Anneanne Evinde Bir Yaz: Çocuklarımın Erken Dönmek İstemesiyle Yüzleşmek
“Anne, lütfen bizi eve götür!”
Küçük kızım Elif’in sesi telefonda titriyordu. O an mutfakta çayımı karıştırırken, içimde bir şeyler kırıldı. Oysa bu yaz, çocuklarımı anneannelerine bırakıp birkaç gün nefes almayı planlamıştım. Eşim Serkan’la uzun zamandır baş başa kalamamıştık; iş, ev, çocuklar derken birbirimizi unutur olmuştuk. Anneannesiyle köyde geçirecekleri birkaç gün, hem onlar için bir macera hem de bizim için bir mola olacaktı. Ama işler hiç de planladığım gibi gitmedi.
Telefonun ucunda Elif’in sesi titriyordu: “Anne, burada çok sıkılıyoruz. Anneannem sürekli televizyon izlememizi istemiyor, dışarı çıkınca da komşunun çocukları bizimle oynamıyor. Canımız çok sıkıldı, lütfen bizi al.”
Bir an duraksadım. Annemin sesi arka planda duyuluyordu: “Kızım, çocuklar şehir hayatına alışmış, burada doğayla baş başa kalmayı bilmiyorlar. Sürekli telefon istiyorlar, ben de vermiyorum.” Annemin sesi yorgun ve biraz da kırgındı. Onun da hayal ettiği gibi gitmemişti bu yaz tatili.
Telefonu kapattıktan sonra mutfağın köşesine oturup uzun uzun düşündüm. Annemle aramda yıllardır süren sessiz bir çekişme vardı. O, çocukluğumda bana nasıl davranıyorsa, şimdi torunlarına da öyle davranıyordu: Disiplinli, kuralcı ama sevgisini göstermekte zorlanan bir kadın. Ben ise çocuklarımı daha özgür büyütmeye çalışıyordum. Ama şimdi, Elif ve Kerem’in mutsuzluğu karşısında ne yapacağımı bilemiyordum.
Serkan akşam eve geldiğinde ona her şeyi anlattım. “Belki de onları erken almalıyız,” dedi. “Çocuklar mutsuzsa orada kalmalarının anlamı yok.”
Ama içimde bir ses, “Peki ya annem? O da torunlarıyla vakit geçirmek istiyor. Onu üzmek istemiyorum,” diyordu. Annemle aramızdaki mesafe sadece kilometrelerle ölçülmüyordu; yılların biriktirdiği kırgınlıklar, farklı bakış açıları ve kuşak çatışmaları vardı aramızda.
O gece uyuyamadım. Çocuklarımın mutsuzluğu mu, annemin hayal kırıklığı mı daha ağır basıyordu? Sabah annemi aradım. “Anne, çocuklar biraz zorlanıyor galiba,” dedim çekinerek.
Annem içini çekti: “Kızım, ben onları çok seviyorum ama bana yabancı geliyorlar. Sürekli ellerinde telefon, bilgisayar… Benim çocukluğumda böyle miydi? Bahçede oynardık, çamura bulanırdık. Şimdi ise iki dakika dışarı çıkınca hemen eve dönmek istiyorlar.”
Bir an sustum. Annemin sesi yumuşadı: “Belki de ben de değişmeliyim. Ama yaşlandıkça insanın değişmesi zor oluyor.”
O an gözlerim doldu. Annemle aramızdaki mesafeyi ilk kez bu kadar net hissettim. Çocuklarımın mutluluğu için onları almaya karar verdim ama annemi de yalnız bırakmak istemiyordum.
Arabaya atlayıp köye gittim. Elif ve Kerem beni görünce sevinçle koşup sarıldılar ama gözlerinde bir mahcubiyet vardı. Annem kapıda durdu, yüzünde hem özlem hem de kırgınlık vardı.
“Anneciğim,” dedim sessizce, “Belki de bu yazı birlikte geçirmeliydik.”
Annem başını salladı: “Seninle konuşmak istedim ama hep acelem vardı. Şimdi ise torunlarınla vakit geçirmek istedim ama onlar bana yabancı geldi.”
O an anladım ki mesele sadece çocukların sıkılması değildi; üç kuşak arasındaki uçurumdu asıl sorun. Ben annemden farklı bir anne olmaya çalışırken, çocuklarım bambaşka bir dünyada büyüyordu.
Eve dönerken arabada sessizlik hakimdi. Elif camdan dışarı bakarken fısıldadı: “Anneanne bizi sevmiyor mu?”
Gözlerim doldu: “Hayır kızım, anneannen seni çok seviyor ama sevgisini göstermeyi bilmiyor belki de.”
Kerem arka koltuktan atıldı: “Bir dahaki sefere birlikte gidelim mi anne?”
O an karar verdim; aile olmak birlikte vakit geçirmekti, birbirimizi anlamaya çalışmaktı. Belki annemle aramızdaki uçurumu tamamen kapatamayacaktık ama en azından köprüler kurabilirdik.
Eve döndüğümüzde Serkan’a her şeyi anlattım. O da kendi annesiyle yaşadığı benzer sorunları anlattı. Meğer herkesin evinde benzer hikayeler yaşanıyormuş.
Şimdi düşünüyorum da; acaba biz anneler olarak çocuklarımızı korumaya çalışırken onları aile büyüklerinden uzaklaştırıyor muyuz? Yoksa eskiyle yeniyi buluşturmanın başka bir yolu var mı?
Sizce üç kuşak arasındaki bu mesafeyi nasıl aşabiliriz? Çocuklarımızı hem kendi değerlerimizle hem de onların dünyasıyla nasıl buluşturabiliriz?