Aile Sofrasında Bayıldım: Eşimin İlgisizliği ve Anneliğin Yalnızlığı

“Zeynep, iyi misin? Yüzün bembeyaz oldu!” Annemin sesi, mutfakta yankılandı. Elimdeki çay tepsisi titredi, gözlerim karardı. Bir anlığına her şey sustu; sonra yere düşen bardakların sesiyle birlikte ben de yere yığıldım. O an, tüm ailemin gözleri önünde bayıldım.

Kendime geldiğimde, başımda annem, ablam ve kayınvalidem vardı. Emre ise uzaktan bana bakıyordu; yüzünde endişeden çok şaşkınlık vardı. “Ne oldu Zeynep? Aç mı kaldın sen yine?” dedi kayınvalidem, sesi hafif alaycıydı. Annem ise elimi sıktı, “Kızım, kaç gündür doğru düzgün uyumuyorsun, bu böyle gitmez!” dedi.

Oysa kimse bilmiyordu; geceleri Defne ağladığında Emre ya horluyordu ya da kulaklıkla dizi izliyordu. İlk başta ona kızmaya bile çekindim. “Belki de çok yorgundur,” dedim kendi kendime. Ama günler geçtikçe, uykusuzluk gözlerimi yakmaya başladığında, içimde bir öfke büyüdü. Defne’nin altını değiştirirken ellerim titriyor, süt sağarken gözlerim kapanıyordu.

Bir gece daha… Defne ağladı. Emre’yi dürttüm: “Bir kere de sen kalkar mısın? Gözlerim yanıyor, başım dönüyor.” Emre yüzünü yastığa gömdü: “Yarın işim var Zeynep, sabah erken kalkacağım. Sen zaten evdesin, gündüz uyursun.” O an içimde bir şey koptu. Ben de çalışıyordum; doğum iznim bitince işe dönecektim. Ama ona göre evde olmak demek, dinlenmek demekti.

Aile toplantısı günü geldiğinde, sabaha kadar Defne’yle uğraşmıştım. Göz altlarım morarmıştı ama kimseye belli etmemeye çalıştım. Annem sofrayı kurarken yardım ettim, kayınvalidem börekleri dizdi. Emre ise salonda amcasıyla futbol konuşuyordu. Bir ara yanına gittim: “Emre, Defne’ye biraz bakar mısın? Biraz uzansam iyi olacak.” Yüzüme bile bakmadan, “Şimdi olmaz Zeynep, maçın en heyecanlı yeri,” dedi.

İşte o an… O an içimdeki tüm yorgunluk, öfke ve yalnızlık birikti ve mutfakta bayıldım.

Bayılmamdan sonra herkes bana acıyan gözlerle baktı ama kimse Emre’ye tek kelime etmedi. Annem beni odada dinlendirirken, kayınvalidem salonda Emre’ye dönüp “Zeynep biraz nazlıdır,” dedi. O an içimdeki isyan büyüdü. Ben nazlı değildim; ben tükenmiştim.

Gece eve döndüğümüzde Emre sessizdi. Defne’yi yatağına yatırdım, banyoda aynaya baktım: Gözlerim kan çanağı gibiydi. O an karar verdim; bu böyle gitmeyecekti.

Ertesi sabah Emre’ye döndüm: “Emre, ben artık bu yükü tek başıma taşıyamam. Ya bana yardım edersin ya da bu evde birlikte yaşamamızın bir anlamı kalmaz.” Emre önce sustu, sonra öfkeyle bağırdı: “Sen de abartıyorsun! Herkes çocuk büyütüyor! Annem üç çocuk doğurdu, hiç böyle olmadı!”

Gözlerim doldu: “Senin annenin yanında babaannen vardı, teyzelerin vardı! Ben burada tek başıma kaldım! Sen ise sadece izliyorsun!”

O gün ilk defa kavga ettik. Sesimiz Defne’nin ağlamasına karıştı. Komşular kapıyı tıklattı; ben ağladım, Emre sustu.

Bir hafta boyunca konuşmadık. Annem her gün aradı: “Kızım iyi misin?” Kayınvalidem ise Emre’yi arayıp “Zeynep biraz naz yapıyor galiba,” dedi durdu.

Bir gece Defne ateşlendi. Panikledim; Emre’yi uyandırdım: “Hastaneye gitmemiz lazım!” Emre ilk defa telaşlandı; Defne’yi kucağına aldı. O gece hastanede sabahladık. Doktor, “Bebeklerde olur böyle şeyler ama annenin de çok yorgun olduğu belli,” dedi.

Eve döndüğümüzde Emre bana ilk defa teşekkür etti: “Ben hiç anlamamışım Zeynep… Özür dilerim.” Ama özür yetmedi; çünkü içimdeki kırgınlık büyüktü.

Bir gün annemle konuştum: “Anne, ben ne yapacağım? Boşanmayı bile düşündüm.” Annem sustu; sonra gözleri doldu: “Kızım, sen güçlü bir kadınsın ama yalnız kalmak zorunda değilsin. Gerekirse bizimle gelirsin; yeter ki kendini harcama.”

O gece uzun uzun düşündüm. Evliliğim için mi savaşıyordum yoksa sadece ayakta kalmak için mi? Ertesi sabah Emre’ye döndüm: “Birlikte bir aile olacaksak, sorumlulukları paylaşmalıyız. Yoksa ben bu yükün altında ezilirim ve Defne de bundan etkilenir.” Emre bu kez sessizce başını salladı.

Aylar geçti; Emre yavaş yavaş değişmeye başladı. Defne’nin altını değiştirmeyi öğrendi, geceleri bazen o kalktı. Ama içimdeki yara hâlâ tazeydi.

Şimdi Defne altı aylık oldu; ben ise hâlâ bazen yalnız hissediyorum ama artık susmuyorum. Aile sofralarında sessizce gülümsemek yerine, hissettiklerimi söylüyorum.

Bazen düşünüyorum: Bir kadın neden anneliğin yükünü tek başına taşımak zorunda kalır? Eşler neden ekip olamaz? Sizce bu değişir mi? Yoksa biz kadınlar hep yalnız mı kalacağız?