Kızımın Gözünde Yetersiz Bir Anne Olmak: Emekli Bir Kadının Sessiz Çığlığı
“Anne, neden bana hiç destek olmuyorsun? Herkesin annesi-babası yardım ediyor, sen ise sadece susuyorsun!”
Elif’in sesi mutfakta yankılandı. Ellerim titreyerek çay bardağını tezgâha bıraktım. Gözlerim doldu, ama ağlamamaya çalıştım. O an, yıllardır içimde biriktirdiğim suçluluk duygusu boğazıma düğümlendi. Kızımın gözlerinde gördüğüm öfke ve hayal kırıklığı, beni paramparça etti.
Benim adım Gülten. 67 yaşındayım, emekli öğretmenim. Kızım Elif’i 45 yaşında, yıllarca süren tedavilerden ve hayal kırıklıklarından sonra kucağıma aldım. O gün, hayatımın en mutlu günüydü. Ama şimdi, Elif’in bana böyle bakması… Sanki bütün fedakârlıklarım bir anda silinmişti.
Elif’in eşi Baran’ın ailesi varlıklı insanlar. Kayınvalidesi Nermin Hanım ve kayınpederi Haluk Bey, tekstil işiyle uğraşıyorlar; her ay gençlere destek oluyorlar. Onlara araba aldılar, evlerinin eşyalarını yenilediler, hatta geçen ay yazlıkta tatil bile ayarladılar. Ben ise emekli maaşımla zar zor geçiniyorum. Eşim Ahmet’i üç yıl önce kaybettim; onun maaşı da kesilince iyice daraldık.
O akşam Elif’in sesi hâlâ kulaklarımda çınlıyordu:
“Anne, Baran’ın ailesi olmasa biz ne yapardık? Senin hiç mi imkanın yok? Bazen kendimi çok yalnız hissediyorum.”
Ona ne diyebilirdim ki? “Kızım, ben de isterdim sana yardım etmeyi,” dedim kısık sesle. “Ama biliyorsun, babanı kaybettik… Benim maaşım yetmiyor.”
Elif gözlerini kaçırdı, dudaklarını büzdü. “Biliyorum anne… Ama bazen keşke başka bir ailede doğsaydım diyorum.”
O an içimde bir şeyler koptu. Yıllarca çocuğum olsun diye dua ettim; Elif’i büyütmek için gecemi gündüzüme kattım. Onun için ikinci işlerde çalıştım, özel dersler verdim. Okulda kalıp defter kontrol ettim, evde dikiş diktim… Ama şimdi kızım bana ‘keşke başka bir ailede doğsaydım’ diyordu.
Gece boyunca uyuyamadım. Tavanı izlerken geçmişi düşündüm: Elif’in doğumunu, ilk adımlarını, ilkokulda okuma bayramındaki heyecanını… O zamanlar maddi durumumuz daha iyiydi; Ahmet çalışıyordu, ben de yeni emekli olmuştum. Ama hayat işte… Bir anda her şey değişiyor.
Ertesi sabah Elif aramadı. Ben de arayamadım; gururum el vermedi. Komşum Şükran Hanım’a uğradım. O da benim gibi yalnız yaşıyor.
“Gülten abla, senin kızın çok şanslı aslında,” dedi Şükran Hanım. “Sen ona sevgi verdin, emek verdin. Parayla ölçülmez ki bunlar.”
Ama Elif’in gözünde ölçülüyordu işte…
Bir hafta sonra Elif’ten mesaj geldi: “Anne, kusura bakma o gün söylediklerim için. Çok stresliyim son zamanlarda.”
İçimde bir buruklukla cevap yazdım: “Önemli değil kızım. Herkesin sıkıntısı var.”
Ama içimdeki yara kapanmadı.
Bir gün Elif ve Baran’ı yemeğe çağırdım. Sofrada sessizlik hakimdi. Baran utangaç bir şekilde konuştu:
“Gülten Teyze, Elif bazen kendini baskı altında hissediyor. Ben de biliyorum sizin imkanınız yok… Ama onun da morali bozuk.”
Elif başını eğdi. “Anne, seni üzmek istemedim,” dedi sessizce.
O an dayanamadım:
“Elif, ben sana her şeyimi verdim. Belki zenginlik veremedim ama sevgimi verdim. Babanla birlikte seni büyütmek için elimizden geleni yaptık. Şimdi bana böyle söylemen çok acı…”
Elif’in gözleri doldu. “Biliyorum anne… Ama insan bazen kıyaslamadan edemiyor.”
Baran araya girdi: “Elif’in kayınvalidesiyle annesini kıyaslaması doğru değil bence. Herkesin şartları farklı.”
Ama Elif susuyordu.
Yemekten sonra mutfağı toplarken Elif yanıma geldi:
“Anne, bazen kendimi çok yetersiz hissediyorum. Baran’ın ailesi her şeyi önümüze seriyor; ben ise sana yük oluyorum gibi hissediyorum.”
Ona sarıldım. “Kızım, ben senin yükün değilim; sen benim en büyük mutluluğumsun.”
Ama içimde hâlâ bir sızı vardı.
O gece yine uyuyamadım. Pencereden dışarı bakarken kendi kendime sordum: Biz anneler ne zaman yeterli oluruz? Çocuklarımızın gözünde hep eksik mi kalacağız? Sevgiyle büyütmek yetmiyor mu artık?
Belki de bu çağda annelik sadece fedakârlıkla ölçülmüyor… Belki de çocuklarımızın beklentileri değişti; belki de biz anneler olarak kendimizi affetmeyi öğrenmeliyiz.
Şimdi size soruyorum: Sizce bir anne ne zaman yeterli olur? Çocuklarımızın gözünde değerimizi nasıl koruyabiliriz? Yoksa bu çağda annelik hep eksik mi kalacak?