Küllerimden Doğan Hayat: Bir Kadının Sessiz Çığlığı

“Yeter artık!” diye bağırdım, sesim evin duvarlarında yankılandı. O an, mutfağın ortasında, elimde kırık bir tabakla kalakaldım. Annem, kapının aralığından korkuyla bakıyordu. Babam ise yine televizyonun karşısında, umursamazca çayını yudumluyordu. “Ne var yine Zeynep? Yine neyin var?” dedi babam, gözlerini ekrandan ayırmadan. İçimdeki öfke ve çaresizlik birbirine karıştı.

Ben Zeynep. 34 yaşındayım. Hayatım boyunca hep başkalarının isteklerine göre yaşadım. Üniversiteyi kazanmak istemiştim ama babam “Kız kısmı okuyup da ne olacak?” dediği için liseyi bitirir bitirmez beni komşunun oğlu Murat’la evlendirdiler. O gün bugündür kendi hayatımı yaşadığımı hiç hissetmedim.

Murat’la evliliğimizin ilk yıllarında umutluydum. Belki severim, belki alışırım diyordum. Ama Murat’ın sevgisi, ilgisi bir süre sonra yerini ilgisizliğe, sonra da öfkeye bıraktı. İşten yorgun dönerdi, surat asar, en ufak bir şeyde bağırır çağırırdı. Bir gün bana ilk kez elini kaldırdığında, içimde bir şeyler kırıldı. Anneme anlattığımda “Kocandır, idare et” dedi. “Boşanmak ayıp olur, herkes ne der?”

Yıllar geçti. İki çocuğum oldu: Elif ve Yusuf. Onlar için katlandım her şeye. Ama her geçen gün biraz daha tükendim. Murat’ın işsiz kaldığı dönemde evin bütün yükü bana kaldı. Temizliklere gittim, komşuların çocuklarına baktım. Akşam eve döndüğümde ise yine Murat’ın öfkesine maruz kaldım.

Bir sabah, Elif’in gözlerinde korkuyu gördüm. Babasının bağırışlarından saklanmıştı odasına. O an anladım ki çocuklarım için iyi bir anne olamıyorum; çünkü kendim için iyi olamıyorum.

O günün akşamı, mutfakta otururken elimdeki bıçağa uzun uzun baktım. “Belki de kurtuluş budur,” dedim içimden. Gözyaşlarım süzüldü yanaklarımdan. Tam o anda telefonum çaldı. Arayan eski lise arkadaşım Derya’ydı. “Zeynep, aklıma geldin, nasılsın?” dedi. Sesi öyle sıcak ve samimiydi ki… Birden içimde bir umut kıvılcımı yandı.

Derya ile buluştuk birkaç gün sonra. Bana kadın dayanışma derneğinden bahsetti. “Bak Zeynep,” dedi, “yalnız değilsin. Biz varız.” O an ilk defa biri bana gerçekten yardım etmek istiyordu.

Gizlice derneğe gitmeye başladım. Orada benim gibi nice kadın vardı; kimi kocasından şiddet görmüş, kimi ailesinin baskısından kaçmış… Herkesin hikayesi farklıydı ama acımız ortaktı.

Bir gün dernekten dönerken Murat beni kapıda karşıladı. “Nereden geliyorsun?” diye sordu sertçe. Yalan söyledim: “Elif’in okulundan.” Ama gözlerimden anladı bir şeylerin ters gittiğini.

O gece kavga ettik. Bağırdı, çağırdı, hatta çocukların önünde hakaret etti bana. O an kararımı verdim: Gidecektim bu evden.

Ertesi sabah çocukları okula bırakıp derneğe gittim. Oradaki avukat bana yol gösterdi: “Korkma Zeynep, devletin sana sunduğu haklar var.” İlk kez kendimi güçlü hissettim.

Bir hafta sonra çocuklarımla birlikte kadın sığınma evine yerleştik. İlk gecemizde Elif yanıma sokulup “Anne, artık babam bize kızmayacak değil mi?” dediğinde gözyaşlarımı tutamadım.

Sığınma evinde yeni bir hayata başladık. Kolay olmadı; hem maddi hem manevi olarak çok zorlandık. Ama her geçen gün biraz daha güçlendim. Derya hep yanımdaydı; bana iş bulmamda yardımcı oldu. Bir tekstil atölyesinde çalışmaya başladım.

Aylar geçti… Kendi ayaklarım üzerinde durmayı öğrendim. Çocuklarım okula devam etti; Elif’in yüzü gülmeye başladı, Yusuf artık geceleri kabus görmüyordu.

Bir gün annem aradı: “Kızım, dön evine… İnsanlar konuşuyor.” İçimde bir öfke kabardı: “Anne,” dedim, “ben artık kendi hayatımı yaşıyorum.” O an ilk kez kendimi özgür hissettim.

Murat ise boşanmayı kabul etmedi başta; tehditler savurdu, çocukları almakla tehdit etti… Ama yılmadım. Avukatımla birlikte mücadele ettim ve sonunda boşandık.

Şimdi küçük bir evde çocuklarımla yaşıyorum. Hala zorluklar var; bazen geçinemiyoruz, bazen yalnızlık çok ağır geliyor… Ama her sabah uyandığımda aynada kendime bakıp “Başardın Zeynep,” diyorum.

Hayat bana ikinci bir şans verdi; ben de bu şansı değerlendirmeye çalışıyorum.

Bazen düşünüyorum: Acaba başka kadınlar da benim gibi cesaret edebilir mi? Siz olsaydınız ne yapardınız? Hayatınızda hiç böyle bir dönüm noktası yaşadınız mı?