Bir Kadının Sessiz Çığlığı: Zeynep’in Kaçışı ve Kapalı Kapılar Ardında Kalan Hayatlar
“Ne olur, Elif… Sadece bu gece. Çocuklar çok korktu. Başka gidecek yerim yok.”
Zeynep’in sesi titriyordu. Kapının önünde, gece yarısı, iki çocuğu kollarına sarmış, gözleri yaşlı… O an içimde bir şeyler koptu. Yıllardır görmediğim, çocukluk arkadaşım Zeynep’in bu halde kapıma gelmesi…
Ama arkamdan Murat’ın sesi yükseldi: “Kimmiş gelen?”
Kelimeler boğazıma düğümlendi. “Zeynep… Eski arkadaşım. Biraz yardıma ihtiyacı var.”
Murat kapıya yaklaştı, yüzünde rahatsız bir ifade vardı. “Elif, gece gece başımıza iş mi alacaksın? Bizim de çocuğumuz var. Kim bilir ne der komşular?”
Zeynep’in gözleri Murat’a takıldı. Bir anlık sessizlik… Sonra usulca, “Lütfen…” dedi.
O an, içimdeki vicdanla Murat’ın endişeleri arasında sıkışıp kaldım. Zeynep’in yüzündeki morlukları, çocukların korkudan titreyen ellerini gördüm. Ama Murat’ın bakışları sertti; kararlıydı.
“Bak Elif,” dedi Murat, “ben istemiyorum. Burası bizim evimiz. Başkalarının sorunlarını buraya taşıyamayız.”
Zeynep’in gözlerinden yaşlar süzüldü. “Sadece bir gece… Sonra giderim. Yemin ederim.”
Murat başını iki yana salladı. “Yok, olmaz. Kusura bakma Zeynep, ama bizim de düzenimiz var.”
O an içimde bir fırtına koptu. Zeynep’e sarılmak, onu içeri almak istedim. Ama Murat’ın önünde durdum; ellerim titriyordu.
“Zeynep…” dedim kısık sesle, “belki başka bir yere gidebilirsin… Ben sana para vereyim, taksi çağırayım…”
Zeynep’in gözleri dondu. Çocuklar ağlamaya başladı. O an kendimden nefret ettim.
Zeynep’in hikayesini biliyordum aslında. Yıllar önce üniversitede tanışmıştık; o zamanlar neşeli, hayat dolu bir kızdı. Sonra Ali ile evlendi; başlarda her şey yolundaydı. Ama zamanla Ali değişti. Önce sözlü şiddet başladı, sonra fiziksel… Zeynep bana anlatmazdı; ama gözlerindeki korkuyu görürdüm.
Bir gün bana mesaj atmıştı: “Elif, bazen ölmek istiyorum.” O zaman anlamamıştım ne kadar ciddi olduğunu.
Şimdi ise karşımda, iki çocuğuyla birlikte kaçmış, sığınacak bir yer arıyordu.
Murat ise hâlâ kararlıydı. “Bak Elif,” dedi tekrar, “bizim ailemiz önemli. Başkalarının sorunlarını eve taşımak istemiyorum.”
O an Murat’a bakarken içimde öfke ve çaresizlik birbirine karıştı. Ona hak vermek istiyordum; evet, ailemizi korumak zorundaydık. Ama ya Zeynep? Ya o çocuklar?
Zeynep’in elini tuttum. “Bak,” dedim fısıltıyla, “ben sana para vereyim, bir otelde kal… Sabah birlikte bir çözüm buluruz.”
Zeynep başını eğdi. “Teşekkür ederim,” dedi sessizce.
Cebimden para çıkarıp eline sıkıştırdım. Taksi çağırdım; çocuklarıyla birlikte arabaya binerken bana son kez baktı.
“Beni affet Elif,” dedi.
O an içimde bir şeyler öldü sanki.
Taksi uzaklaşırken Murat kapıyı kapattı. “Bak,” dedi, “böyle şeylere karışmak iyi değildir. Sonra başımıza iş alırız.”
O gece uyuyamadım. Zeynep’in gözleri aklımdan gitmedi. Kendi kendime sordum: Biz nasıl bu kadar bencil olduk? Komşuluk, dostluk, dayanışma nerede kaldı?
Sabah ilk iş Zeynep’i aradım; telefonu kapalıydı. Otellere baktım; hiçbirinde kaydı yoktu. Polis merkezini düşündüm ama cesaret edemedim.
Günler geçti; Zeynep’ten haber alamadım. İçimdeki suçluluk duygusu büyüdü.
Bir akşam annem aradı: “Kızım, Zeynep’in başına kötü bir şey gelmiş diyorlar mahallede…”
Dizlerimin bağı çözüldü.
O gece Murat’la tartıştık. “Senin yüzünden!” diye bağırdım ona. “Bir kadını ve iki çocuğu kapıdan çevirdik! Ya başlarına bir şey geldiyse?”
Murat öfkeliydi: “Ben ailemi korudum! Sen de annenin evine gitmek istiyorsan buyur git!”
O an düşündüm: Biz ailemizi korurken insanlığımızı mı kaybediyoruz?
Geceleri uyuyamaz oldum; her yağmur yağdığında Zeynep ve çocukları aklıma geldi.
Bir sabah kapımız çaldı; polislerdi. Zeynep’i bulmuşlardı; bir kadın sığınma evindeymiş. Çocukları iyiymiş ama Zeynep’in psikolojisi bozulmuştu.
Polis bana sordu: “O gece neden yardım etmediniz?”
Cevap veremedim.
Şimdi her gün aynaya bakarken kendime soruyorum: Bir kadının hayatını kurtaracakken neden korktum? Toplumun baskısı mı, yoksa kendi korkularımız mı bizi bu kadar acımasız yapıyor?
Siz olsaydınız ne yapardınız? Kapınızı çalan bir kadına yardım eder miydiniz yoksa kendi huzurunuz için onu geri mi çevirirdiniz?