Kendi Doğum Günümde Kendi Hayatımı Seçmek: Bir Kadının Sessiz İsyanı
“Ne demek gidiyorsun? Hem de doğum gününde?”
Eşim Murat’ın sesi, mutfağın duvarlarında yankılandı. Elimdeki çay bardağı titredi, neredeyse yere düşecekti. O an, içimde yıllardır biriken bütün cümleler, boğazıma düğümlendi. Annem, salondan seslendi: “Kızım, ne oluyor orada?”
Derin bir nefes aldım. “Anne, bu sene doğum günümü kendim kutlamak istiyorum. Yalnız başıma. Birkaç günlüğüne Ayvalık’a gideceğim.”
Murat’ın gözleri büyüdü, dudakları titredi. “Ailen ne der? Annemler, babamlar… Herkes seni bekliyor. Senin doğum günün bizim için de önemli!”
İçimde bir fırtına koptu. Yıllardır kendi isteklerimi hep ertelemiştim. Her doğum günümde, evimizde kalabalık sofralar kurulur, herkes gelir, ben ise mutfakta koşturur, pastayı bile başkaları için keserdim. Kimse bana ne istediğimi sormazdı. Hep başkalarının mutluluğu için yaşadım.
Bu yıl ise kırk yaşıma basıyordum. İçimde bir şeyler değişmişti. Artık kendi hayatımı yaşamak istiyordum.
Murat’ın sesiyle irkildim: “Senin yerinde başka kadın olsa, böyle bir şeyi aklından bile geçirmezdi. Ayıp değil mi?”
Gözlerim doldu. “Ayıp olan ne Murat? Kendi doğum günümde kendi istediğim gibi kutlamak mı? Yıllardır hep sizin istediğiniz gibi yaşadım. Bir kere de ben kendim için bir şey yapmak istiyorum.”
Annem salona geldi, gözlerinde endişe vardı. “Kızım, bak herkes seni bekliyor. Komşulara da haber verdik. Ayşe Teyze’nin kızı bile gelecekmiş. Herkes senin doğum gününü kutlamak için geliyor.”
İçimden bir çığlık kopmak üzereydi. “Anne, ben artık başkalarının beklentilerine göre yaşamak istemiyorum!”
Babam da araya girdi: “Bak kızım, aile dediğin fedakarlık ister. Senin mutluluğun bizimle olmak değil mi?”
O an sustum. Gözlerimden yaşlar süzüldü. Yıllardır içimde tuttuğum her şey dökülmek üzereydi.
Odamda valizimi hazırlarken, kızım Elif kapıdan kafasını uzattı. “Anne, gerçekten gidiyor musun?”
Başımı salladım. “Evet kızım. Bazen insanın kendisiyle baş başa kalması gerekir.”
Elif’in gözleri doldu. “Ama ben sensiz ne yapacağım?”
Yanına oturdum, saçlarını okşadım. “Büyüdüğünde anlayacaksın Elif. Bazen anneler de yorulur, bazen onlar da kendileri için bir şey yapmak ister.”
O gece evde kimse konuşmadı. Annem surat asmıştı, babam televizyonun sesini gereksiz yere açmıştı. Murat ise odadan hiç çıkmadı.
Sabah erkenden kalktım, valizimi aldım. Kapıdan çıkarken annem arkamdan seslendi: “Kızım, bak pişman olursun sonra!”
Dışarıda hava serindi ama içimde garip bir huzur vardı. Otobüse bindiğimde telefonum susmak bilmedi: Murat arıyor, annem mesaj atıyor, babamdan kısa bir mesaj: “Aile her şeydir.” Hepsini sessize aldım.
Ayvalık’a vardığımda denizin kokusu içime doldu. İlk defa kendim için bir şey yapmanın huzurunu hissettim. Sahilde yürürken içimdeki yüklerin hafiflediğini fark ettim.
Ama akşam olunca yalnızlık çöktü üstüme. Otel odasında otururken annemin sesi kulağımda yankılandı: “Kızım, aileden uzak olmak insanı eksik bırakır.” Gözlerim doldu ama bu yalnızlık bana iyi geliyordu.
Ertesi gün Murat’tan bir mesaj geldi: “Elif ağlıyor, annen hasta oldu stresten. Dön artık.”
Bir an tereddüt ettim. Vicdan azabı içimi kemirdi. Ama sonra aynada kendime baktım: Gözlerimin altında yılların yorgunluğu vardı.
O akşam Ayvalık’ın dar sokaklarında yürürken yaşlı bir kadınla karşılaştım. Bana gülümsedi: “Kızım, yalnız mısın?” dedi.
Başımı salladım. “Evet teyze.”
Kadın elimi tuttu: “Bazen insan yalnız kalınca kendini bulur. Ben de yıllar önce böyle kaçmıştım İstanbul’dan buraya.”
Gülümsedim. “Ailem beni anlamıyor.”
Kadın başını salladı: “Aile bazen anlamaz kızım. Ama sen kendini anlamazsan kimse anlamaz.”
O gece uzun uzun düşündüm. Belki de ilk defa gerçekten ne istediğimi sorguladım.
Üçüncü günün sabahında telefonum çaldı: Elif arıyordu.
“Anne, seni özledim.”
“Ben de seni özledim kızım.”
“Ne zaman döneceksin?”
“Yarın sabah oradayım.”
Telefonu kapattığımda gözyaşlarımı tutamadım. Evet, ailem beni anlamamıştı ama ben artık kendimi anlamaya başlamıştım.
Eve döndüğümde Murat kapıda bekliyordu. Suratında öfke ve kırgınlık vardı.
“İyi misin?” diye sordu soğuk bir sesle.
“İyiyim,” dedim kararlılıkla.
Annem sarıldı bana ama gözlerinde hala kırgınlık vardı.
O akşam sofrada sessizlik hakimdi. Kimse konuşmadı ama ben içimde bir huzur hissettim.
Belki de ilk defa kendi hayatımı seçmiştim.
Şimdi size soruyorum: Siz hiç kendi mutluluğunuz için ailenizin beklentilerine karşı geldiniz mi? Bir kadın olarak kendi hayatınızı seçmek neden bu kadar zor?