Kızımın Eşiyle Sınavım: Bir Anne Olarak Verdiğim Zor Karar

“Yeter artık, Elif! Ya o adamı bırakıp kendi ayaklarının üzerinde durursun, ya da bizden bir kuruş destek bekleme!”

Bu sözler ağzımdan dökülürken, ellerim titriyordu. O an, kızım Elif’in gözlerindeki şaşkınlık ve kırgınlık, ömrüm boyunca unutamayacağım bir acı bıraktı içimde. Ama başka çarem yoktu. Her gün evimizde yankılanan tartışmalar, Elif’in gözlerinin altındaki morluklar, torunumun sessizce köşeye çekilişi… Artık dayanacak gücüm kalmamıştı.

Her şey bundan iki yıl önce başladı. Elif, üniversiteden mezun olur olmaz, Mahir’le evlenmek istediğini söylediğinde, içimde bir huzursuzluk vardı. Mahir’i ilk gördüğümde, gözlerinde bir kararsızlık, bir yorgunluk sezmiştim. Ama Elif’in mutluluğu için sustum. “Belki birbirlerine iyi gelirler,” dedim kendi kendime. O zamanlar Mahir’in bir işi vardı; küçük bir tekstil atölyesinde çalışıyordu. Düğünümüz sade ama neşeliydi. Herkes umut doluydu.

Ama zamanla Mahir’in işten çıkarıldığını öğrendik. Önce birkaç ay iş aradı, sonra aramaktan da vazgeçti. “Ekonomi kötü, iş yok,” diyordu sürekli. Elif ise sabahın köründe kalkıp bir devlet hastanesinde hemşire olarak çalışmaya başladı. Eve yorgun argın dönüyor, yemek yapıyor, çocuğuyla ilgileniyor, faturaları ödüyordu. Mahir ise çoğu zaman televizyonun karşısında pinekliyor ya da arkadaşlarıyla kahveye gidiyordu.

Bir gün Elif bana geldi; gözleri dolu doluydu. “Anne, bazen çok yoruluyorum. Mahir’e iş bulması için yalvardım ama hep bahane buluyor. Bazen evdeki masrafları bile ben karşılıyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum,” dedi. O an içim parçalandı. Kızımın bu kadar yükün altında ezilmesine dayanamıyordum.

Babasıyla konuştum. “Belki Mahir’e bir iş buluruz,” dedi babası. Ama Mahir’in umursamaz tavırları bizi de yıldırdı. Birkaç kez iş ayarladık; ya gitmedi ya da iki gün sonra bıraktı. Elif ise her seferinde “Belki düzelir,” diye umutla bekledi.

Aylar geçti, evdeki huzursuzluk arttı. Torunum Defne bile içine kapanmaya başladı. Bir akşam yemeğinde Mahir yine işsizlikten şikayet ederken, Elif’in sabrı taştı:

“Mahir, ben de çalışıyorum ama şikayet etmiyorum! Sen neden en azından evde bana yardım etmiyorsun?”

Mahir ise umursamazca omuz silkti: “Benim ruhum kaldırmıyor öyle işleri.”

O an sofrada buz gibi bir sessizlik oldu. Babası kaşığını masaya bıraktı, ben ise gözyaşlarımı zor tuttum.

Bir gece Elif bana mesaj attı: “Anne, artık dayanamıyorum. Ne yapmalıyım?”

O gece sabaha kadar uyuyamadım. Kendi kendime sordum: Bir anne olarak kızımın mutsuzluğuna daha ne kadar göz yumabilirim? Ona destek olmak istiyorum ama aynı zamanda kendi hayatını kurmasını da istiyorum.

Ertesi gün Elif’le oturup konuştuk. Ona açıkça söyledim: “Bak kızım, seni çok seviyorum ama bu şekilde devam edemezsin. Biz sana her zaman destek olduk ama artık kendi kararlarını vermelisin. Eğer Mahir’le devam etmek istiyorsan, bizden maddi destek bekleme.”

Elif önce sessiz kaldı. Sonra gözyaşları içinde bana sarıldı: “Anne, ben de yoruldum ama onu bırakmak da kolay değil. Çocuğumuz var… İnsanlar ne der?”

İşte o an Türkiye’de kadın olmanın ne kadar zor olduğunu bir kez daha anladım. Etrafımızdaki akrabalar, komşular… Herkesin bir fikri var ama kimse yaşanan acıyı bilmiyor.

Günler geçti, Elif karar vermekte zorlandı. Mahir ise hâlâ değişmedi. Bir gün Defne ateşlendi; Elif hastanede nöbetteydi, Mahir ise evdeydi ama kızına bakmak yerine uyuyordu. Komşumuz aradı beni: “Ayşe Hanım, Defne ağlıyor ama babası ilgilenmiyor.” O an içimdeki öfke patladı.

Eve gidip Mahir’i karşımda bulduğumda sesimi yükselttim:

“Mahir! Sen nasıl babasın? Çocuğun hasta ama sen hâlâ uyuyorsun!”

Mahir ise alaycı bir şekilde güldü: “Siz de her şeye karışıyorsunuz.”

O gece Elif eve geldiğinde olanları anlattım. Gözleri boşluğa bakıyordu; sanki ruhu bedeninden çıkmış gibiydi.

“Anne, bazen keşke hiç evlenmeseydim diyorum,” dedi sessizce.

O an ona sarıldım; “Kızım, hayat bazen yanlış seçimlerle dolu olabilir ama önemli olan o yanlışlardan dönmek,” dedim.

Sonunda Elif kararını verdi: Mahir’den ayrılacaktı. Kolay olmadı; çevre baskısı, dedikodular… Ama biz yanında olduk.

Boşanma süreci sancılı geçti; Mahir tehditler savurdu, ailesi arayıp hakaret etti. Ama Elif dimdik durdu. Torunum Defne ise annesinin yanında daha mutlu olmaya başladı.

Şimdi bazen geceleri uykum kaçıyor; acaba doğru mu yaptım? Kızımı böyle bir seçimle baş başa bırakmak zorunda mıydım? Ama biliyorum ki bazen annelik, en zor kararları vermek demek.

Siz olsaydınız ne yapardınız? Bir anne olarak çocuğunuzun mutsuzluğuna ne kadar dayanabilirdiniz? Yoksa ben mi çok acımasız davrandım?