Bir Gün Her Şey Değişti: Annemin Sırrı ve Babamın Gidişi

12 Haziran, Salı. Saat gece yarısını geçmiş. Ellerim titriyor, gözlerimden yaşlar süzülüyor. Annemle babamın çığlıkları hâlâ kulaklarımda yankılanıyor. O anı asla unutamayacağım. Babam, annemin iş arkadaşıyla olan ilişkisini öğrendiğinde, evimizde adeta bir fırtına koptu.

“Bunu bana nasıl yaparsın, Sevim? Yirmi yıllık evliliğimizi bir kalemde sildin mi?” diye bağırdı babam, sesi çatallandı. Annem ise gözyaşları içinde, “Sürekli yalnız bırakıyorsun beni, Kemal! Senin için sadece işin var! Ben de insanım, ben de kadınım!” diye haykırdı. O an, iki taraf da haklı gibiydi ama ben ortada kaldım. Ne annemi suçlayabildim ne de babama kızabildim.

O gece, babam valizini topladı. Kapının önünde durup bana baktı. “Merve, kızım… Senin hiçbir suçun yok. Ama bazen insanın kalbi dayanmıyor. Kendine iyi bak,” dedi ve kapıyı çekip gitti. Annem yere çöktü, elleriyle yüzünü kapattı. Ben ise donup kalmıştım.

Ertesi sabah, evde ölüm sessizliği vardı. Annem mutfağa bile girmedi. Ben okula gitmek zorunda kaldım ama aklım hep evdeydi. Arkadaşım Zeynep’e anlatmak istedim ama kelimeler boğazımda düğümlendi. Öğretmenim bile gözlerimin şiş olduğunu fark etti, “Bir şey mi oldu Merve?” diye sordu. Sadece başımı salladım.

O gün eve döndüğümde annem hâlâ aynı koltukta oturuyordu. Gözleri şişmişti, saçları darmadağındı. Sessizce yanına oturdum. “Anne… Babam geri döner mi?” dedim titrek bir sesle. Annem bir süre sustu, sonra gözlerini bana dikti: “Bilmiyorum kızım… Belki de dönmemesi daha iyi olur. Bazen insanlar birbirini çok kırar ve onaramazlar.”

Geceleri uyuyamaz oldum. Babamın yokluğu evin her köşesine sinmişti. Annemle aramızda görünmez bir duvar vardı artık. O, işten geç saatlerde dönüyor, ben ise odama kapanıyordum. Bir gün annemin telefonuna gelen mesajı yanlışlıkla gördüm: “Sevim, seni çok özledim. Her şey düzelecek, inan bana.” Mesajın sonunda bir kalp emojisi vardı. O an mideme bir yumruk yemiş gibi hissettim.

Bir hafta sonra babamdan bir mesaj geldi: “Merveciğim, seni görmek istiyorum. Cumartesi buluşalım mı?” Kalbim hızla çarptı. Anneme söyledim, yüzü asıldı ama izin verdi.

Babamla sahilde buluştuk. Gözleri yorgundu ama bana sarıldığında içimdeki buzlar biraz eridi. “Kızım, bazen büyükler hata yapar. Ama seni her zaman seveceğim,” dedi. Ben de ona sarıldım ama içimdeki öfkeyi bastıramadım: “Neden gitmek zorundaydın baba? Neden bizi bırakıp gittin?”

Babam gözlerini kaçırdı: “Bazen insan kendini korumak zorunda kalır Merve… Annenle aramızda olanlar seni ilgilendirmemeli ama biliyorum ki en çok sen etkilendin.” O an ağlamaya başladım: “Ben sadece eskisi gibi bir aile istiyorum!”

Babam sessizce başını salladı: “Bazen hayat istediğimiz gibi gitmez kızım… Ama güçlü olmalısın.” O gün eve dönerken içimde bir boşluk vardı.

Evde ise annemle aramızdaki mesafe daha da büyüdü. Bir akşam annemi mutfakta ağlarken buldum. Yanına oturdum: “Anne, neden böyle oldu? Neden başka birini sevdin?” Annem ellerimi tuttu: “Kızım… Bazen insan kendini çok yalnız hisseder ve yanlış kararlar alır. Babanla yıllardır konuşamaz olduk, birbirimize yabancılaştık. Ama seni çok seviyorum, bunu bil.”

O günden sonra anneme karşı öfkemle sevgim arasında sıkışıp kaldım. Okulda arkadaşlarımın aileleriyle ilgili anlattıkları hikâyeleri dinlerken içim acıyordu. Zeynep bir gün bana, “Senin annenle baban neden ayrıldı?” diye sorduğunda yalan söyledim: “Babam başka şehirde çalışıyor.” Gerçeği söylemeye utanıyordum.

Bir gün okuldan eve dönerken apartmanın önünde annemin iş arkadaşı Murat’ı gördüm. Elinde bir demet çiçek vardı. Göz göze geldik, bana gülümsedi ama ben başımı çevirdim ve hızla eve çıktım. Annem o akşam çok neşeliydi, uzun zamandır ilk defa güldüğünü gördüm ama bu beni daha da öfkelendirdi.

Bir gece annemle tartıştık: “Senin yüzünden babam gitti! Neden böyle yaptın?” diye bağırdım ona. Annem ağlamaya başladı: “Ben de insanım Merve! Sadece mutlu olmak istedim!” O an annemi ilk defa bu kadar çaresiz gördüm.

Zaman geçtikçe evdeki sessizlik yerini alışkanlığa bıraktı ama hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Babam arada arıyor, bazen hafta sonları görüşüyorduk ama o sıcaklık yoktu artık.

Bir gün annem bana Murat’la evlenmek istediğini söylediğinde dünyam başıma yıkıldı: “Ben kabul etmiyorum! Babamdan başkasını istemiyorum!” dedim ve odama kapandım.

Aylar geçti, annem Murat’la nişanlandı ama ben hâlâ kabullenemedim. Babam ise başka bir şehirde yeni bir hayat kurmaya çalışıyordu.

Şimdi bu satırları yazarken hâlâ içimde bir boşluk var. Ailem dağıldı ve ben ortada kaldım. Bazen düşünüyorum: Bir hata bütün hayatımızı değiştirebilir mi? Affetmek mi zor, unutmak mı? Siz olsanız ne yapardınız?