Komşumun Güllerime Savaş Açtığı Yaz

“Ayşe Hanım, bu böyle gitmez! Gülleriniz yüzünden kızım eve giremiyor!”

Komşum Emine Hanım’ın sesi, sabahın erken saatinde bahçemin duvarının üzerinden yankılandı. Elimdeki sulama kabı elimde donakaldım. Gözlerim, sabah güneşinde parlayan kırmızı güllerime kaydı. Onları ilk diktiğim günü hatırladım; toprakla uğraşmak, şehirde geçen yorucu haftalardan sonra bana huzur veriyordu. Oysa şimdi, kendi bahçemde, kendi emeğimle büyüttüğüm çiçeklerim için hesap vermek zorundaydım.

Eşim Mehmet, mutfak penceresinden olan biteni izliyordu. Göz göze geldik. Mehmet’in bakışında, “Yine mi?” der gibi bir yorgunluk vardı. Çünkü Emine Hanım, taşındığımızdan beri her şeye bir kulp bulmuştu: Çamaşır ipimizin yeri, köpeğimiz Karabas’ın havlaması, hatta çocukların bisiklet sürmesi… Ama bu seferki bambaşkaydı. Güllerim, benim için sadece bir süs değil, yıllardır özlemle büyüttüğüm bir hayaldi.

“Emine Hanım, kızınızın alerjisi varsa, doktoruna danışsanız daha iyi olmaz mı? Benim güllerim yıllardır burada, kimseye zararı olmadı,” dedim, sesimi titretmemeye çalışarak.

“Ben doktora da sordum! Gül poleniymiş. Kızım her geldiğinde hapşırıyor, gözleri şişiyor. Sizin yüzünüzden bahçeye çıkamıyoruz!”

O an içimde bir öfke kabardı. Kendi evimde, kendi bahçemde, başkasının rahatı için hayallerimden vazgeçmem mi gerekiyordu? Mehmet yanıma geldi, elini omzuma koydu. “Ayşe, büyütme. Birkaç gül için komşuyla aramızı bozmayalım,” diye fısıldadı.

Ama ben susmadım. “Emine Hanım, ben bu gülleri yıllardır büyütüyorum. Onlar benim çocuklarım gibi. Sizin kızınız için üzgünüm ama bahçemi yok edemem.”

Emine Hanım’ın yüzü kıpkırmızı oldu. “O zaman muhtara gideceğim! Bakalım ne diyecek!” diyerek arka kapıdan çıktı.

O gün bütün mahalleye yayıldı bu mesele. Bakkal Ali Amca bile bana yanaşıp, “Ayşe kızım, Emine Hanım çok dertli. Biraz anlayışlı olsan?” dedi. Sanki herkes Emine Hanım’ın tarafındaydı. Annem aradı, “Kızım, komşuyla kötü olma. Güllerini başka yere taşırsın,” dedi. Ama kimse bana sormuyordu: Ben ne hissediyorum?

Akşam olunca Mehmet’le tartıştık. “Ayşe, bak mahallede huzur önemli. Birkaç gül için değer mi?”

“Mehmet, bu birkaç gül değil! Benim emeğim, hayalim! Hep başkaları için mi fedakârlık yapacağım?”

Mehmet sustu. O gece sabaha kadar uyuyamadım. Bahçeye çıktım, güllerimin arasında dolaştım. Her birinin kokusunu içime çektim. Annemin bana çocukken anlattığı masalları hatırladım: “Bir gün kendi bahçende güllerin olacak,” derdi. Şimdi o hayali kaybetmek istemiyordum.

Ertesi gün muhtar geldi. Emine Hanım şikâyet etmiş. Mahallede küçük bir toplantı yapıldı. Herkes konuştu, herkes fikrini söyledi. Kimisi Emine Hanım’ı haklı buldu, kimisi bana destek oldu. Ama en çok canımı yakan, çocukların bana bakışlarıydı. Sanki kötü bir şey yapmışım gibi hissettim.

Muhtar sonunda sözü bana verdi: “Ayşe Hanım, siz ne diyorsunuz?”

Derin bir nefes aldım. “Ben bu bahçeyi yıllardır emekle büyüttüm. Güllerim benim için sadece çiçek değil; huzurum, mutluluğum, çocukluğumun hayali. Komşumun kızına zarar vermek istemem ama kendi hayatımdan da vazgeçemem. Çözüm bulmak istiyorum ama tek taraflı fedakârlık istemiyorum.”

Emine Hanım gözyaşlarını tutamadı: “Kızım her gece ağlıyor! Sadece biraz anlayış istiyorum.”

O an içimde bir şeyler kırıldı. Kendi mutluluğumla başkasının acısı arasında sıkışıp kalmıştım. Birkaç gün boyunca kimseyle konuşmadım. Bahçeye çıkmaya korkar oldum. Güllerime bakarken suçluluk hissettim.

Bir akşamüstü, Emine Hanım kapımı çaldı. Elinde bir tabak börek vardı. “Ayşe Hanım, ben de düşündüm… Belki başka bir çözüm buluruz? Güllerinizin olduğu yere tel çeksek, polen geçmez mi?”

İlk defa birlikte çözüm aradık. İnternetten araştırdık, bahçenin o kısmına ince bir file çektik. Emine Hanım’ın kızı rahatladı, ben de güllerimden vazgeçmedim.

Ama bu olay bana çok şey öğretti. Bazen kendi mutluluğumuz için savaşmamız gerekiyor; bazen de başkalarının acısını anlamak için bir adım geri atmak…

Şimdi bahçemde otururken, güllerimin kokusunu içime çekerken düşünüyorum: İnsan kendi evinde bile huzur bulamazsa, nerede bulacak? Siz olsanız ne yapardınız? Komşunuzun isteğiyle yıllarca emek verdiğiniz bir hayalden vazgeçer miydiniz?