Kızımın Beni Ölü Bilmeyi Seçtiği Gün

“Anne, lütfen artık arama. Benim için yoksunuz.”

Telefonun ucundaki Elif’in sesi titriyordu ama kararlıydı. O an, kalbimde bir şeyin koptuğunu hissettim. 25 yıl boyunca gözümden sakındığım, her derdine koştuğum kızım, beni ve babasını hayatından silmişti. O an, mutfağın ortasında yere çöktüm. Ellerim titredi, gözlerim karardı. Eşim Mehmet içeri girdiğinde, elimde telefonla sessizce ağlıyordum.

“Ne oldu Hatice?”

“Bitti Mehmet… Elif artık bizim kızımız değilmiş.”

Mehmet’in yüzü bembeyaz oldu. O da benim gibi Elif’in üstüne titrerdi. “Ne demek bu? Ne yaptı kızımız?”

Ona Elif’in söylediklerini anlatırken, her kelimede boğazım düğümlendi. Elif, İstanbul’da tanıştığı nişanlısı Murat’a ve onun ailesine, annesiyle babasının yıllar önce trafik kazasında öldüğünü söylemişti. Bizim varlığımızdan hiç bahsetmemişti. Hatta kendi soyadını bile değiştirmişti. Murat’la gizlice evlenmiş, yeni ailesine sıfırdan bir hayat kurmuştu.

Mehmet’in gözleri doldu. “Biz ne yaptık Hatice? Nerede hata yaptık?”

O gece uyuyamadım. Geçmişe gittim; Elif’in çocukluğuna, ilk okula başladığı güne, üniversiteyi kazandığında ona sarıldığım ana… O kadar çok emek verdik ki! Küçük bir köyde büyüdük biz. Hayatımız zordu ama Elif’e hep daha iyisini sunmaya çalıştık. Okusun, büyük şehirlerde kendi ayakları üzerinde dursun istedik. Onun için tarlada daha fazla çalıştık, gece gündüz demeden para biriktirdik.

Ama şehir başka bir dünya… Elif İstanbul’a gidince değişmeye başladı. Önce başörtüsünü çıkardı, sonra köyden arayan akrabalarına mesafeli davrandı. Biz anlam veremedik; “Gençtir, kendi yolunu buluyor,” dedik. Ama bu kadarını asla beklemedik.

Bir hafta sonra, komşumuz Ayşe abla aradı. “Hatice, kızını televizyonda gördüm! Düğünleri olmuş, ne güzel giyinmiş maşallah!”

Dünyam bir kez daha başıma yıkıldı. Düğün fotoğraflarına baktım; Elif’in yanında Murat’ın annesiyle babası vardı, ama biz yoktuk. Hatta Elif’in sosyal medya hesabında “Ailem artık Murat’ın ailesi” yazıyordu.

Mehmet sinirden duvara yumruk attı. “Biz ona ne yaptık ki böyle davransın?”

Bir gün cesaretimi topladım ve Elif’i görmek için İstanbul’a gittim. Kapısını çaldım; açan Murat oldu.

“Buyurun?” dedi kibarca.

“Ben… Elif’in annesiyim.”

Murat’ın yüzü dondu. “Ama… Elif’in annesi-babası vefat etmişti?”

O an Elif kapıda belirdi. Göz göze geldik. Gözlerinde korku ve utanç vardı.

“Anne… Lütfen git.”

“Murat’a neden yalan söyledin? Biz ölmedik ki kızım!”

Elif başını eğdi. “Bunu burada konuşamayız.”

Murat şaşkınlıkla Elif’e döndü: “Elif? Bu kadın kim?”

Elif’in gözlerinden yaşlar süzüldü. “Ben… Özür dilerim Murat. Annem bu.”

O an Murat’ın annesi de kapıya geldi. “Ne oluyor burada?”

Elif’in sesi titriyordu: “Anneciğim… Ben… Size yalan söyledim. Ailem yaşıyor.”

Bir anda ortalık karıştı. Murat’ın annesi bağırmaya başladı: “Bize nasıl yalan söylersin? Biz seni evlat bildik!”

Ben ise orada öylece kaldım; ne kızımı sarılabildim ne de kendimi anlatabildim.

O gece Elif’ten uzun bir mesaj geldi:

“Anneciğim,
Sizden utanmıyorum ama korkuyorum. Murat’ın ailesi çok farklı insanlar; köyden geldiğimi bilselerdi beni kabul etmezlerdi. Hep daha iyi bir hayat istedim ama bunun için sizi silmek zorunda kaldım. Affedin beni.”

O mesajı defalarca okudum. İçimde öfke, kırgınlık ve acı birbirine karıştı. Mehmet ise günlerce konuşmadı.

Köyde herkes konuşmaya başladı: “Hatice’nin kızı annesini inkâr etmiş!” dediler. Pazarda arkamdan fısıldaştılar, camide bana acıyan gözlerle baktılar.

Bir gün annem bana sarıldı: “Kız evlat böyledir Hatice… Bazen kendi yolunu seçer ama annesini unutmaz.”

Ama ben unutulmuştum işte! Her gece Elif’in çocukluğunu düşünüyorum; bana sarıldığı günleri, birlikte ekmek yaptığımız sabahları… Şimdi ise bir yabancı gibiyiz.

Aylar geçti. Elif’ten haber alamadım. Bir gün posta kutusunda bir zarf buldum: Elif’ten bir mektup.

“Anneciğim,
Sana çok şey borçluyum ama kendi hayatımı kurmak için sizi geride bırakmak zorunda kaldım. Belki bir gün beni anlarsın… Seni hep seveceğim.”

O mektubu okurken gözyaşlarım sel oldu.

Şimdi her sabah pencereden dışarı bakıyorum; belki Elif gelir diye… Ama gelmiyor.

Kızımı kaybettim mi? Yoksa ona daha fazla mı sahip çıkmalıydım? Bir anne olarak nerede yanlış yaptım? Siz olsanız ne yapardınız?