Eski Kayınvalidem Yanımda: Annemin Yerine Geçen Kadın ve Oğlum İçin Verdiğimiz Mücadele
“Emir’i bana bırakmayacaksın, değil mi?” diye fısıldadım, gözyaşlarımı tutmaya çalışarak. Şükran Hanım’ın elleri titreyerek ellerimi tuttu. “Senin annen yok, kızım. Ben varım. Emir’i de seni de bırakmam,” dedi kararlı bir sesle. O an, içimdeki bütün korkular bir anlığına dağıldı ama biliyordum ki asıl fırtına daha yeni başlıyordu.
Üç yıl önceydi. Kocam Serkan’la evliliğimiz, onun işsizliği ve sürekli borçları yüzünden çatırdamıştı. Sonunda bir gece, tartışmalarımızdan birinin ardından Serkan evi terk etti. Oğlum Emir o zaman altı yaşındaydı. Bir sabah uyandığında babasının odası boştu. “Baba nerede?” diye sorduğunda, boğazıma bir yumru oturdu. “İşi çıktı, oğlum,” diyebildim sadece.
Serkan’ın gidişiyle birlikte hayatımızda büyük bir boşluk oluştu. Ailem başka şehirdeydi, annem yıllar önce vefat etmişti. Babam ise kendi hastalıklarıyla uğraşıyordu. O günlerde en büyük korkum, oğlumun babasız büyümesiydi. Ama asıl korkum, tek başıma bu yükün altından kalkamayacağımdı.
İşte tam o günlerde Şükran Hanım kapımı çaldı. Elinde bir tabak börekle, gözlerinde endişeyle bana baktı. “Kızım, ben sana annelik yapamadım belki ama torunum için buradayım,” dedi. O an içimde bir şeyler kırıldı; ona sarıldım ve saatlerce ağladım.
Ama Serkan’ın ailesiyle ilişkilerim her zaman gergindi. Kayınpederim Halil Bey, boşanmamızı asla kabullenemedi. “Sen bizim ailemizi dağıttın!” diye bağırdı bir gün evimize geldiğinde. Şükran Hanım ise sessizce gözyaşı döktü. O günden sonra Halil Bey bizimle konuşmadı.
Emir’in okul masrafları, ev kirası, faturalar… Hepsi üst üste geliyordu. İş bulmak için çırpındım ama Emir’i bırakacak kimsem yoktu. Bir gün iş görüşmesine giderken Emir’i Şükran Hanım’a bıraktım. Döndüğümde Emir’in ateşi çıkmıştı, Şükran Hanım başında bekliyordu. “Senin annen olamadım ama torunuma bakarım,” dedi yine.
Serkan’dan hiçbir haber yoktu. Ne aradı ne de nafaka gönderdi. Avukat tuttum ama mahkemeler süründürdü durdu. Bir gün icra memurları kapıya geldi; Serkan’ın borçları yüzünden evdeki eşyalarımıza el koyacaklardı. O an Şükran Hanım elindeki altın bilezikleri çıkarıp memura uzattı: “Bunları alın, çocuk yatağını bırakın!”
Mahallede dedikodular başladı: “Kocası kaçtı, kayınvalidesiyle yaşıyor.” Herkes arkamdan konuşuyordu ama Şükran Hanım dimdik yanımda durdu. Bir gün markette kasada param yetmediğinde, arkamdan sessizce cüzdanını uzattı ve “Kızım, utanma. Biz aileyiz,” dedi.
Emir büyüdükçe babasını daha çok sormaya başladı. Bir gece yatağında ağlarken yanına oturdum. “Baba neden yok?” diye sorduğunda cevap veremedim. Şükran Hanım içeri girdi, Emir’in saçlarını okşadı: “Baban uzaklarda ama annen burada, ben buradayım oğlum.”
Bir gün Serkan’ın başka bir şehirde yeni bir hayat kurduğunu öğrendik. Ne aradı ne de oğlunu sordu. O gece Şükran Hanım’la mutfakta otururken gözyaşlarımı tutamadım: “Ben oğlunu senden daha çok sevdim galiba,” dedi ve ellerimi tuttu.
Ama asıl sınavımız mahkemede oldu. Serkan’ın ailesinden bazıları velayet davası açmakla tehdit etti. Halil Bey, “Emir bizim soyadımızı taşıyor, onu sana bırakmayız!” diye bağırdı mahkeme koridorunda. Şükran Hanım ise bana sarıldı: “Korkma kızım, ben senin yanındayım.”
Mahkeme günü geldiğinde elim ayağım titriyordu. Avukatımız savunmasını yaparken gözüm sürekli Şükran Hanım’daydı. O ise başını dik tutmuş, bana güven veren bakışlarla bakıyordu. Hakim kararını açıkladığında nefesimi tuttum: Velayet bende kalmıştı.
O gün eve dönerken Emir bana sarıldı: “Anne, artık her şey güzel olacak mı?” diye sordu. Gözlerim doldu; “Bilmiyorum oğlum ama birlikteyiz ya, yeter,” dedim.
Şimdi aradan yıllar geçti. Emir liseye başladı, ben ise küçük bir iş buldum. Şükran Hanım hâlâ yanımızda; bazen kendi oğluna kırgınlığını anlatıyor ama en çok da bana “Sen benim kızım oldun,” diyor.
Hayat bazen insanı en beklemediği yerden sınar; bazen de en umulmadık kişiden güç verir. Ben annemi küçük yaşta kaybettim ama Allah bana ikinci bir anne gönderdi.
Siz hiç size kan bağı olmayan birinin gerçek aileniz olduğunu hissettiniz mi? Ya da hayatınızda sizi en zor anınızda tutan biri oldu mu? Yorumlarda paylaşır mısınız?