Bir Anda Değişen Hayatım: Beklenmedik Bir Evlilik
“Yeter artık, Zeynep! Yine mi alışveriş?!” annemin sesi, telefonun hoparlöründen alışveriş merkezinin uğultusuna karışıyordu. Elimdeki poşetleri sıkıca kavrayıp yürüyen merdivenlere atladım. İnsanlar önümde yavaş yavaş ilerlerken, içimdeki öfke ve telaş birbirine karışıyordu. “Anne, şimdi konuşamam, acelem var!” dedim, ama annem susmadı. “Akşam eve geç kalma, baban sinirleniyor. Hem, şu Serkan’ı da bir düşün artık. Kız kısmı bu yaşta hâlâ bekar olur mu?”
Telefonu kapattım. Yine aynı baskı, yine aynı cümleler. 27 yaşındaydım ve ailem için hâlâ evde kalmıştım. Oysa ben, kendi ayakları üzerinde duran, özgür bir kadın olmak istiyordum. Ama İstanbul’da yalnız yaşamak, hele ki ailemin gözünde, neredeyse günah gibiydi. Bir an önce eve dönmem gerekiyordu, yoksa babam yine surat asacak, annem ise gözyaşlarıyla bana sitem edecekti.
Poşetlerle boğuşurken, taksi uygulamasından çağırdığım araç neredeyse anında geldi. Şoför, “Zeynep Hanım siz misiniz?” diye sordu. “Evet,” dedim, aceleyle arka koltuğa attım kendimi. Poşetler kucağımda, camdan dışarı bakarken, içimde bir huzursuzluk vardı. O sırada telefonum titredi. Serkan’dan mesaj: “Akşam konuşmamız lazım.”
Serkan’la üç yıldır birlikteydik. O da benim gibi ailesinin baskısı altındaydı. Her buluşmamızda, evlilik lafı açılırdı. Ama ben hazır değildim. Hayatımın kontrolünü kaybetmekten korkuyordum. Yine de, o akşam Serkan’la buluşmaya gittim. Kafede otururken, gözlerindeki ciddiyeti fark ettim.
“Zeynep, bak… Annemler artık çok baskı yapıyor. Ya evleniriz ya da bu ilişki biter diyorlar. Ben seni seviyorum ama daha fazla bekleyemem.”
Bir an nefesim kesildi. “Serkan, ben de seni seviyorum ama… Hazır değilim. Hayatımı bir anda değiştirmek istemiyorum.”
Serkan gözlerini kaçırdı. “O zaman kararını ver. Ya birlikteyiz ya da herkes kendi yoluna.”
O gece eve döndüğümde annem beni kapıda karşıladı. “Kızım, Serkan’la ne konuştunuz? Bak, baban da merak ediyor.” Babam ise salonda televizyonun sesini kısmış, göz ucuyla bana bakıyordu. “Ne zaman adam olacaksın Zeynep?” dedi sertçe.
O an içimde bir şeyler koptu. “Tamam!” dedim bağırarak. “Evleneceğim! Herkes rahat etsin!”
Evde bir sessizlik oldu. Annem gözyaşlarına boğuldu, babam ise başını salladı. O gece yatağımda sabaha kadar ağladım. Kendi hayatımı mı yaşıyordum, yoksa başkalarının istediği hayatı mı?
Düğün hazırlıkları başladı. Her şey o kadar hızlı gelişti ki, ne olup bittiğini anlamadan kendimi gelinlik provasında buldum. Annem mutlu, akrabalar gururlu, komşular ise “Zeynep de sonunda evleniyor” diye konuşuyordu. Ama ben aynada kendime bakarken, gözlerimdeki mutsuzluğu saklayamıyordum.
Serkan da gergindi. Ailesiyle sürekli tartışıyordu. Düğün günü gelip çattığında, annem saçlarımı tararken, “Bak kızım, evlilik kolay değil. Ama alışırsın. Biz de alıştık,” dedi. O an annemin yıllarca bastırdığı mutsuzluğunu ilk kez fark ettim.
Düğün salonunda herkes eğlenirken, ben bir köşede oturup olan biteni izliyordum. Serkan yanıma geldi. “İyi misin?” diye sordu. “İyiyim,” dedim yalan söyleyerek.
Evliliğimizin ilk ayı kabus gibiydi. Serkan işten geç geliyor, ben ise evde yalnız kalıyordum. Kayınvalidem sürekli arayıp “Torun ne zaman?” diye soruyordu. Annem ise “Kocana iyi bak” diye tembihliyordu.
Bir gün Serkan’la büyük bir kavga ettik. “Ben bu hayatı istemiyorum!” diye bağırdım. O da bana döndü: “O zaman neden evlendin?”
O an sustum. Çünkü cevabım yoktu.
Geceleri uykusuz kalıyor, sabaha kadar tavana bakıyordum. Kendi hayatımı yaşamak için ne zaman cesaretli olacaktım? Ailem için mi yaşıyordum, yoksa kendim için mi?
Bir gün annemi aradım. “Anne, mutsuzum,” dedim ağlayarak. Annem sustu, sonra sessizce “Alışırsın kızım,” dedi.
Ama ben alışmak istemiyordum.
Bir sabah valizimi topladım ve Serkan’a bıraktığım bir notla evi terk ettim. Anneme döndüm, ama bu kez başka bir Zeynep olarak. Artık kendi kararlarımı kendim verecektim.
Şimdi pencereden dışarı bakarken düşünüyorum: Hayatımızı başkaları için mi yaşıyoruz? Yoksa kendi mutluluğumuz için cesaret edebiliyor muyuz? Siz olsanız ne yapardınız?