Kızımın Gözyaşları: Bir Annenin Sessiz Çığlığı
“Anne, ben artık dayanamıyorum!” diye bağırdı Elif, gözyaşları yanaklarından süzülürken. O an, mutfakta bulaşık yıkarken ellerimden bir tabak kayıp yere düştü, paramparça oldu. Sanki o tabakla birlikte içimdeki umutlar da kırıldı. Elif’in sesi hâlâ kulaklarımda çınlıyor: “Neden ben? Neden bu kadar yalnızım?”
Yıllar önce eşimi kaybettiğimde, iki çocuğumla hayata tutunmaya çalıştım. Oğlum Murat, babasının yokluğunu içine atıp sessizce büyüdü. Ama Elif… O her zaman duygularını dışa vuran, hassas bir çocuktu. Eşim Ahmet’in ölümünden sonra evimizdeki sessizlik daha da derinleşti. Annem hep derdi ki, “Kadın başına çocuk büyütmek ateşten gömlek giymek gibidir.” Haklıymış.
Elif’in üniversiteye başlamasıyla her şeyin daha iyi olacağını sanmıştım. Ankara’ya taşındı, yeni arkadaşlar edindi. Ama pandemiyle birlikte eve döndü; odasına kapanıp saatlerce ağladığına defalarca şahit oldum. Bir gün kapısını çaldım, “Kızım, iyi misin?” dedim. Cevap vermedi. Kapının altından bir not uzattı: “Anne, lütfen beni anlamaya çalış.”
Bir anne olarak ne yapacağımı bilemedim. Komşumuz Şengül Abla, “Kızını bir psikoloğa götür” dedi. Ama Elif istemedi. “Ben deli miyim anne?” diye bağırdı bir gün. O an içimdeki çaresizlik büyüdü. Kendi annemden öğrendiğim tek şey vardı: Sabretmek. Ama sabır bazen yetmiyor.
Bir akşam Elif’in odasında ilaç kutuları buldum. Kalbim yerinden fırlayacak gibi oldu. Oğlum Murat’a anlattım. “Anne, ablamı rahat bırak. Herkesin bunalımı olur,” dedi umursamazca. Ama ben biliyordum; Elif’in gözlerindeki boşluk başka bir şeydi.
Bir gece Elif’le mutfakta karşılaştık. Gözleri şişmişti, elleri titriyordu.
— Kızım, ne olur anlat bana, dedim.
— Anne, ben bu dünyada fazlalık gibiyim. Kimse beni anlamıyor.
O an sarıldım ona, ama kollarımda sanki bir gölge vardı; Elif’in ruhu çoktan uzaklaşmış gibiydi.
Akrabalarımızdan biri aradı: “Elif niye hâlâ evlenmedi? Yaşı geçiyor.” İçimden bağırmak geldi: “Kızımın ruhu paramparça, siz hâlâ düğün dernek peşindesiniz!” Ama sustum. Çünkü bizim mahallede kadınlar susar, acılarını içine gömer.
Bir gün Elif’in telefonunda bir mesaj gördüm: “Hayat anlamsız geliyor.” Arkadaşına yazmıştı. O an dizlerimin bağı çözüldü. Kendi anneme koştum, “Anne, ben kızımı kaybediyorum,” dedim ağlayarak.
Annem bana sarıldı: “Kızım, dua et. Allah büyüktür.”
Ama dua etmek yetmiyordu artık. Elif’in odasında günlerce perdeler kapalı kaldı. Yemek yemedi, konuşmadı. Bir gece odasından gelen hıçkırıkları duydum. Kapıyı açtığımda yerde oturmuştu, ellerinde eski bir fotoğraf: Babasıyla çocukken çekilmişlerdi.
— Anne, babam olsa böyle olmazdı, dedi kısık sesle.
— Kızım, ben hep yanındayım.
— Ama sen anlamıyorsun! Kimse anlamıyor!
O an içimde bir şey koptu. Yıllarca güçlü olmaya çalıştım ama şimdi kızımın gözyaşları karşısında küçücük kaldım.
Bir sabah Elif kayboldu. Telefonu kapalıydı. Polis karakoluna koştum; ellerim titriyordu. Murat yanıma geldi:
— Anne, ablam intihar etmiş olmasın?
O an dünya başıma yıkıldı. Gözümde Elif’in küçüklüğü canlandı; ilk adımları, ilk sözcükleri…
Saatler sonra Elif’i eski mahallemizdeki parkta buldular. Bankta oturmuş, boş gözlerle gökyüzüne bakıyordu. Yanına koştum:
— Kızım! Neredesin sen?
— Anne… Sadece biraz nefes almak istedim.
Onu eve getirdim ama içimdeki korku dinmedi. O gece Elif’le uzun uzun konuştuk.
— Anne, ben bu dünyada kendime yer bulamıyorum.
— Kızım, herkesin hayatında karanlık dönemler olur.
— Ama benim karanlığım hiç bitmiyor.
O an karar verdim; ne olursa olsun yardım alacaktık. Ertesi gün Elif’i psikiyatriye götürdüm. Doktor hanım uzun uzun konuştu bizimle:
— Elif depresyonda ve intihar riski var.
O an gözyaşlarımı tutamadım. Yıllarca tek başıma mücadele ettim ama kızımı kurtaramayacak mıyım?
Tedavi başladı; ilaçlar, terapi seansları… Mahallede dedikodu yayıldı: “Ayşe Hanım’ın kızı akıl hastanesine yatmış!” Utandım mı? Evet! Ama kızımı kaybetmekten daha çok korktum.
Aylar geçti; Elif yavaş yavaş toparlandı. Bir gün bana sarıldı:
— Anne, iyi ki pes etmemişsin.
Ama hâlâ geceleri uykum kaçıyor; ya yine aynı karanlığa düşerse? Ya bu toplumun baskısı kızımı tekrar boğarsa?
Şimdi size soruyorum: Bir anne daha ne yapabilir? Kızının gözyaşlarını kim silebilir? Siz olsanız ne yapardınız?