Beş Yıl Sonra: Kocamın Sevgilisine Bir Mektup

“Senin yüzünden mi oldu, yoksa biz zaten bitmiş miydik?” diye sordum kendi kendime, o gece yine uykusuz kalıp tavana bakarken. Beş yıl geçti aradan. Hâlâ adını söyleyemiyorum; hâlâ içimde bir sızı, bir öfke. Sen, kocamın sevgilisi… Ya da belki de sadece bir hayal kırıklığısın artık.

O geceyi hatırlıyor musun? Benim dünyam başıma yıkılırken, senin için her şey yeni başlıyordu. Mutfağın köşesinde, ellerim titreyerek telefonunu karıştırırken buldum kendimi. “Seni özledim, canım…” yazıyordu mesajda. O an içimde bir şeyler koptu. Annemden öğrendiğim sabır, babamdan aldığım güven, hepsi bir anda yok oldu sanki.

Eşim, Murat… Onunla üniversitede tanışmıştık. Hayatımın aşkı sanmıştım. İlk çocuğumuz Elif doğduğunda gözlerindeki mutluluğu unutamam. Ama sonra iş stresi, geçim derdi, İstanbul’un bitmeyen trafiği ve yorgunluğu… Biz birbirimize yabancılaştık. Sen ise hayatımıza bir fırtına gibi girdin.

O gün Murat eve geç gelmişti. Yüzünde suçlulukla karışık bir huzur vardı. “Bir şey mi oldu?” dedim. Gözlerime bakamadı. “Yorgunum,” dedi sadece. O an anladım; bir şeyler değişmişti. Sonra telefonunu buldum, mesajlarını okudum. Seninle olan fotoğrafınızı gördüm; Kadıköy’de bir kafede gülüşüyordunuz. O gülüş bana hiç ait olmamıştı.

İlk başta seni suçladım. Kadınlar hep birbirini suçlar ya… “O kadın olmasaydı, Murat böyle yapmazdı,” dedim kendi kendime. Anneme anlattım; o da aynı şeyi söyledi: “Kızım, erkekler hata yapar ama kadınlar yuvayı yıkan olur.” Oysa şimdi düşünüyorum da, belki de biz çoktan kaybetmiştik birbirimizi.

Sana mektup yazmaya karar verdim çünkü içimdeki öfkeyi başka türlü atamıyorum. Seninle hiç yüzleşmedim; ne bir telefon açtım ne de karşı karşıya geldik. Ama her gece kafamda seninle tartıştım, sana bağırdım, seni suçladım. Şimdi ise sadece sormak istiyorum: Mutlu musun? O adam için değer miydi?

Murat’la ayrıldık. Boşanma süreci kabus gibiydi. Elif ve küçük oğlum Kerem’in gözlerindeki korkuyu unutamıyorum. Onlara babalarının başka bir kadını sevdiğini nasıl anlatabilirdim? Annem bana destek olmaya çalıştı ama o da kendi acısıyla boğuşuyordu; kızının evliliği bitmişti sonuçta.

Bir gün Elif yanıma geldi ve “Anne, babam neden artık bizimle yaşamıyor?” diye sordu. O an boğazım düğümlendi, gözlerim doldu. “Bazen büyükler anlaşamaz kızım,” dedim sadece. Ama içimde fırtınalar kopuyordu.

Murat’ı kaybettikten sonra hayat daha da zorlaştı. İş bulmam gerekti; yıllardır ev hanımıydım. Bir markette kasiyer olarak başladım. Her gün sabah altıda kalkıp çocukları okula hazırladım, sonra işe koştum. Akşam eve döndüğümde yorgunluktan bitap düşüyordum ama yine de çocuklarım için güçlü olmaya çalıştım.

Seninle ilgili haberleri de duydum tabii… Murat’la bir süre birlikte olmuşsunuz ama sonra ayrılmışsınız. Arkadaşlarım anlattı; Murat’ın yeni bir sevgilisi varmış şimdi. Belki de sen de benim gibi aldatıldın, kim bilir? Hayat böyle işte; döngü hiç bitmiyor.

Bazen seni merak ediyorum; geceleri yalnız kaldığında pişmanlık duyuyor musun? Yoksa hâlâ kendini haklı mı görüyorsun? Ben ise artık öfkemi bırakmaya çalışıyorum. Çünkü anladım ki, asıl kaybeden ben değilim; asıl kaybeden güveni, sevgiyi ve aileyi hiçe sayanlar.

Bir gün markette kasada çalışırken eski komşumuz Ayşe Abla geldi. Bana sarıldı, “Sen çok güçlü bir kadınsın,” dedi. O an ağlamamak için kendimi zor tuttum. Evet, güçlüydüm ama içimde hâlâ kırık dökük bir kadın vardı.

Çocuklar büyüdü; Elif bu yıl liseye başladı, Kerem ise hâlâ babasını özlüyor ama artık daha az soruyor onu. Murat bazen arıyor, çocukları görmeye geliyor ama aramızda eskiye dair hiçbir şey kalmadı.

Şimdi sana yazarken düşünüyorum: Keşke o gün Murat’ı değil de kendimi seçseydim; keşke onun sevgisini kaybetmekten korkmak yerine kendi değerimi bilseydim…

Hayat devam ediyor; ben de devam ediyorum. Belki bir gün affederim seni de, Murat’ı da… Ama şunu bilmeni isterim: Sen artık sadece kötü bir anısın benim için.

Peki sizce insan gerçekten affedebilir mi? Yoksa bazı yaralar asla kapanmaz mı?