Bir Yuvanın Sessiz Çöküşü: Elif’in Hikayesi

— Elif, yine mi başladın? Akşamdan beri suratın beş karış, ne oldu şimdi?

Kocam Murat’ın sesi mutfakta yankılandı. O an ellerimdeki poşetleri tezgâha bırakırken gözlerim doldu. Yine marketten dönerken her şeyi tek başıma taşımıştım. Murat ise arabada oturup telefonunda sosyal medyada geziniyordu. Sanki evliliğimizin başından beri yük hep bendeydi. Bir an göz göze geldik, ama bakışlarında ne sevgi ne de anlayış vardı. Sadece bıkkınlık…

— Bir şey yok Murat, dedim kısık sesle. — Sadece yoruldum biraz.

O ise aldırış etmeden televizyonun sesini açtı. İçimde bir şeyler kırıldı o an. Annem hep derdi: “Kızım, evlilik sabır ister.” Ama kimse bana bu kadar yalnız kalacağımı söylememişti. Oysa ben, Elif, küçükken annemin dizinin dibinde oturup mutlu ailelerin hikâyelerini dinlerken, bir gün kendi yuvamda huzur bulacağıma inanmıştım.

İlk yıllar güzeldi. Murat işten gelir gelmez bana sarılır, günümün nasıl geçtiğini sorardı. Şimdi ise eve geldiğinde önce televizyonun kumandasını arıyor, sonra da saatlerce sessizliğe gömülüyordu. Bir keresinde ona, “Birlikte dışarı çıkalım mı?” diye sormuştum. Cevabı kısa ve netti:

— Yoruldum Elif, başka zaman.

Başka zaman… O başka zaman hiç gelmedi.

Bir akşam annem aradı. Sesimi duyar duymaz anladı bir şeylerin yolunda gitmediğini.

— Kızım, iyi misin? Sesin solgun geliyor.

— İyiyim anneciğim, sadece biraz yorgunum.

Ama anneler hisseder. Israr etti:

— Elif, bak kızım… Her şey yolunda mı? Murat’la aran nasıl?

Bir an sustum. Anneme dert yanmak istemedim. Çünkü biliyordum ki, “Sabret kızım, erkekler böyledir,” diyecekti. Oysa ben sabrın sınırında geziniyordum artık.

Bir gün işten eve erken döndüm. Kapıyı açtığımda Murat’ı salonda bulamadım. Mutfakta bir kadın sesi duydum. İçeri girdiğimde komşumuz Ayşe ile kahve içiyorlardı. Göz göze geldiklerinde bir anlık bir suçluluk hissettim ama Murat hiç bozuntuya vermedi.

— Ayşe Hanım uğradı, kahve yaptık, dedi kısaca.

Ayşe gülümseyerek bana döndü:

— Elifciğim, sen de gelsene! Çok güzel sohbet ediyoruz.

O an içimde bir kıskançlık dalgası yükseldi. Ama asıl acı olan, Murat’ın bana hiç böyle içten gülmediğini fark etmemdi.

O gece yatağa girdiğimde gözlerimden yaşlar süzüldü. Yastığa başımı koyduğumda içimdeki boşluk daha da büyüdü. Kendi kendime sordum: “Nerede yanlış yaptım? Neden sevilmiyorum?”

Bir sabah kahvaltı hazırlarken Murat yine telefonuna gömülmüştü. Dayanamadım:

— Murat, hiç konuşmuyoruz artık. Birbirimize yabancı olduk sanki…

Başını kaldırmadan cevap verdi:

— Elif, abartıyorsun. Herkesin evliliği böyle.

Ama ben biliyordum ki herkesin evliliği böyle olmamalıydı.

Bir gün işyerinde arkadaşım Zeynep’le dertleştik. O da benzer şeyler yaşıyordu.

— Elif, bazen düşünüyorum da… Biz kadınlar hep susuyoruz, hep idare ediyoruz. Ama içimizde fırtınalar kopuyor.

Gözlerim doldu:

— Zeynep, ben artık dayanamıyorum. Kendimi görünmez hissediyorum.

Zeynep elimi tuttu:

— Yalnız değilsin Elif. Ama konuşmazsak kimse duymayacak sesimizi.

O akşam eve dönerken karar verdim: Artık susmayacaktım. Murat eve geldiğinde onu karşıladım.

— Murat, konuşmamız lazım.

Bir an şaşırdı:

— Hayırdır?

— Böyle devam edemem. Kendimi yalnız hissediyorum. Evliliğimizde sadece ben mi varım?

Murat sinirlendi:

— Ne istiyorsun Elif? Her şey yolunda işte! Evimiz var, işimiz var… Daha ne olsun?

— Sevgi istiyorum Murat! Birlikte vakit geçirmek, konuşmak istiyorum! Sadece eşya gibi hissetmek istemiyorum!

Murat sustu. İlk defa gözlerime baktı ama bakışlarında yine o eski sıcaklık yoktu.

O gece sabaha kadar düşündüm. Boşanmayı aklımdan geçirdim ama ailem ne derdi? Toplum ne derdi? “Kocanı bırakmış kadın” damgası yemekten korkuyordum. Ama ya kendi hayatım?

Bir sabah annemle pazara gittik. Kadınlar arasında fısıldaşmalar vardı:

— Duydun mu? Şule boşanmış…

— Yazık kızcağıza…

O an anladım ki toplumda kadınlar hep suçlanıyordu. Oysa mutsuzluğun bedelini neden hep biz ödüyorduk?

Bir akşam Murat eve geç geldi. Yorgun ve asık suratlıydı.

— Nerede kaldın?

— İşteydim Elif, yine mi sorgu?

Artık dayanamıyordum:

— Ben de insanım Murat! Biraz ilgi görmek istiyorum!

Murat kapıyı çarpıp çıktı evden. O gece yalnız başıma ağladım. Sabah olduğunda aynaya baktım ve kendime söz verdim: Artık kendi mutluluğum için yaşayacaktım.

Bir psikoloğa gitmeye başladım. Orada öğrendim ki duygusal ihmal de bir şiddet türüymüş. Kendimi suçlamaktan vazgeçtim.

Bir gün Murat’a boşanmak istediğimi söyledim. Şaşırdı, öfkelendi ama kararımı değiştirmedim.

Ailem önce karşı çıktı:

— Elalem ne der kızım?

Ama ben ilk defa kendim için bir adım attım.

Şimdi yeni bir hayat kurmaya çalışıyorum. Hâlâ zorlanıyorum ama en azından artık kendimi görünmez hissetmiyorum.

Bazen düşünüyorum: Biz kadınlar neden hep susmak zorundayız? Mutluluğu hak etmiyor muyuz? Sizce de artık değişmenin zamanı gelmedi mi?