Artık Dayanamıyorum: Bir Kadının Sessiz Çığlığı

“Artık dayanamıyorum,” dedim kendi kendime, ellerim titrerken mutfak masasının kenarına tutunarak. O gece yine geç gelmişti, üzeri sigara kokuyordu ve salonda, televizyonun karşısında uyuyakalmıştı. Sabah olduğunda, içimde biriken öfkeyle değil, tarifsiz bir yorgunlukla yanına oturdum. Kahvaltı masasının başında, gözlerini benden kaçırarak kahvesini karıştırıyordu.

“Ali, bana ne oluyor? Neden böyle olduk?” dedim, sesim çatallandı. O ise gözlerini yere indirdi, dudaklarının kenarı titredi. “Ne demek istiyorsun Zeynep?” dedi, sesi buz gibiydi. “Her şey yolunda.”

Her şey yolunda mıydı gerçekten? Annem geçen hafta aramıştı, “Kızım, Ali’yle aranız nasıl? Komşular konuşuyor,” demişti. Komşular… Herkesin gözü üzerimizdeydi sanki. Herkesin bildiği ama kimsenin konuşmadığı bir sır gibi evimizin duvarlarına sinmişti bu sessizlik.

Ali’yle on yıl önce evlendik. O zamanlar gözlerinde umut vardı, bana bakınca gülümserdi. Şimdi ise aramızda görünmez bir duvar vardı. O duvarı ne zaman ördük, bilmiyorum. Belki de ben her şeyi sineye çekerken, o da kendi içine kapanırken örüldü bu duvar.

Bir sabah işe giderken kapıda ayakkabısını giyerken, “Akşam geç geleceğim,” dedi. “Toplantım var.” Yalan söylediğini biliyordum. Telefonuna gelen mesajları gördüm geçen hafta; bir kadın adı: Elif. Kalbim sıkıştı o an. Sormadım. Çünkü korktum. Gerçeği duymaktan korktum.

O akşam annem aradı yine. “Zeynep, kızım bak, evlilikte olur böyle şeyler. Erkekler bazen uzaklaşır ama sen sabret. Sakın yuvanı bozma.” Annemin sesi kulaklarımda çınladı. Yuvamı bozmak… Ben mi bozuyordum yuvamı? Ali’nin bana yabancılaşması benim suçum muydu?

Bir gece Ali eve geldiğinde cesaretimi topladım. “Ali, bana doğruyu söyle. Biri mi var?” dedim. Gözleri büyüdü, bir an için şaşırdı ama hemen toparlandı. “Saçmalama Zeynep,” dedi ve banyoya kapandı.

O gece uyuyamadım. Tavanı izledim saatlerce. İçimde bir boşluk vardı; ne ağlayabiliyor ne de öfkelenebiliyordum. Sabah olduğunda aynada kendime baktım; gözlerimin altı morarmıştı. Kendimi tanıyamadım.

Bir gün işten erken çıktım ve eve geldim. Kapıyı açtığımda içeriden fısıltılar duydum. Salona girdiğimde Ali telefondaydı, sesi yumuşaktı: “Tamam Elif, akşam görüşürüz.” Beni görünce irkildi.

“Kimle konuşuyorsun?” dedim.

“İşten biri,” dedi hemen, sesi titriyordu.

O an anladım; artık kandırılmak istemiyordum. İçimde bir şey koptu. Annemin sözleri aklıma geldi: “Kadın susarsa yuva dağılmaz.” Ama ben susmak istemiyordum artık.

O gece Ali’yle yüzleştim. “Bak Ali,” dedim, “Beni kandırma artık. Ne istiyorsan söyle.”

Ali başını eğdi, uzun süre sustu. Sonra fısıldar gibi konuştu: “Zeynep, ben de bilmiyorum ne olduğunu… Sanki boğuluyorum bu evde.”

Gözlerim doldu ama ağlamadım. “Ben de boğuluyorum Ali,” dedim sessizce.

Ertesi gün annemlere gittim. Annem beni kapıda görünce şaşırdı. “Ne oldu kızım?” dedi endişeyle.

“Anne,” dedim, “Ben mutsuzum.”

Annem ellerimi tuttu, gözleri doldu. “Kızım, sabret,” dedi yine.

Ama ben sabretmek istemiyordum artık.

Bir hafta boyunca Ali’yle aynı evde iki yabancı gibi yaşadık. Akşamları televizyonun karşısında sessizce oturduk; aramızda kilometrelerce mesafe var gibiydi.

Bir gün işyerinden arkadaşım Ayşe ile buluştum. Ona her şeyi anlattım; Elif’i, Ali’nin uzaklaşmasını, annemin baskısını… Ayşe elimi tuttu: “Zeynep,” dedi, “Senin de mutlu olmaya hakkın var.”

O gece eve döndüğümde Ali salonda oturuyordu yine. Yanına oturdum.

“Ali,” dedim, “Biz ne olduk?”

Ali derin bir nefes aldı. “Bilmiyorum Zeynep… Belki de birbirimizi kaybettik.”

Gözlerimden yaşlar süzüldü bu kez.

“Ben artık böyle yaşamak istemiyorum,” dedim titreyen bir sesle.

Ali başını salladı; ilk defa gözlerinde pişmanlık gördüm.

O gece uzun uzun konuştuk; geçmişimizi, hayallerimizi, korkularımızı… İlk defa birbirimize dürüst olduk.

Sabah olduğunda kararımı vermiştim; ya bu evlilikte kendimi bulacaktım ya da kendi yoluma gidecektim.

Şimdi bu satırları yazarken hâlâ korkuyorum ama ilk defa umutluyum da… Çünkü biliyorum ki susmak çözüm değil.

Siz olsaydınız ne yapardınız? Bir kadının mutluluğu için neleri göze alırdınız? Lütfen düşüncelerinizi paylaşın; belki bir başka Zeynep’e cesaret olursunuz.