Kızım Mezun Olur Olmaz Kaçtım: Bir Kadının Sessiz Çığlığı

“Nereye gidiyorsun Zehra?!” diye bağırdı arkamdan Veysel. Elif’in diplomasını eline tutuşturduğum an, elimdeki valizi sımsıkı kavradım. O an, yıllardır içimde biriken korkunun ve utancın yerini kararlılık aldı. “Artık dayanamıyorum!” dedim titreyen sesimle, gözlerim dolu dolu. Elif’in gözlerinde hem şaşkınlık hem de umut vardı; o da biliyordu, bu evde kalırsak ikimiz de yavaş yavaş yok olacaktık.

Köyümüz, Kızılova, küçücük bir yerdi. Herkes birbirini tanır, herkesin derdi de sevinci de ortaktı. Ama kimse bizim evin kapısından içeri girip de Veysel’in öfkesini, annemin mezarından kalan sandığı tekmeleyişini, Elif’in odasında sessizce ağlayışını görmemişti. Herkes dışarıdan bakınca “Veysel iyi adamdır, Zehra da şanslı kadın” derdi. Oysa ben her gece dua ederdim: “Allah’ım, ya bana sabır ver ya da bir çıkış yolu göster.”

Elif’in mezuniyet töreni bittiğinde, köy meydanında herkes toplanmıştı. Veysel gururla kızının yanında durmuş, bana ise küçümseyici bir bakış atmıştı. O an karar verdim: Bugün ya kurtulacağım ya da sonsuza dek susacağım. Gece olunca Elif’i uyandırdım. “Kızım, hazırlan. Gideceğiz.”

Elif’in gözleri büyüdü: “Anne, nereye?”

“Bilmiyorum,” dedim. “Ama burada kalırsak ikimiz de mahvolacağız.”

Valizimizi hazırladık, sessizce kapıdan çıktık. Ay ışığı altında köyün dar yollarında yürürken kalbim deli gibi atıyordu. Arkamızdan köpekler havladı, ama ben hiç durmadım. Otobüs durağına vardığımızda Elif’in ellerini tuttum: “Korkma kızım. Artık özgürüz.”

Sabah olduğunda köyde fırtına kopmuştu. Komşuların dedikodusu hemen başlamıştı:

“Zehra kocasını bırakıp kaçmış!”

“Yazık Veysel’e, ne iyi adamdı!”

“Bir de kızı yanında götürmüş, yılan kadın!”

Bunları duymamak için telefonumu kapattım. Annemin eski dostu Şerife Abla’nın evine sığındık. Şerife Abla bana sarıldı: “Korkma kızım, burada güvendesiniz.” Ama köydeki dedikodular oraya da ulaştı. Bir gün markette karşıma çıkan komşum Emine yüzüme tükürür gibi konuştu:

“Senin gibi kadın yüzünden aileler dağılıyor! Kocan sana ekmek getirdi, başını sokacak ev verdi! Daha ne istedin?”

O an içimdeki öfke patladı: “Kimse benim neler yaşadığımı bilmiyor Emine! Her gece korkuyla uyumayı, çocuğumun gözyaşlarını silmeyi ister miydim sanıyorsun?”

Ama kimse dinlemedi. Herkes Veysel’e acıyordu. O ise köy kahvesinde oturup mağdur rolü oynuyor, “Ben elimden geleni yaptım, Zehra nankör çıktı” diyordu.

Elif yeni bir okula başladı şehirde. İlk günler çok zor geçti; arkadaşları ona tuhaf bakıyor, “Annen babanı niye terk etti?” diye soruyorlardı. Elif geceleri ağlıyordu: “Anne, keşke hiç gelmeseydik.”

Ben de her gece kendime soruyordum: Doğru mu yaptım? Kızımı bu kadar acıya sürüklemeye hakkım var mıydı? Ama sonra Veysel’in yumruğunu masaya indirdiği o geceleri hatırlıyordum; Elif’in korkudan titreyen ellerini…

Bir gün Elif okuldan geldiğinde sessizdi. Yanına oturdum: “Kızım, konuşmak ister misin?”

Uzun süre sustu, sonra gözyaşları içinde sarıldı bana: “Anne, ben seni anlıyorum. Babamın nasıl biri olduğunu biliyorum. Ama bazen keşke başka bir yol olsaydı diyorum.”

O an ona söz verdim: “Birlikte yeni bir hayat kuracağız kızım. Kimseye boyun eğmeyeceğiz.”

Aylar geçti. Şehirde küçük bir iş buldum; temizlik yapıyordum ama özgürdüm. Elif de yavaş yavaş alıştı yeni okuluna. Ama köyden gelen haberler hiç bitmedi. Bir gün amcam aradı:

“Zehra, geri dön kızım. Veysel perişan oldu. İnsanlar seni konuşuyor.”

“Amca,” dedim titreyen sesimle, “Ben yıllarca sustum. Kimse bana ‘Nasılsın?’ demedi. Şimdi neden dönmemi istiyorsunuz?”

Telefonun ucunda sessizlik oldu. Sonra amcam iç çekti: “Biliyorum kızım… Ama köyde kadınlar böyle yapmaz.”

İşte en çok bu cümle canımı acıttı: ‘Köyde kadınlar böyle yapmaz.’ Peki ya kadınlar ne yapar? Susar mı? Dayanır mı? Çocuklarını korumak için kaçmak suç mu?

Bir gece Elif’le balkonda otururken yıldızlara baktık.

“Anne,” dedi usulca, “Sen güçlü bir kadınsın.”

O an gözlerim doldu; çünkü ilk defa biri bana güçlü olduğumu söyledi.

Şimdi bazen aynaya bakıyorum ve kendime soruyorum: Ben bencil miydim? Yoksa sonunda cesaretimi mi buldum? Siz olsaydınız ne yapardınız? Kendi mutluluğunuz için savaşır mıydınız?