konuştu:

“Baba… Ben de baba olduktan sonra seni daha iyi anladım aslında. Korkularını, endişelerini… Ama bazen insan en sevdiklerinden bile uzaklaşmak istiyor, çünkü acı çok büyük oluyor.”

Başımı eğdim; gözlerimden yaşlar süzüldü.

Şimdi her gün kendime soruyorum: Bir hata insanın hayatındaki her şeyi mahvedebilir mi? Aile bağları bu kadar kırılgan mı? Belki de en çok konuşmamız gereken şey bu: Hatalarımızla nasıl yüzleşiriz ve birbirimizi nasıl affederiz?

Siz hiç böyle bir hata yaptınız mı? Affetmek mi daha zor, affedilmek mi?