Aşk Acıttığında: Bir Annenin Cesaret Hikayesi
“Bunu kabul etmiyorum, Elif! Sağlıksız bir çocuk doğuramazsın!” Adnan’ın sesi mutfakta yankılandı, annesi Gülseren Hanım ise gözlerini benden kaçırıyordu. O an, içimde bir şeylerin koptuğunu hissettim. Karnımdaki bebeğin kalbinde bir delik vardı; doktorun sesi hâlâ kulaklarımda çınlıyordu: “Bebeğinizin yaşama şansı düşük olabilir, ama imkânsız değil.”
O gece, Adnan’la ilk defa bu kadar büyük bir tartışma yaşadık. “Elif, bu çocuk doğarsa hayatımız mahvolur. Annem de öyle diyor. Düşün, herkes ne der?” dediğinde, gözlerimden yaşlar süzüldü. “Herkes ne der?” diye tekrarladım içimden. Benim için önemli olan herkes değil, karnımdaki canımdı.
Kayınvalidem Gülseren Hanım ertesi sabah erkenden odama geldi. “Bak kızım,” dedi, sesi buz gibiydi, “Bizim ailemizde böyle şeyler olmaz. Adnan’ın geleceğini düşünmek zorundayız. Sen de gençsin, yeniden anne olursun.” O an, içimdeki annelik duygusu öyle bir kabardı ki, sanki aslan kesildim. “Ben bu çocuğu doğuracağım,” dedim titreyen sesimle.
O günden sonra evdeki hava değişti. Adnan bana dokunmaz oldu, Gülseren Hanım ise her fırsatta iğneleyici laflar ediyordu. Annemle konuşmak istedim ama babamın hastalığı yüzünden zaten zor durumdalardı. Onlara yük olmak istemedim. Yalnızdım.
Geceleri bebeğimin kalp atışlarını hissetmeye çalışırken, gözyaşlarım yastığımı ıslatıyordu. Bir gece Adnan’ın telefonunu karıştırırken annesine yazdığı mesajları gördüm: “Elif inat ediyor, ne yapacağız? Bunu doğurursa rezil oluruz.” O an içimdeki sevgi yerini öfkeye bıraktı.
Bir sabah Adnan işteyken Gülseren Hanım yine odama girdi. “Bak Elif,” dedi, “Sana yardım etmek istiyorum. Bir doktora gidelim, bu işi halledelim.” Yani kürtajdan bahsediyordu. Ellerim titredi. “Benim çocuğumdan vazgeçmemi mi istiyorsunuz?” diye bağırdım. O an kapıda komşumuz Ayşe Abla belirdi, sesleri duymuş olmalıydı.
Ayşe Abla beni mutfağa çekti. “Kızım,” dedi, “Senin yanında kimse yoksa ben varım. Sakın yalnız hissetme.” O an ilk defa biri bana sarıldı ve ağladım. Ayşe Abla’nın desteğiyle güç buldum.
Hamileliğim ilerledikçe Adnan’la aramızdaki mesafe büyüdü. Bir gün eve geç geldiğinde üstünde başka bir kadının parfümünü hissettim. “Nereden geliyorsun?” diye sordum. “İşim vardı,” dedi soğukça. O an anladım ki artık sadece bebeğim ve ben vardık.
Doğuma iki hafta kala Adnan evi terk etti. Gülseren Hanım ise bana bir not bırakıp memlekete gitti: “Seninle uğraşamam.” O gece Ayşe Abla yanıma geldi, elimi tuttu. “Korkma Elif, birlikte başaracağız.”
Doğum sancılarım başladığında hastaneye tek başıma gittim. Annemi aradım ama babam fenalaşmıştı, gelemiyordu. Hastane koridorunda tek başıma otururken içimdeki korku ve çaresizlikle savaşıyordum.
Bebeğim dünyaya geldiğinde doktorlar hemen yoğun bakıma aldı. Küçücük bir kalp, hayata tutunmaya çalışıyordu. Onu ilk gördüğümde gözlerimden yaşlar süzüldü: “Hoş geldin oğlum… Yiğit’im…”
Hastanede geçen günler boyunca Adnan’dan tek bir haber gelmedi. Gülseren Hanım ise telefonlarıma cevap vermedi. Sadece Ayşe Abla her gün yanıma geldi, bana yemek getirdi, moral verdi.
Bir gece yoğun bakımda alarm çaldı. Hemşireler koşuştururken kalbim yerinden çıkacak sandım. Doktor yanıma geldi: “Yiğit’in durumu kritik ama mücadele ediyor.” O an oğlumun ne kadar güçlü olduğunu anladım.
Bir hafta sonra Yiğit’in durumu biraz düzeldiğinde Adnan hastaneye geldi. Yüzünde pişmanlık yoktu. “Bu çocukla uğraşamam Elif,” dedi soğukça, “Hayatımı mahvetmeni istemiyorum.” O an içimdeki tüm sevgi öldü.
Boşanma davası açtım. Annem ve babam yanımda olmasa da Ayşe Abla bana aile oldu. Yiğit’in ameliyatları için para bulmak zorundaydım; gündüzleri bir pastanede çalışmaya başladım, geceleri oğlumun başında sabahladım.
Her şeye rağmen Yiğit yaşama tutundu. İlk adımlarını attığında gözyaşlarımı tutamadım; o küçücük elleriyle bana sarıldığında tüm acılarımı unuttum.
Şimdi Yiğit altı yaşında ve hâlâ kalp kontrolleri devam ediyor ama o hayata sımsıkı tutunuyor. Ben ise artık korkmuyorum; yalnızlığın ne demek olduğunu öğrendim ama asla pes etmedim.
Bazen geceleri pencereden yıldızlara bakarken kendi kendime soruyorum: Bir anne olmak için ne kadar güçlü olmak gerekir? Siz olsaydınız benim yerimde ne yapardınız?