Bir Gecede Değişen Hayat: Kızımın Dijital Dünyadaki Kayboluşu ve Benimle Yüzleşmem
“Baba, lütfen kızma… Ben sadece biraz eğlenmek istemiştim.”
Küçücük elleriyle gözyaşlarını silerken bana bakan Elif’in sesi hâlâ kulaklarımda çınlıyor. O an, zaman sanki dondu. Evin salonunda, elimde kredi kartı ekstresiyle ayakta kalakalmıştım. Gözlerim satır satır harcamalara kayarken, beynim anlamlandırmaya çalışıyordu: Binlerce lira… Hepsi online oyunlara gitmişti. Elif’in sekiz yaşında olduğunu, daha geçen hafta matematik ödevinde zorlandığını hatırladım. Nasıl olmuştu da bu kadar büyük bir hata yapabilmişti? Ya da asıl hata bende miydi?
O gece eşim Zeynep’le tartışmamız kaçınılmazdı. “Senin yüzünden!” diye bağırdı Zeynep, “Sürekli iştesin, çocukla ilgilenen ben oluyorum. Oyun oynarken yanında oturup ne yaptığına bakmak bu kadar mı zor?”
Kendimi savunacak gücüm yoktu. Haklıydı. Son aylarda işyerindeki krizler yüzünden eve geç geliyordum. Elif’i çoğu zaman tabletiyle baş başa bırakıyorduk. Ama yine de… Binlerce lira! Nasıl olurdu bu?
Elif odasında sessizce ağlıyordu. Kapısını çaldım. “Kızım, konuşmamız lazım.”
Başını yastığa gömmüş, hıçkırıklarını bastırmaya çalışıyordu. Yanına oturdum. “Neden yaptın bunu?” dedim, sesim titriyordu.
“Arkadaşlarımın hepsinin o oyunda özel kıyafetleri vardı. Benim hiç yoktu… Onlar bana dalga geçiyordu. Bir kere denedim, sonra… Sonra duramadım.”
O an içimdeki öfke yerini tarifsiz bir suçluluğa bıraktı. Kızımı koruyamamıştım. Onu anlamamıştım. Onun dünyasında neler olup bittiğini hiç merak etmemiştim.
Ertesi sabah bankayı aradım, harcamaların iptal edilip edilemeyeceğini sordum. “Maalesef,” dediler, “Bu tür ödemeler iade edilemiyor.”
Zeynep’le birlikte Elif’in okuluna gittik. Rehber öğretmen Ayşe Hanım’la konuştuk. “Bu yaşta çocuklar için dijital dünya çok cazip,” dedi Ayşe Hanım, “Ama ailelerin sınır koyması şart. Yoksa çocuklar gerçek ile sanalı ayırt edemiyor.”
Eve dönerken arabada sessizlik vardı. Zeynep camdan dışarı bakıyordu, ben ise direksiyonu sımsıkı tutuyordum. İçimdeki fırtına dinmiyordu.
O akşam ailece oturduk. Elif’e kızmadık ama ona yaptığının yanlış olduğunu anlattık. “Baba, ben çok korktum,” dedi Elif, “Bir daha yapmayacağım.”
Ama mesele sadece Elif’in hatası değildi ki… Benim de ona yeterince zaman ayırmamam, Zeynep’in yorgunluğu, evdeki iletişimsizlik… Hepsi üst üste gelmişti.
Bir hafta boyunca evdeki atmosfer değişti. Zeynep’le aramızda soğuk rüzgarlar esiyordu. Elif ise içine kapanmıştı. Akşamları birlikte yemek yerken kimse konuşmuyordu.
Bir gece Zeynep yanıma geldi. “Rıza,” dedi, “Biz nerede yanlış yaptık?”
Cevap veremedim. Çünkü bilmiyordum. Sadece bildiğim şey; kızımı kaybetmekten korkuyordum.
Bir çözüm bulmalıydık. Ertesi gün Elif’le birlikte dışarı çıktık. Parkta yürürken ona kendi çocukluğumu anlattım: “Bizim zamanımızda sokakta oynardık, misketlerimiz vardı… Şimdi her şey ekranda.”
Elif başını kaldırdı: “Baba, ben de misket oynamak isterim.”
O an gözlerim doldu. Kızımı dijital dünyanın yalnızlığına terk etmiştim. Onunla gerçek hayatta vakit geçirmemiştim.
O günden sonra evde yeni kurallar koyduk: Akşamları birlikte oyun oynayacaktık; masa oyunları, kartlar, hatta misketler… Tablet ve telefon sadece belirli saatlerde kullanılacaktı.
İlk başta zor oldu. Elif sıkıldı, Zeynep bazen eski alışkanlıklarına döndü. Ama zamanla birbirimize alıştık. Akşamları kahkahalar yükselmeye başladı evimizden.
Ama kredi kartı borcu hâlâ oradaydı. Her ay ödemeye çalışırken içimde bir sızı oluyordu. Bazen Elif’e bakıp “Acaba affetmeli miyim?” diye düşünüyordum; bazen de kendime kızıyordum: “Asıl suçlu sensin!”
Bir gün okuldan bir veli toplantısı için çağrıldık. Diğer veliler de aynı dertten muzdaripti: Çocuklar online oyunlara para harcıyor, aileler ne yapacağını bilemiyordu.
Ayşe Hanım toplantıda söz aldı: “Çocuklarımızı suçlamak kolay,” dedi, “Ama asıl mesele onlara güvenli bir dijital ortam sunmak ve onlarla iletişim kurmak.”
O an anladım ki yalnız değildik. Türkiye’de binlerce aile aynı sorunla boğuşuyordu.
Aylar geçti… Borcumuzu ödedik, Elif eski neşesine kavuştu. Zeynep’le ilişkimiz güçlendi; artık birbirimize daha çok vakit ayırıyorduk.
Ama bazen geceleri hâlâ düşünüyorum: Eğer o gece ekstreme bakmasaydım ne olurdu? Ya da Elif bana her şeyi anlatmasaydı? Biz ebeveynler olarak dijital dünyaya ne kadar hazırlıklıyız? Çocuklarımızı gerçekten koruyabiliyor muyuz?
Siz olsaydınız ne yapardınız? Affetmek mi daha zor, yoksa kendini affetmek mi?